
Generalsekretär Islamische Gemeinschaft Millî Görüş | Genel Sekreter İslam Toplumu Millî Görüş | Secretary-General Islamic Community Millî Görüş @igmgorg
Köln, Deutschland
Joined June 2016
- Tweets4.4K
- Following912
- Followers2.3K
- Likes2.7K
(FR) Le fusillade survenue à #Trappes et à La Verrière, près de #Paris, qui a fait un mort et cinq blessés, nous a tous profondément bouleversés. Parmi les blessés se trouve également un enfant de 12 ans. Adressant mes plus sincères condoléances aux proches de la personne décédée, je souhaite un prompt rétablissement aux blessés.
Le Parquet national antiterroriste (Pnat) s'est saisi de l'enquête et cherche à déterminer si les victimes ont été ciblées en raison de leurs origines ou de leur appartenance religieuse. Alors que le président de la République, Emmanuel Macron, a qualifié cet acte d'« attaque terroriste raciste », le maire de Trappes, Ali Rabeh, a particulièrement insisté sur un possible mobile islamophobe.
Il convient d'attendre les conclusions de l'enquête. Néanmoins, nous ne pouvons négliger un autre aspect : un discours dans lequel les musulmans et les immigrés sont continuellement présentés comme une menace pour l'identité nationale, la sécurité ou l'ordre public entraîne inévitablement des conséquences. Comme l'a également souligné le Conseil français du culte musulman (CFCM), désigner sans cesse certaines composantes de la société comme une « menace intérieure » peut contribuer à la normalisation de la haine.
Il nous incombe, en tant que musulmans, de ne pas nous replier sur la peur, mais au contraire de documenter rigoureusement ces attaques et crimes de haine, de suivre attentivement les procédures judiciaires et d'insister sur un discours qui renforce la paix sociale. Tout aussi essentiel que la sécurité, il s'agit de préserver ensemble un espace public où personne n'est pris pour cible en raison de sa religion ou de ses origines.
(TR) #Paris yakınlarındaki #Trappes ve La Verrière’de bir kişinin öldüğü, beş kişinin yaralandığı silahlı saldırı hepimizi derinden sarstı. Yaralılar arasında 12 yaşında bir çocuk da bulunuyor. Hayatını kaybeden kişinin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum.
Fransa Ulusal Terörle Mücadele Savcılığı soruşturmayı devraldı ve mağdurların kökenleri veya dinî aidiyetleri nedeniyle hedef alınıp alınmadığını araştırıyor. Cumhurbaşkanı Macron saldırıyı “ırkçı terör saldırısı” olarak nitelendirirken, Trappes Belediye Başkanı Ali Rabeh olası İslamofobik saiki özellikle vurguladı.
Soruşturmanın sonucunu beklemek gerekiyor. Fakat bir başka meseleyi de gözden kaçıramayız: Müslümanların ve göçmenlerin sürekli olarak ulusal kimliğe, güvenliğe veya toplumsal düzene yönelik bir tehdit gibi sunulduğu bir dilin sonuçları vardır. CFCM’nin de dikkat çektiği gibi, toplumun belirli kesimlerini sürekli “iç tehdit” olarak göstermek nefretin normalleşmesine katkıda bulunabilir.
Biz Müslümanlara düşen de korkuya kapanmak değil; saldırıları ve nefret suçlarını titizlikle belgelemek, hukuki süreçleri takip etmek ve toplumsal barışı güçlendiren bir dilde ısrar etmektir. Güvenlik kadar önemli olan, insanların dini veya kökeni nedeniyle hedef hâline gelmediği bir kamusal alanı birlikte koruyabilmektir.
(D) 65 Jahre nach Beginn der #Arbeitsmigration können wir mit Dankbarkeit und Stolz auf das Erreichte blicken. Aus den sogenannten Gastarbeitern von damals ist eine feste Größe unserer Gesellschaft geworden. Heute sind Menschen mit türkischen Wurzeln in Deutschland und in vielen anderen europäischen Ländern in allen Bereichen des gesellschaftlichen Lebens aktiv: in der Wirtschaft und Medizin, in Bildung und Wissenschaft, in Politik, Kultur, Sport und Religion sowie im ehrenamtlichen Engagement. Die dritte und vierte Generation ist hier geboren und aufgewachsen. Dieses Land ist ihre Heimat.
Umso mehr bedauern wir, dass Menschen trotz jahrzehntelanger Beiträge für dieses Land weiterhin Ausgrenzung, Vorurteile und Benachteiligung bei der Arbeits- oder Wohnungssuche und im Alltag erfahren. Es bedrückt uns zutiefst, dass auch heute noch viele das Gefühl haben, nicht als selbstverständlicher Teil dieser Gesellschaft anerkannt zu werden.
Der Jahrestag sollte Anlass sein, die Lebensleistung der ersten Generation zu würdigen und gemeinsam entschlossen gegen jede Form von Hass und Ausgrenzung einzutreten. Politik, Medien und Zivilgesellschaft sind gleichermaßen gefordert, für ein respektvolles Miteinander, gleiche Teilhabe und Chancengleichheit zu sorgen. Wir als IGMG werden uns weiterhin für ein Zusammenleben einsetzen, das auf gegenseitigem Respekt und Gerechtigkeit beruht.
(D) In #Belgien wurde ein rechtsextremer Angeklagter, der eine Moschee in Brand setzen und anschließend einen bewaffneten Massenangriff verüben wollte, im Berufungsverfahren zu 37 Monaten Haft verurteilt. Der Angeklagte, der Terroristen wie Breivik und den Attentäter von Christchurch, Brenton Tarrant, als „Helden“ ansah, wurde bei dem Versuch, sich Waffen zu beschaffen, von Sicherheitskräften aufgespürt und festgenommen, noch bevor der Anschlag stattfinden konnte. Das Gericht sah die Straftaten der Anstiftung zu einem Terroranschlag und der Vorbereitung eines solchen als erwiesen an.
Es kommt nicht oft vor, dass bei Drohungen und Angriffen auf Moscheen der/die Täter identifiziert werden können bzw. es werden nicht genug Anstrengungen unternommen. In diesem Fall haben jedoch Geheimdienst, Polizei und Justiz rechtzeitig eingegriffen, bevor der Anschlag stattfinden konnte. Genau diese Entschlossenheit ist für die Sicherheit muslimischer Bürger erforderlich.
Es reicht auch nicht aus, rechtsextreme Gewalt lediglich auf die individuelle Radikalisierung einiger weniger Personen zu reduzieren. Wir beobachten, dass sich die Kluft zwischen Diskursen, die Muslime ständig als gesellschaftliche oder kulturelle Bedrohung darstellen, und der Anwendung von Gewalt zunehmend verengt.
Uns Muslimen und unseren Institutionen obliegt es, die Bedrohungen nicht zu unterschätzen, jeden Vorfall zu dokumentieren, den Sicherheitsbehörden zu melden und die rechtlichen Verfahren bis zum Ende zu verfolgen. Die Sicherheit von Moscheen lässt sich nicht allein durch das Anbringen von Kameras an der Tür gewährleisten, sondern nur durch eine Strafverfolgung, die Angriffe ernst nimmt und alle Möglichkeiten ausschöpft, um die Täter zur Rechenschaft zu ziehen.
brusselstimes.com/belgium/23…
(TR) Belçika’da bir camiyi ateşe vermeyi ve ardından silahlı toplu saldırı düzenlemeyi planlayan aşırı sağcı bir sanığın cezası istinafta 37 aya çıkarıldı. Breivik ve Christchurch saldırganı Brenton Tarrant gibi isimleri “kahraman” olarak gören sanık, silah temin etmeye çalışırken güvenlik birimlerinin takibi sonucu saldırı gerçekleşmeden yakalandı. Mahkeme, terör saldırısına teşvik ve hazırlık suçlarını sabit gördü.
Bu davayı önemli kılan yalnızca cezanın kendisi değil. Camilere yönelik tehdit ve saldırılarda failin tespit edilmesi, niyetinin somut delillerle ortaya konması ve yargı önüne çıkarılması her zaman mümkün olmuyor veya yeterince takip edilmiyor. Burada ise istihbarat, polis ve yargı mekanizmaları saldırı gerçekleşmeden işlemiş oldu. Müslüman vatandaşların güvenliği açısından ihtiyaç duyulan da tam olarak bu kararlılık.
Aşırı sağcı şiddeti yalnızca birkaç kişinin bireysel radikalleşmesine indirgemek de yeterli değil. Müslümanları sürekli toplumsal veya kültürel bir tehdit olarak gösteren söylemler ile bunları şiddet yoluyla “ortadan kaldırma” fikri arasında aşılması gereken mesafenin giderek kısalabildiğini görüyoruz.
Biz Müslümanlara ve kurumlarımıza düşen ise tehditleri küçümsememek, her vakayı belgeleyip güvenlik makamlarına bildirmek ve hukuki süreçleri sonuna kadar takip etmek. Cami güvenliği yalnızca kapıya kamera koymakla değil, saldırıların ciddiye alındığı ve faillerin hesap verdiği bir hukuk düzeniyle sağlanabilir.
brusselstimes.com/belgium/23…
🇹🇷Basın Açıklaması: Okullar inancı bir sorun hâline getirmemeli
🔗 shorturl.at/bDaDP
🇩🇪Pressemitteilung: Schulen dürfen Glauben nicht zum Problem machen
🔗 shorturl.at/39WYC
(D) Heute vor 23 Jahren verstarb der bosnische Denker und Staatsmann Alija #Izetbegović. Sein Erbe ist immer noch aktuell: Er hat gezeigt, wie tiefer #Glaube, universelle #Menschenrechte und europäische #Identität Hand in Hand gehen können.
Dies ist auch, was uns letzte Woche in #Sarajevo auf der Konferenz muslimischer Gemeinschaften in Europa mit Vertretern aus zahlreichen Ländern zusammengebracht hat. Izetbegović hat stets betont, dass #Muslime in #Europa keine Fremden sind. Seine Worte spiegeln sich in unserer Arbeit auf der Konferenz wider: Wir sind keine Gäste in den europäischen Gesellschaften, sondern ein untrennbarer und dauerhafter Teil von ihnen.
Möge sein intellektuelles Erbe uns weiterhin als Kompass für gesellschaftliche Teilhabe, Dialog und Gerechtigkeit in Europa dienen.
(TR) Bosnalı düşünür ve devlet adamı Aliya #İzzetbegoviç'in vefatının üzerinden bugün tam 23 yıl geçti. Mirası güncelliğini hâlâ koruyor: Derin bir inancın, evrensel insan haklarının ve Avrupalı kimliğinin nasıl el ele yürüyebileceğini gösterdi.
Geçen hafta bizi #Saraybosna'da, birçok Avrupa ülkesinden #Müslüman cemaat temsilcilerin katılımıyla düzenlenen Avrupa Müslüman Kuruluşları Konferansı'nda bir araya getiren şey de tam olarak buydu. İzzetbegoviç, Müslümanların Avrupa'da yabancı olmadıklarını her zaman vurgulamıştı. Onun bu sözleri, konferanstaki çalışmalarımıza da aynen yansımaktadır: Bizler Avrupa toplumlarında misafir değil, onların ayrılmaz ve kalıcı bir parçasıyız.
Onun entelektüel mirasının; Avrupa'da toplumsal katılım, iletişim ve adalet için bizlere bir pusula olarak yön vermeye devam etmesini temenni ediyorum.
(TR) Bugün, #Avusturya Linz İslam Federasyonu (ALIF) genişletilmiş idareciler toplantısında katılma fırsatım oldu. Yoğun katılım vardı elhamdulillah. Konuşmamda Avusturya ve Avrupa’daki gelişmeleri değerlendirdim, bu gelişmeleri iyi takip etmemiz ve pozitif katkılarımızı sürdürmemiz gerektiğini ifade ettim. Bu bağlamda bilhassa camilerin olumlu katkılarının daha görünür olması ve tüm insanlara açık olması gerektiğini hatırlattım. Emeği geçenlerden Allah razı olsun.
(D) Heute war ich auf der gut besuchten Versammlung der regionalen und lokalen Funktionsträger der ALIF - Austria Linz Islamische Föderation. Ich habe über die Entwicklungen in Österreich und Europa gesprochen. Wir müssen diese Entwicklungen gut beobachten und gleichzeitig unablässig an unseren positiven Beiträgen festhalten. In diesem Kontext habe ich dafür geworben, die vielen guten Beiträge muslimischer Gemeinden sichtbarer und allen Menschen zugänglicher zu machen. Vielen Dank für den schönen Aufenthalt in Linz.
(D) Im Rahmen unseres 38. Internationalen Koranrezitationswettbewerbs wurde auch dieses Jahr 17 jungen Imamen ihre Lehrerlaubnis (#Idschaza) überreicht. Damit haben bisher rund 90 in Deutschland und Europa ausgebildete #Imame ihren Dienst in unseren Moscheen angetreten. Ich wünsche ihnen gute, gesegnete Dienste - für unsere Gemeinden und für die gesamte Gesellschaft. #Imamausbildung
(TR) 38. Uluslararası Kur'an-ı Kerim Tilavet Yarışmamızda, bu yıl da 17 genç imama icazetlerini takdim edildi. Böylece Almanya ve Avrupa’da yetiştirdiğimiz 90‘a yakın genç #imam camilerimizde görevine başladı. Böylece Hepsinin cami cemaatimize ve tüm topluma büyük hizmetleri olacak. Allah hayırlı eylesin. #imamegitimi
(TR) Bugün yatsı namazını Avusturya-#Linz’in #Freistatt camiinde kılmak nasip oldu. Bölge Başkanımız Murat Başer, Şube Başkanımız Faruk Çitli ve cemaatimizle yeni cami projesi hakkında da konuştuk. Bazı engeller olsa da yapılınca güzel bir hizmet mekânı oluşacak inşallah.
(D) Zum Nachgebet war ich heute in der Freistätter Moschee im österreichischen Linz. Anschließend habe ich mich gemeinsam mit dem Regionalleiter Murat Başer, dem Gemeindevorsteher Faruk Çitli und Moscheemitgliedern über ihr Bauprojekt unterhalten. Auch wenn es noch einige Hindernisse gibt, wird die Moschee – inschallah – eröffnet werden und ein schöner Ort für die Gemeinde entstehen.
(D) Laut dem aktuellen Bericht „The Elimination Project“ der israelischen Menschenrechtsorganisation @btselem vollzieht sich im #Westjordanland eine systematische und existenzielle Abschnürung des palästinensischen Lebens. Es handelt sich nicht um isolierte Vorfälle, sondern um eine koordinierte Strategie zur dauerhaften Kontrolle.
Ich schließe mich B'Tselem-Direktorin Yuli Novak an, die zurecht betont, dass eine bloße Verurteilungen durch die internationale Gemeinschaft nicht ausreicht. Es braucht ein Ende der #Straflosigkeit und eine ganzheitliche Betrachtung dieses Systems der #Diskriminierung.
zeit.de/politik/ausland/2026…
(TR) İsrailli insan hakları kuruluşu
@btselem'in yayımladığı güncel “The Elimination Project” (Yok Etme Projesi) başlıklı rapora göre, #BatıŞeria'da Filistinlilerin kolektif yaşamı sistematik ve temelli bir biçimde yok ediliyor. Yaşananlar münferit olaylardan ibaret olmayıp, bölge üzerindeki kontrolü kalıcı hâle getirmeyi amaçlayan koordineli bir stratejinin parçasıdır.
Uluslararası toplumun yaşananları yalnızca kınamakla yetinmemesi gerektiğini vurgulayan B'Tselem Genel Direktörü Yuli Novak'a katılıyorum. Bu #cezasızlık halinin sona ermesi ve #ayrımcılık sisteminin bir bütün olarak ele alınması gerekmektedir.
perspektif.eu/2026/10/15/isr…
(D) Konferenz muslimischer Gemeinschaften in Europa
Gemeinsam mit Vertreterinnen und Vertretern aus Norwegen, Dänemark, Großbritannien, Niederlande, Belgien, Deutschland, Frankreich, Schweiz, Österreich und Italien haben wir in Sarajevo drei Tage lang über die Arbeit muslimischer Dachorganisationen in Europa diskutiert. Wir haben uns auch gefreut, den ehemaligen Großmufti (Reisü’l-ulema) von Bosnien und Herzegowina, Dr. Mustafa Cerić, als Gastredner in unserer Mitte begrüßen zu dürfen.
Sarajevo ist eine Stadt mit einer jahrhundertealten muslimischen Tradition, mitten in Europa – und hat auch einen besonderen Platz in den Herzen der Muslime. Gleichzeitig ist Sarajevo ein Symbol des Widerstands gegen Krieg und Völkermord. Was uns in dieser symbolträchtigen Stadt zusammengeführt hat, ist unsere geschwisterliche Verbundenheit und unser Vertrauen in die Kraft des Dialogs. Es ist das vereinende Wesen des Islam und das Bewusstsein der Umma, das uns leitet.
Seit vielen Jahren drehen sich Diskussionen über Muslime in Europa fast ausschließlich um Themen wie Migration, Integration und Sicherheit. Das wird der muslimischen Präsenz nicht gerecht. Allein in den Ländern der Europäischen Union leben mehr als 20 Millionen Muslime – seit mehreren Generationen, wenn nicht noch länger. Sie leben, studieren, arbeiten, gründen Familien, bauen Institutionen auf und leisten einen immensen Beitrag für ihre Länder.
Ausgehend von diesem historischen, religiösen und gesellschaftlichen Referenzrahmen haben wir – im Sinne unserer Verantwortung für unsere jeweiligen Gemeinschaften – uns stärker vernetzt, über die Geschichte und Situation der jeweiligen Dachorganisation gesprochen, vorbildliche Projekte kennengelernt sowie über Schwierigkeiten diskutiert.
Ich danke allen, die ihren Beitrag dazu geleistet haben.
(TR) Avrupa Müslüman Kuruluşları Konferansı
Norveç, Danimarka, Büyük Britanya, Hollanda, Belçika, Almanya, Fransa, İsviçre, Avusturya ve İtalya'dan temsilcilerle birlikte Saraybosna'da üç gün boyunca Avrupa'daki Müslüman çatı kuruluşlarının çalışmalarını istişare ettik. Misafir hatip olarak Eski Bosna-Hersek Reisü’l-uleması Dr. Mustafa Cerić’i de aramızda görmekten mutluluk duyduk.
Saraybosna, Avrupa'nın kalbinde, köklü bir İslami geleneğe sahip bir şehir olarak Müslümanların kalbinde müstesna bir yere sahiptir. Saraybosna aynı zamanda savaşa ve soykırıma karşı gösterilen vakur duruşun bir sembolüdür. Bizi bu şehirde bir araya getiren şey; kardeşlik bağımız, istişarenin gücüne olan güvenimiz, İslam'ın birleştirici gücü ve ümmet bilincimizdir.
Uzun yıllardır Avrupa'daki Müslümanlar hakkındaki tartışmalar göç, entegrasyon ve güvenlik gibi konular etrafında dönmektedir. Bu durum, Müslümanların varlığını yansıtmamaktadır. Sadece Avrupa Birliği ülkelerinde, birkaç nesildir, hatta daha uzun süredir yaşayan 20 milyondan fazla Müslüman bulunmaktadır. Onlar bu ülkelerde yaşıyor, okuyor, çalışıyor, aile kuruyor, kurumlar inşa ediyor ve ülkelerine muazzam katkılar sağlıyorlar.
Bu tarihî, dinî ve toplumsal çerçevesinden yola çıkarak –topluluklarımıza karşı olan sorumluluğumuzun bir gereği olarak– aramızdaki bağı güçlendirdik; Müslüman çatı kuruluşlarının tarihi ve güncel durumu hakkında bilgi edindir, örnek projeleri tanıdık ve karşılaşılan zorlukları istişare ettik.
Katkı sağlayan herkese teşekkür ederim.
Ein 20-Liter-Kanister, stundenlang leer. Aisha, 35, sucht an diesem Tag lange nach Wasser. Irgendwann kann sie etwas kaufen. Es bekommt ihre jüngste Tochter, die einjährige Shukri.
Sie selbst trinkt nichts. Wenn es Essen gibt, isst sie als Letzte. „Manchmal bleibt nichts mehr übrig, aber sie sind wichtiger als ich.“
Mit ihren fünf Kindern lebt sie in einem Lager bei Dhahar im Norden Somalias. Ihr Mann wurde von bewaffneten Gruppen ermordet. Das Camp besteht aus Wellblech, Stöcken und zerrissenem Stoff. „Wir haben nichts, und selbst das nimmt uns der Wind“, sagt sie.
Erzählt hat ihre Geschichte Sarah Easter von der Hilfsorganisation Care, die gerade aus Somalia zurückgekehrt ist. In der Hauptstadt Mogadischu sind die Flüchtlingscamps überfüllt, Menschen schlafen teils unter freiem Himmel.
Seit Mai kann Care dort kaum noch Projekte umsetzen. Der Grund: Die internationale Gemeinschaft kürzt die Mittel für humanitäre Nothilfe.
In manchen Regionen hat es seit Jahren nicht richtig geregnet. Jeder dritte Mensch in Somalia ist von akuter Ernährungsunsicherheit betroffen. „Erst stirbt unser Vieh, dann sterben wir Menschen“, heißt es in Puntland.
Regierungstruppen, Rebellen und die radikalen Al-Shabaab kämpfen um Macht. Den rund 600 Gesundheitsstationen im Land droht zum Jahresende größtenteils das Aus.
Nun sagen Meteorologen einen heftigen El Niño voraus – nach der Dürre könnten extreme Regenfälle folgen. Statt vorzusorgen, werde wegen der Kürzungen „alles geschlossen, alles gestoppt“, so Easter.
Mehr Hintergründe zu Krisen, die sonst untergehen, findest du in der IZ auf islamische-zeitung.de – unterstütze unabhängigen Journalismus mit einem Abo.
Text: KNA/IZ | Grafik: IZ/Adobe Stock
Lies mehr zum Thema auf unserer Website! 🔗 Link in Bio! #Afrika #Ostafrika #Somalia #Dürre #Hunger #Klimawandel #ElNiño #Care #islamischezeitung
(D) Stigmatisierung per Pass
Die Bundesregierung plant eine Verschärfung des Vereinsgesetzes. Was oberflächlich nach „Sicherheit“ und „Transparenz“ klingt, entpuppt sich bei genauerem Hinsehen als Hindernis für Integration und Vielfalt in unserem Land.
Das Problem ist: Die Einstufung als sogenannter „Ausländerverein“ hängt allein an der Staatsangehörigkeit der Mitglieder.
In der Praxis heißt das: Stigmatisierung per Pass. Ein ganz normaler Verein rückt automatisch in den Fokus der Sicherheitsbehörden – einfach, weil seine Mitglieder keinen deutschen Pass haben. Ihnen drohen drakonische Bußgelder von bis zu 50.000 Euro bei Verstößen gegen intransparente Offenlegungspflichten. Zudem sollen die Daten dieser Vereine im Ausländervereinsregister gebündelt und direkt an Verfassungsschutz, BKA und Nachrichtendienste weitergeleitet werden.
Das Schlimmste daran: Die Reform schießt komplett am Ziel vorbei. Experten warnen völlig zu Recht, dass echte kriminelle oder extremistische Strukturen dieses verstaubte Raster aus den 1960er-Jahren mühelos umgehen können. Getroffen werden stattdessen die Ehrenamtlichen, die unsere Gesellschaft zusammenhalten.
Wir brauchen Transparenz, die an realen Finanzströmen und konkreten Bedrohungen ansetzt – nicht am Pass der Menschen, die sich engagieren!
bundestag.de/presse/hib/kurz…
bundestag.de/presse/hib/kurz…
(TR) Pasaport Yoluyla Damgalama
Federal Hükümet, Dernekler Kanunu’nu sıkılaştırmayı planlıyor. İlk bakışta “güvenlik” ve “şeffaflık amaçlı düzenleme, yakından incelendiğinde ülkemizdeki entegrasyon ve çeşitliliğin önündeki bir engel olarak ortaya çıkıyor.
Sorun şu: Düzenleme “yabancı derneklere” yönelik, bu sınıflandırma ise üyelerin uyruğuna bağlı. Kısacası tasarı pasaport yoluyla damgalama anlamına geliyor. Yani normal bir dernek, sırf üyeleri Alman pasaportuna sahip olmadığı için otomatik olarak güvenlik makamlarının odağına giriyor. Şeffaf olmayan bilgilendirme yükümlülüklerine aykırı davranışlarda bulunmaları halinde, bu dernekler 50.000 avroya varan ağır para cezalarıyla karşı karşıya kalacak. Ayrıca, bu derneklerin verilerinin Yabancı Dernekler Sicili’nde toplanarak doğrudan Anayasa Koruma Dairesi, Federal Kriminal Polis Teşkilatı (BKA) ve istihbarat servislerine iletilmesi planlanıyor.
En kötüsü de şu: Reform, bu haliyle hedefine ulaşamıyor. Uzmanlar, gerçek suç veya aşırılıkçı yapıların 1960’lardan kalma eski sistem alt yapısını kolayca atlatabileceği konusunda haklı olarak uyarıyorlar. Bunun yerine, toplumumuzu bir arada tutan gönüllüler mağdur oluyor.
İhtiyacımız olan şey, gerçek finans akışlarına ve somut tehditlere odaklanan şeffaflıktır – kendini topluma adamış insanların pasaportlarına değil!






























