Pinned Tweet
Basın Konseyi tarafından hazırlanan Basın Özgürlüğü 2024 Raporu'na aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
drive.google.com/file/d/1c0n…
#basın #basınözgürlüğü #TrustInMediaSEE #EU @UNESCOVenice @UN_Turkiye @EUDelegationTur
BASIN KONSEYİ BAŞKANI TÜRENÇ'E TGC'DEN BASIN HİZMET ÖDÜLÜ
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri’nin 2026 yılı sahipleri açıklandı. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Türk basınına yarım asrı aşkın süredir sunduğu hizmet ve katkılardan dolayı ödüle layık görüldü.
TGC Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri Seçici Kurulu, yönetmelik şartları doğrultusunda meslekte 50 yılını doldurmuş kıdemli gazetecilerin başvurularını değerlendirmek üzere toplandı. Yapılan oylama sonucunda, aralarında Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç'in de bulunduğu 30 deneyimli basın mensubuna ödül verilmesi kararlaştırıldı.
"Şeyhül Muharririn" Burhan Felek anısına bu yıl 44. kez düzenlenen ödül töreni, saat 14.00'te Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Cağaloğlu'ndaki merkez binasında bulunan Burhan Felek Konferans Salonu'nda yapıldı.
Basın meslek örgütlerinin temsilcileri, gazeteciler ve davetlilerin katıldığı törende, Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Bab-ı Ali’de 20’li yaşlarında mesleğe başladığında yaşadığı heyecanı anlattı. Türenç, Türkiye’de gazeteciliğin bugün geldiği noktada ise büyük acı ve üzüntü yaşadığını söyledi. Haber yazdığı için gazetecilerin şafak operasyonlarıyla evlerinden alınarak cezaevinde tutsak edildiğine dikkat çeken Türenç, gazeteciliğin suç olmadığını vurguladı. Kamuoyunda “Sansür Yasası” olarak bilinen yasayla gazeteciliğin karanlığa itildiğini belirten Türenç, “Korkmadan, yılmadan, şafak baskını mı, eyvallah. Hapishane mi, eyvallah. Bunlara katlanılacak ve bu meslek yapılacak. Çünkü bu meslek halkın haber alma hakkı için yapılmaktadır. Bu kutsal bir meslektir. Bu duygularla bu hizmet ödülünü alıyorum” dedi. Türenç ödülünü aralarında Murat Ağırel, İsmail Saymaz gibi isimlerin bulunduğu tutuklu ve ev hapsindeki gazeteciler için aldığını da belirtti.
Pınar Türenç’in yanı sıra ödüle layık görülen isimler şöyle: Ahmet Özçelik, Altan Çakıroğlu, Avni Özgürel, Ayhan Temizsoy, Belma Aksun, Cahit Çataloğlu, Cengiz Tokgöz, Emel Uygur, Esat Yılmaer, Füsun Arsan, Hacı Mehmet Gelir, Hüseyin Başusta, Hüseyin Yücel Telören, İlker Yasin, Kenan Mortan, Meral Tamer, Mustafa Bağdiken, Nevret Yüksel, Orhan Uğuroğlu, Osman Hakan Kiracı, Rengin Uz, Sebla Özveren, Sefer Bilirgen, Semih Poroy, Suat Gezgin, Turgay Gözdereliler, Yalman Özgüner, Yüksel Uysal.
Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, 2. Başkan Misket Dikmen ve Basın Konseyi Yüksek Kurul üyeleri, 48. İstanbul Maratonu'nun iki kıtayı birleştiren eşsiz parkurunda "Basın özgürlüğü için hep birlikte, daha güçlü adımlarla" mesajı vererek koştu.
48. İstanbul Maratonu’nda, dünyanın iki kıtasını birleştiren bu eşsiz parkurda çok özel bir amaç için adımlarımızı atıyoruz.
Basın Konseyi Başkanımız Pınar Türenç, Başkan Yardımcımız Misket Dikmen, Yüksek Kurul Üyelerimiz Üstüner Ünügür, Sumru Bayar, Burcu Öztoprak ve heyetimizle birlikte; kıtalararası barış, düşünce, ifade ve basın özgürlüğü için koşuyoruz!
Özgür basın ve bağımsız habercilik, demokratik toplumların en güçlü teminatıdır. Düşüncenin ve ifade özgürlüğünün engelsizce aktığı bir geleceğe adımlarken, sizleri de bu ortak mücadeleye ve sesimize destek olmaya davet ediyoruz.
Basın özgürlüğü için hep birlikte, daha güçlü adımlarla!
#İstanbulMaratonu #BasınKonseyi #BasınÖzgürlüğü #İfadeÖzgürlüğü #KıtalararasıKoşu #48İstanbulMaratonu #ÖzgürBasın
Basın Konseyi, dünya’da 2 kıta arasında koşulan tek maraton olan “48. İstanbul Maratonu’nda” Başkan, 2. Başkan ve Yüksek Kurul üyeleriyle kıtalar arasında koşacak. Kıtalararası barış, düşünce, ifade ve basın özgürlü için koşacak olan Basın Konseyi üyeleri, tüm vatandaşlara destek çağrısı yaptı.
Basın Konseyi:
CUMHURİYETİMİZİN 103. YILI KUTLU OLSUN
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 103'üncü yıl dönümünü, milletçe büyük bir coşku, gurur ve sarsılmaz bir inançla kutluyoruz.
Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının eşsiz bir bağımsızlık mücadelesiyle taçlandırdığı Cumhuriyet, sadece bir yönetim biçimi değil; özgürlüğün, eşitliğin, adaletin ve insan onuruna yaraşır bir yaşamın en güçlü teminatıdır.
Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin kökleşmesi, çağdaş uygarlık yürüyüşünü sürdürmesi ve toplumsal barışın korunması; hiç kuşkusuz ifade özgürlüğü ile halkın haber alma hakkının güvencesi olan bağımsız ve özgür bir basınla mümkündür. Basın Konseyi olarak, Cumhuriyet ilkelerinin ışığında, her türlü sansüre ve baskıya karşı basın özgürlüğünü ve halkın gerçekleri öğrenme hakkını savunma kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz.
Bu anlamlı günde, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşları olmak üzere, vatanımız uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.
Tüm meslektaşlarımızın ve aziz milletimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı en içten dileklerimizle kutlarız.
Yaşasın Cumhuriyet!
BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN ORTAK EYLEM ÇAĞRISI
SANSÜRE HAYIR! HABERE ÖZGÜRLÜK!!!
Bizler, halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz!
Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; sadece gazetecilerin değil itiraz eden herkesin sansüre uğradığı bir düzene sessiz kalmayacağız.
Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin değil tüm toplumun temel hakkıdır. Gerçeğin susturulmasına, halkın haber alma hakkının engellenmesine ve tüm toplum kesimlerinin sansüre maruz bırakılmasına karşı sesimizi yükseltiyoruz.
Gazetecilerin yazdıkları haberler, sordukları sorular ve ortaya çıkardıkları gerçekler nedeniyle gözaltına alınmasını, kaçma ya da delil karartma şüphesi bulunmadığı halde tutuklanmasını, ayaklarına elektronik kelepçe takılarak ev hapsine mahkûm edilmesini kabul etmiyoruz.
Gazetecilik suç değildir. Haber yapmak, soru sormak, eleştirmek ve kamu adına denetlemek anayasal güvence altındaki haklardır.
Televizyon kanallarının ve haber sitelerinin birer birer susturulmasına, medya kuruluşlarına kayyım atanmasına, gazetecilerin ve kamuoyunu bilgilendiren uzmanların ya da haberlerimizi paylaşan yurttaşların sosyal medya hesaplarının erişime kapatılmasına seyirci kalmayacağız.
Bugüne kadar sesini duyurduğumuz ve şimdi benzer baskılarla karşı karşıya kalan herkesi; siyasi partileri, sendikaları, baroları, insan hakları ve sivil toplum kuruluşlarını, bütün meslek örgütlerini ve en önemlisi haber alma hakkı engellenen yurttaşlarımızı, HALK TV’ye el konulması birçok internet sitesinin kapatılmasına karşı; TELE 1’e kayyım atanmasının birinci yılında, 24 Ekim Cumartesi günü bu ortak itirazın yanında olmaya davet ediyoruz.
Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Antalya, Adana, Kocaeli, Van ve Diyarbakır başta olmak üzere birçok ilde düzenleyeceğimiz eş zamanlı eylemler ve kitlesel basın açıklamalarıyla “Basın hürdür, sansür edilemez” diyeceğiz.
Biz susarsak gerçekler karanlıkta kalır. Biz yazamazsak halk öğrenemez. Biz soramazsak iktidar sahipleri hesap vermez.
SANSÜRE HAYIR! HABERE ÖZGÜRLÜK!
BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİ
24 Ekim 2026 Cumartesi – Saat 14:00
BASIN KONSEYİ:
HALK TV’NİN SESİNİN KISILMASI, HALKIN HABER ALMA HAKKINA VE DEMOKRASİYE EN BÜYÜK DARBEDİR!
Türkiye’nin en çok izlenen bağımsız yayın kuruluşlarından biri olan Halk TV’nin İstanbul’daki merkez binasına şafak vakti düzenlenen polis baskını, ekranların karartılması ve yönetimine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kayyum atanması, basın özgürlüğü ve çok seslilik adına kapkara bir gün olarak tarihe geçmiştir.
Soruşturmanın hukuki gerekçeleri ne olursa olsun, bir medya kuruluşunun kapısına polis barikatı kurmak, gazetecilerin, editörlerin ve televizyon emekçilerinin binaya girişini engellemek ve canlı yayını tamamen durdurmak asıl amacın hukuku işletmek değil, muhalif bir sesi susturmak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Şirket ortakları ya da sahiplerine yönelik yürütülen adli süreçler, bir kitle iletişim aracının tamamen kapatılması ya da sansürlenmesi için bir araç olarak kullanılamaz.
Anayasamızın 28. maddesi hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak kadar nettir: “Basın hürdür, sansür edilemez.” Bir televizyon kanalının yayınını kesmek, toplumun doğru bilgiye ulaşma, sorgulama ve eleştirme hakkını elinden almaktır. Unutulmamalıdır ki, basın özgürlüğü sadece gazetecilerin çalışma hakkı değil, aynı zamanda demokratik bir toplumun nefes borusudur. Bu borunun kesilmesi, ülkeyi karanlığa ve tek sesliliğe mahkum etmektir.
Medya üzerindeki yargısal, ekonomik ve idari baskıların tırmandığı bu süreç, uluslararası endekslerde halihazırda gerileyen ülkemizin demokratik itibarını daha da zedelemektedir. Gazetecilik faaliyetinin idari kararlarla engellenmesi, basın emekçilerinin geleceğinin ve iş güvencesinin gasp edilmesi hiçbir hukuki zeminde meşrulaştırılamaz.
Basın Konseyi olarak;
•Halk TV’de de yaşanan bu anti-demokratik müdahaleyi ve sansür uygulamasını kınıyoruz.
•Ekranların derhal açılmasını ve gazetecilerin görevlerini özgürce yapabilmesi için gerekli koşulların sağlanmasını bir daha talep ediyoruz.
•Gece gündüz demeden kamusal görevini yerine getiren tüm Halk TV emekçilerinin ve meslektaşlarımızın sonuna kadar yanında olduğumuzu bildiriyoruz.
•Sadece gazetecilik yaptıkları için tutuklanan ya da ev hapsinde tutulan tüm gazetecilerin serbest bırakılmasını, anayasa ve yasalarla koruma altında bulunan gazetecilik mesleğinin yaşatılması için gerekli adımların atılmasını istiyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
BASIN KONSEYİ’NDEN T24’E DAYANIŞMA ZİYARETİ
T24 Genel Koordinatörü Sertuğ Çiçek: “Biz T24 olarak kalmak istiyoruz. Bu davanın bağımsız gazetecilik açısından emsal oluşturmasını istiyoruz.”
Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç ve beraberindeki Yüksek Kurul üyeleri, T24’ü ziyaret ederek yayın kuruluşu hakkında yürütülen hukuki süreç ve basın özgürlüğünün geleceğine ilişkin görüş alışverişinde bulundu.
Türenç, “yaşanan son süreçte basına karşı tüm mecralarda büyük baskı ve yıldırma çabalarının artarak sürdüğüne“ dikkat çekerek şunları söyledi: “Geçtiğimiz cuma günü basın için çok sıkıntılı hukuk kararlarının yağmur gibi yağdırıldığı bir gündü. T24’ün kapatılmasına yönelik itirazı kabul edilmezken 4 gazetecinin de gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutsak edilmelerini kabul edemeyiz. Bu baskıya bir an önce son verilmelidir.”
ANAYASA MAHKEMESİ’NE TEDBİR TALEPLİ BAŞVURU
Görüşmede T24 yetkilileri, Anayasa Mahkemesi’ne sunulmak üzere başvuru dilekçelerinin ve hukuki mütalaanın hazırlandığını, tedbir talepli başvurunun 13 Ekim Salı günü yapılmasının planlandığını belirtti.
T24 temsilcileri, tedbir talebinin iki-üç gün içerisinde değerlendirilmesini beklediklerini, kamuoyu duyarlılığının da bu süreçte önem taşıdığını ifade etti. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanma oranının yüksek olduğuna dikkat çekilerek, olumlu bir kararın yalnızca T24 için değil, Türkiye’de bağımsız ve yeni nesil gazetecilik açısından da önemli bir hukuki güvence oluşturabileceği vurgulandı.
“GAZETECİLİK SUÇ OLAMAZ”
Hukuki sürece konu edilen 15 yıla yayılmış 118 haber ve içeriğe ilişkin itirazların dilekçelerde yer aldığı belirtilirken, gazetecilik faaliyetlerinin suçlama konusu yapılmasının basın özgürlüğü açısından doğurabileceği vahim sonuçlar değerlendirildi.
Görüşmede ayrıca, 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesinin anayasal denetimi ve iptali yönündeki hukuki görüşler ele alındı. Anayasa Mahkemesi’nden tedbir kararı çıkmaması halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru seçeneğinin de değerlendirileceği ifade edildi.
T24 yetkilileri, kısa vadede sonuç alınamasa bile verilebilecek olumlu bir kararın ilerleyen yıllarda benzer davalar açısından emsal oluşturabileceğini belirtti.
“BİZ T24 OLARAK KALMAK İSTİYORUZ”
T24 Genel Koordinatörü Sertuğ Çiçek, “Biz T24 olarak kalmak istiyoruz” sözleriyle bağımsız yayıncılık anlayışlarını koruma kararlılıklarını vurguladı.
Çiçek, gazetecilerin hukuki dayanaklarının güçlendirmesi gerektiğine dikkat çekerek, bu mücadelenin yalnızca T24 için değil, Türkiye’deki tüm bağımsız gazeteciler için önem taşıdığını, süreci güçlenerek geride bırakmayı ve davanın emsal oluşturmasını istediklerini ifade etti.
Basın Konseyi heyetince bağımsız gazeteciliğin demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarından biri olduğu vurgulanarak, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının korunmasının önemine dikkat çekildi.
Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, basın ve ifade özgürlüğünü ilgilendiren tüm hukuki süreçleri yakından takip etmeye devam edeceklerini belirtti.
Ziyarete Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç ile Yüksek Kurul üyeleri Yalçın Doğan, Barış Terkoğlu, Sumru Bayar, Başar Yaltı, Yunus Şen katıldı.
Heyeti, T24 Genel Koordinatörü Sertuğ Çiçek, yazarlar Hasan Cemal, Murat Sabuncu, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Candan Yıldız, Yazı İşleri Müdürleri Merve Bavra ve Gözde Yel ağırladı.
BASIN KONSEYİ:
HAKİKAT ENGEL TANIMAZ, YAYILMAYA DEVAM EDER.
Haberi nedeniyle
gazetecilere
haksız tutuklamaların,
gözaltıların, yasaklamaların, erişim engellerinin
ev hapislerinin,
adli kontrollerin uygulanma çabaları nafiledir.
Çünkü hakikat
engel tanımaz.
Yayılmaya devam eder. Edecektir de...
Sadece, bu süreçte gazetecilere yaşatılanlar, utanç vesikası olarak
Tarihin karanlık sayfalarına mal olacaktır.
Demokrasimizin, hukuk devleti ilkelerinin ve basın özgürlüğünün giderek aşındığı zor dönemlerden geçerken, ülkemizin en çok okunan, onlarca basın emekçisinin çalıştığı ve en köklü haber portallarından olan t24'ün dayanaksız gerekçelerle, hukuka ve anayasaya aykırı bir biçimde kapatılması kararını mesleğimize yönelik ağır bir saldırı olarak nitelendiriyoruz.
Kapatılmaya gerekçe olarak gösterilen "Ailem Güvende" soruşturması, ilk günden itibaren basın ve ifade özgürlüğünü hedef almış, bir meslektaşımız tutuklanmış, haber sitelerinin, meslektaşlarımızın sosyal medya hesaplarına ve bazı internet sitelerine erişim engeli getirilmiştir. t24 haber portalına yönelik kapatma kararı, iktidarın basın ve ifade özgürlüğüne yönelik çok ağır bir ihlali olmasının yanı sıra yurttaşın haber alma hakkını doğrudan engellemektedir.
Bu kararın ivedi biçimde geri alınması gerektiğine inanıyoruz. Mesleğimize yönelik bu saldırıların karşısında mesleğimizi ve meslektaşlarımızı savunmaya devam edeceğimizi duyuruyoruz.
Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği
Basın Konseyi
DİSK Basın-İş
Çağdaş Gazeteciler Derneği
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği
Diplomasi Muhabirleri Derneği
Ekonomi Muhabirleri Derneği
Gazeteciler Cemiyeti
İzmir Gazeteciler Cemiyeti
KESK Haber-Sen
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği
Türkiye Gazeteciler Sendikası
Uluslararası Basın Enstitüsü
BASIN KONSEYİ'NDEN GAZETECİ GÜNDAY'IN TUTUKLANMASINA TEPKİ
Gazeteci Selahattin Günday'ın 15 yıl önce yürürürlükte olmayan bir yasa maddesiyle suçlanarak tutuklanması bir 'hukuk garabetidir.'
Avukatının açıklamasına göre Selahattin Günday, '2011 yılında Kaşif Kozinoğlu'nun Beşiktaş Adliyesi'ne girerkenki görüntülerini haberlerleştirdiği iddiasıyla, 'o tarihte yürürlükte olmayan' MİT Kanunu'nun 27. Maddesi kapsamında tutuklandı.
Avukatı, tutuklama kararının 'o tarihte suç olsa bile' 15 yıllık zamanaşımına uğramış bir eylemden verilmesinin ayrı bir hukuk garabeti olduğunu açıkladı.
Gazeteci Selahattin Günday'ın en kısa sürede özgürlüğüne kavuşacağını ümit ediyoruz.
Tek tesellimiz ise kamereman İdris Tiftikçi'nin adli kontrolle de olsa serbest bırakılmasıdır.
Ülkemiz insanının, gerçek anlamda hukuk kurallarının uygulandığı bir ülkede yaşama hakkı olduğuna inanıyor, yöneticilerden de bunu sağlamalarını bekliyoruz.
Gazetecilik suç değildir.
BASIN KONSEYİ
BASIN KONSEYİ'NDEN GAZETECİ ARSLAN'IN TUTUKLANMASINA TEPKİ;
GAZETECİLERİN YERİ CEZAEVİ DEĞİLDİR.
Gazeteci Oya Lale Arslan, sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle, 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' ve 'terör örgütü propagandası yapma' suçlarından tutuklandı.
Günümüzde gazetecilik faaliyeti, 'sadece kamu otoritesinin doğru kabul ettiği haberleri aktarmaktan ibaret' olmaya zorlanmaktadır. Bunun aksine davrananlar suçlu ilan edilmekte ve kolayca cezaevine konulabilmektedir. Oysa gazeteci soru sorar, iddiaları gündeme taşır, tartışmalı konuları kamuoyunun önüne getirir, farklı görüşlere yayınlarında yer verir.
Bu faaliyetlerin ceza soruşturmasının ve hele ki tutuklamanın gerekçesi haline getirilmesi, sadece gazetecinin özgürlüğüne değil, toplumun haber alma hakkına müdahaledir.
Gazetecilik suç değildir. Toplumun haber alma hakkını kullanan gazetecilerin yeri cezaevi değildir. Oya Lale Arslan derhal serbest bırakılmalıdır.
BASIN KONSEYİ
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolu açan Büyük Zafer’in 104’üncü yıldönümünde, 30 Ağustos Zafer Bayramımızı coşkuyla kutluyoruz.
Vatanımızı işgal eden emperyalistlere karşı, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verdiğimiz Kurtuluş Savaşı, 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin kazanılmasıyla taçlandı. Düşmanın vatan toprağından atıldığı, emperyalistlerin hayallerinin kursaklarında bırakıldığı 30 Ağustos Zaferi, aynı zamanda ufukta güneş gibi parlayan demokratik ve laik modern Türkiye Cumhuriyeti’nin işaret fişeği oldu.
Canla, kanla ağır bedeller ödenerek kazanılan Büyük zaferimizi, ulusumuzun bağımsızlık ve özgürlük aşkı ile şanlı ordumuzun cesaret ve fedakârlığına borçlu olduğumuzu unutmuyoruz.
Bu kutlu günde, başta Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bizlere başımız dik ve özgür yaşayabildiğimiz bu aziz vatanı bırakan şehitlerimizi ve gazilerimizi minnetle, saygıyla anıyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
BASIN KONSEYİ
Basın Konseyi ve UNESCO iş birliğiyle yürütülen “Medya Etiği ve Basın Meslek İlkeleri” projesi kapsamında medya öğrencilerine yönelik medya etiği konferansları gerçekleştirildi.
Toplantının amacı; medya etiği, doğru bilgilendirme, iletişimde etik standartlar ve sektörler arası iş birliği konularında fikir paylaşımında bulunmak, aynı zamanda halkla ilişkiler sektörünün görüş ve katkılarını projeye dahil etmektir.
#TrustInMediaSEE #EU @UNESCOVenice @UN_Turkiye @EUDelegationTur
Basın Konseyi ve Unesco iş birliğiyle düzenlenen “Medya Etiği ve Basın Meslek İlkeleri” konulu konferansın konuşmacısı Nazan Moroğlu, LL.M. (MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi) olacaktır.
Yer: MEF Üniversitesi, İstanbul
Tarih: 14 Mayıs 2026 Perşembe
Saat: 13.30
#TrustInMediaSEE #EU @UNESCOVenice @UN_Turkiye @EUDelegationTur
Basın konseyi, Basın meslek ilkeleri ve basın özgürlüğü konulu konferansa tüm ögrencilerimizi bekliyoruz.
Unesco işbirliği ile düzenlenecek etkinliğin konuşmacısı Doç. Dr. Murat Önok.
-Yer: Koç Üniversitesi Yerleşkesi, 12 mayis 2026 Salı günü saat 19.00
#TrustInMediaSEE #EU @UNESCOVenice @UN_Turkiye @EUDelegationTur
Unesco ve Basın Konseyi iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında, T.C. İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerine yönelik “Medya Etiği ve Basın Özgürlüğü Eğitimi” gerçekleştirildi.
Eğitimde, gazetecilik meslek ilkeleri, etik değerlerin medyadaki önemi, basın özgürlüğünün demokratik toplumlar açısından taşıdığı kritik rol ve medya çalışanlarının sorumlulukları ele alındı.
İletişim Bilimleri Öğretim Görevlisi Dr. Murat Erdin’in konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte, öğrencilerle interaktif bir değerlendirme yapılarak medya etiğine ilişkin güncel örnekler ve mesleki deneyimler paylaşıldı.
Basın Konseyi, UNESCO ve Avrupa Birliği destekli proje kapsamında, genç iletişimcilerin etik ve sorumlu gazetecilik anlayışıyla yetişmesine katkı sunmaya yönelik çalışmalarını sürdürmektedir.
#TrustInMediaSEE #EU @UNESCOVenice @UN_Turkiye @EUDelegationTur























