
Aldanma cahilin kuru lafına, Kültürsüz insanın külü yalandır, Hükmetse dünyanın her tarafına, Arzusu, hedefi, yolu talandır... #Aşıkveysel
Bursa, Türkiye
Joined November 2013
- Tweets30.6K
- Following2.6K
- Followers865
- Likes85.5K
Ferit BAŞ retweeted
- Allo, Giovanni Pizza ?
- Non Monsieur, c'est Google Pizza.
- Ah je me suis trompé de numéro ?
- Non Monsieur, Google a racheté la pizzeria.
- Ok, prenez ma commande donc
- Bien Monsieur, vous prenez comme d'habitude ?
- Comme d'habitude ? Mais vous me connaissez ?
- Compte tenu de votre numéro de téléphone qui s'affiche ici, vous avez commandé ces 12 dernières fois une pizza 3 fromages avec supplément chorizo.
- Ok, c'est exact....
- Puis je vous suggérer de prendre cette fois la pizza avec fenouil, tomate et une salade ?
- Non vraiment, j'ai horreur des légumes.
- Mais votre cholestérol n'est pas brillant...
- Comment vous le savez ?!
- Par vos emails et historique Chrome, nous avons vos résultats de test sanguins de ces 7 dernières années.
- Ok...mais je ne veux pas de cette pizza, je prends des médicaments pour traiter mon cholestérol.
- Vous ne prenez pas votre traitement suffisamment régulièrement, l'achat de la dernière boîte de 30 comprimés habituels date d'il y a 4 mois à la pharmacie Robert au 2 rue Saint Martin.
- J'en ai acheté d'autres depuis dans une autre pharmacie.
- Cela n'est pas indiqué sur votre relevé de carte bancaire.
- J'ai payé en espèces !
- Mais cela n'est pas indiqué sur votre relevé de compte bancaire, aucun retrait en espèces.
- J'ai d'autres sources de revenus ailleurs !
- Cela ne figure pas sur votre dernière déclaration d'impôts, ou alors c'est que vous avez des revenus illégaux non déclarés ?
- Bon, vous me livrez ma pizza ou bien je vais ailleurs ?
- Certainement, monsieur, toujours à votre service, nos remarques sont uniquement destinées à vous être agréable. Pour quelle heure doit- on la livrer ?
- Mon épouse revient de chez sa mère au Mans et rentre vers 19 heures. Disons 20 heures serait idéal.
- Puis je me permettre une suggestion, avec votre accord bien sûr ?
- Je vous écoute.
- Votre épouse ne pourra sans doute pas être à 19 heures chez vous. Il est 18 heures et elle vient d'effectuer l'achat d'une Rolex dans une bijouterie de la Baule, il y a 6 minutes.
- Comment êtes-vous au courant ?
- Elle a effectué le paiement par carte sur son compte bancaire personnel numéroté en Suisse. Elle a d'ailleurs règlé sa note d'hôtel 4 étoiles, en chambre double pour 3 jours ainsi que des repas dans des restaurants étoilés pendant la même durée, toujours avec la même carte.
- Puis je connaître la somme débitée ?
- Non monsieur, nous respectons avant tout la vie privée des gens, nous n'avons pas le droit de dévoiler ce genre de renseignements.
- ÇA SUFFIT ! J'en ai ras le cul de Google, Facebook, Twitter, ... je me barre sur une île déserte SANS internet, SANS téléphone et SURTOUT personne pour m'espionner !!!
- Je comprends monsieur...mais vous devez donc refaire faire votre passeport dans ce cas car la date d'expiration est dépassée depuis 5 ans et 4 jours.
Ferit BAŞ retweeted
FIKRA (Bana aittir)
BEŞ KİŞİ, BİR ÇITIRTI
Zıpır, Sefih, Kötürüm, Ahmak ve Kurnaz bir gece ormanda kamp kurmuşlar.
Ateşi yakmış, sofrayı donatmış, ormanın kendilerine ait olduğuna kanaat getirmişler.
Derken karanlığın içinden bir çıtırtı duyulmuş.
Zıpır hemen yerinden fırlamış:
— Ben hallederim! demiş.
Karanlığa doğru birkaç adım atmış. Bir müddet sonra yüzü solgun, sesi kısık dönmüş.
— Gördüm! Ama gördüğümü söyleyemem. Yalnız şunu bilin, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!
Ahmak ateşe bir odun daha atmış:
— Her çıtırtıya kulak kabartırsak sabahı edemeyiz. Hem ormanda çıtırtı olması kadar tabii ne var? Asıl mesele bizim ateşimizin sönmemesidir!
Kötürüm, oturduğu yerden göğsünü kabartmış:
— Benim adamlarım ormanı kolaçan ediyor. Hepsi cengâver! Bana da "Yiğidimiz sensin!" derler. Merak etmeyin, bu ormanda benden habersiz yaprak kımıldamaz!
Oysa adamları çoktan ateşin başına çökmüş, birbirlerine kahramanlık hikâyeleri anlatıyorlarmış.
Sefih ise kargaşadan istifade etmiş. Zıpır'ın minderini, Ahmak'ın lokmasını, Kötürüm'ün havlusunu almış. Kurnaz'ın heybesine de göz koymuş.
— Bunları kendim için almıyorum, demiş. Hepimizin selameti için bir yerde toplanması lazım!
Kurnaz bütün bunları sessizce seyretmiş.
Sonra ağır ağır ayağa kalkmış:
— Dostlarım, demiş. Hepiniz çıtırtıyla meşgulsünüz. Oysa asıl mesele çıtırtının nereden geldiği değil, kimin işine yaradığıdır.
Zıpır'a dönmüş:
— Sen gördüğünü söyleyemiyorsun ama görmüş olmanın itibarını istiyorsun.
Ahmak'a dönmüş:
— Sen tehlikeyi inkâr ederek cesur görünmek istiyorsun.
Kötürüm'e dönmüş:
— Sen yerinden kalkamıyorsun ama herkesin senin adına koşmasını istiyorsun.
Sefih'e dönmüş:
— Sen de herkesin korkusundan kendine servet devşiriyorsun.
Dördü birden hayranlıkla sormuş:
— Peki sen ne istiyorsun?
Kurnaz gülümsemiş:
— Ben mi? Ben çıtırtının hiç kesilmemesini istiyorum.
— Neden?
— Çünkü çıtırtı kesilirse hepiniz dönüp ateşe bakarsınız. Ateşin kimin odunuyla yandığını, sofranın kimin lokmasıyla kurulduğunu, ormanın gerçekte kime ait olduğunu sorarsınız.
Bir müddet sessizlik olmuş.
Sonra Kötürüm sormuş:
— Peki o çıtırtıyı kim çıkarıyor?
Kurnaz cevap vermemiş.
Yalnızca ayağının altındaki kuru dala biraz daha bastırmış.
ÇAT!
Zıpır yeniden fırlamış.
Ahmak yeniden inkâr etmiş.
Kötürüm yeniden adamlarını övmüş.
Sefih bir minder daha yürütmüş.
Kurnaz ise gülümseyerek ateşe bakmış.
Çünkü beşinin de bildiği, fakat hiçbirinin konuşmadığı bir hakikat varmış:
Orman yanıyormuş.
Şeref oğuz'dan dönemin ruhuna uygun bir fıkra.
EŞEKLİKTEN KURTULMA DUASI
Kasabanın semercisi ölmüş. Yeni gelen semerci işin acemisiymiş. Yaptığı kötü semerler yüzünden bütün eşeklerin sırtı yara olmuş.
Eşekler başlamış semercinin ölmesi için dua etmeye…Sonunda dualar kabul olmuş. Semerci ölmüş.
Ne var ki yerine gelen daha da acemiymiş.
Eşekler yeniden duaya başlarken biri demiş ki:
-Arkadaşlar anlaşıldı ki semercinin iyisi gelmeyecek. Semerci ölsün diye dua etmenin anlamı yok.
– Peki ne yapalım
–Allah’a bizi eşeklikten kurtarması için dua edelim.”
İstanbul'u finans merkezi yapacağız diyeceksiniz. Devasa binalar yapaıp Merkez bankasını İstanbul'a taşıyacaksınız. Sonra vurguna, talana, soyguna göz yumacak yada görmeyeceksiniz. Bürokrasi uyuyacak, siyasi içinde yer alacak. Yabancılar da bu ülkeye sermaye getirecek.
Bekleyin
Türkiye, fon ve hisselerdeki mağduriyeti gidermediği sürece İstanbul bir finans merkezi olmayacağı gibi yabancı yatırımcı da Türkiye finans sistemine güven duymayacak.
The Ekonomist'in Türkiye'deki krize bakışını Türkiye'deki ekonomi sorumluları bile görmedi.
"Türkiye'de fon ve hisselerde mağduriyet, yatırımcı riski değil ekonomi kurullarının izin vermesi nedeniyle yaşandı."
• Destek Finans Faktoring: Halka arzından sadece 17 ay sonra hisse fiyatı %7.000 artarak Türkiye'nin borsaya kote en büyük ikinci şirketi haline geldi.
Fonların, işlem hacmi çok düşük olan (sığ) hisseleri ve kendi iştiraklerinin paylarını satın alarak fiyatları yapay şekilde yükselttiği anlaşıldı. Yükselen fiyatlar yeni yatırımcıları çekmek için "büyük kazanç" olarak raporlandı ve bu pahalı hisseler teminat gösterilerek daha fazla borçlanıldı.
En az 450.000 yatırımcı büyük bir ana para kaybı (haircut) ve paralarının kalanını alabilmek için uzun bir bekleyiş süreciyle karşı karşıya kaldı. Borsada fon hisselerinde kilitli kalan yatırımcı sayısı ise 950 bin civarındadır. Hükmet ise hisselerdeki yatırımcıları görmezden gelerek krizin ferinleşmesine göz yumdu.
• Hükümetin ve düzenleyici kurumların (SPK) alarm zillerine çok geç tepki verdiği belirtiliyor. Geçmişte Tera hakkında şikayette bulunan bir finansal suçlar gözlemci yardımcısının polis tarafından gözaltına alındığı, şirketin ise kendisini eleştiren gazetecileri dava etmekle tehdit ettiği aktarılıyor.
• Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, krizin "birkaç çürük elmadan" kaynaklandığını, kontrol altına alındığını ve "sistemik bir risk bulunmadığını" belirtti.
Yabancı analistler ise hisselerde krizin daha büyük olduğunu ve böyle bir hafife almanın hem siyasi hem de ekonomik faturasının ağır olacağını öngörüyor.
İstanbul'u küresel bir finans merkezi yapma vizyonunun bu skandalla ağır bir darbe aldığı; yabancı fon yöneticilerinin Türk hisse senedi piyasasını bir "Vahşi Batı piyasası" olarak görmeye başladığı ifade ediliyor.
Ferit BAŞ retweeted
SAĞLIĞINIZ İÇİN YARDIM EDİN
ve PAYLAŞIN..
Mutluluk üzerine yapılan pek çok araştırma yoğun sosyal faaliyetlerde bulunup, gönüllü kuruluşlarda görev almanın, hayır işleri yapmanın mutlu olma ve kendini iyi hissetme duygusunu güçlendirdiğini ortaya koymuştur.
Serbest ve özgür basın yok.
Mensub olduğu mesleğin ilkelerine bağlı meslek Örgütü yok.
Sivil toplum örgütü yok.
Kendi yeteneğiyle bir yerelere gelebilmiş siyasetçi yok.
Liyakat esasına dayalı koltuğa oturmuş bürokrat yok.
İşleyen bir hukuk ve adalet sistemi yok.
Poniz bol.
“Bu olay göz göre göre geldi.”
Osmanlı Portföy Genel Müdürü Mehmet Gerz, fon krizinin çok daha erken durdurulabileceğini savunuyor.
Gerz’e göre gerçekçi olmayan getiriler, likiditesi bulunmayan hisseler ve hızla büyüyen fonlar uzun süredir piyasada açık sinyaller veriyordu.
Yaklaşık 455 bin yatırımcının etkilendiğini belirten Gerz, daha erken müdahale edilmesi halinde zararın bugünkü boyutuna ulaşmayabileceğini söylüyor.
Fon krizinde asıl soru artık şu:
Bu yapı neden bu kadar uzun süre devam edebildi?
🎙️@berfincipa @AktasTalip @MehmetGerz53
Tamamen katılıyorum.
Bir Türk için Amerkalılaşmak aşşağılayıcı bir durumdur.
Kadın asimile olma niyetiyle Amerika'ya gitmiş 'Daha da Türkleştim' diyor: "Amerika'ya gelmeden önce: Çocuğumun Amerika'da büyütmesini büyük bir avantaj olarak görüyordum. Bir gün benden daha Amerikalı olacağını; benim çocukluğumu, şakalarımı ve bazı duygularımı hiçbir zaman tamamen anlayamayabileceğini hiç düşünmemiştim."
Yaa gurbet adamı böyle yapar işte. Ayrıca
Bir Türk için Amerikalılaşmak bu dünyadaki en küçük düşürücü durumlardan biri olabilir.
Her alanda aynı şey "insansız" Dönüşüm. Örneğin cephesi granit kaplı şık hastaneler yaptık ama içine insan için şifa verecek sistemi koymadık. Binaları dönüştürdük ancak içini insan için dönüştüremedik
Kentsel dönüşümde sadece binaların sağlamlığına odaklanıp içinde yaşayacağımız alanların kalitesini tamamen unuttuğumuzu gösteren, ezber bozan çok önemli bir tespit! Hepimizin gözden kaçırdığı bu kritik konuyu adam harika anlatmış: "Caddebostan’da binalar yenilendi ama evler yenilenmedi. Sağlığınızı belirleyen şey kolon değil, içinde nefes aldığınız oda.
Harvard'ın çalışması gösterdi; havası ve malzemesi iyileştirilen mekanlarda bilişsel skorlar %61 arttı. Bina müteahhidin eseri olabilir, ev sizin eseriniz olmalı."
Türkler en çok soykırıma uğrayan milletlerden biridir.
1821'deki Yunan isyanında Mora’da büyük bir Türk soykırımı yapılıp, onbinlerce Türk, kadın ve çocuk ayırt edilmeden acımasızca katledildi. Mora'da soykırıma uğrayan Mora Türkleri'ni rahmetle anıyorum.
Bu katliamlar 1821'den 1974'e kadar farklı coğrafyalarda devam etmiştir. Yunanistan’ın tarih boyunca katlettiği Türkler ve akraba topluluklar için ülkemizin en fazla ziyaret edilen yerlerine (Sultanahmet, Ankara, Antalya, İzmir, Konya...) vakit kaybetmeden Yunan katliam ve mezalim anıtları dikmeliyiz. Mora Türkleri Katliamı, Teselya Türkleri Katliamı, Adalar Denizi (Ege) Türkleri Katliamı, Girit Türkleri Katliamı, Balkan Savaşları Katliamı, Batı Trakya Türkleri Katliamı, Trakya İşgali Katliamı, Anadolu İşgali Katliamı anıtlarının önemli sanatkârlarımıza yaptırılıp, bir an önce dikilmesi katledilen onbinlerce masum Müslüman'ın anısını yaşatacaktır.
sabah.com.tr/yazarlar/erhan-…
Tamda bu.
Vahşetini gizlemek için diğer toplumları hor gören batılılar var. Özellikle Alman, İngiliz, Fransız, yunan şövenistleri. Onları tedavi edemezsiniz. Her fırsatta hamam böceği muamelesi yapın. Üzerlerine basın ve cırrkk sesi çıkana kadar bekleyin.
Dün akşam, uluslararası arkadaş grubumuzun bulunduğu bir WhatsApp grubunda, Londra’daki viski kokulu salonundan bize akıl vermeye çalışan ukala bir İngiliz profesör belirdi.
Benim konuşmalarıma takıldı, bana aklınca Türk milletinin bin yıllık devlet geleneğini küçümseyecek, üst perdeden bize "kurumsal demokrasi" ve "sivil toplum" dersi verecek.
Yazdığı mesajı görseniz sinirleriniz tepenize çıkar; "Sizin gibi çalkantılı toplumların modern demokrasiyi kavraması için asırlar gerekir" diye yazmış cibilliyetsiz. Baktım bizim gruptakiler de kibarlık olsun diye veya adamı ''Akademisyen'' gördükleri için sessiz kalıyor;
Ben de açtım ağzımı, yumdum gözümü.
"Bak Beyefendi" dedim, "Sen önce dünyayı soyup soğana çeviren, insanlığı sömüren o kanlı geçmişinle yüzleş; Hindistan’da açlıktan kırdığınız milyonların, Afrika’da emdiğiniz kanın hesabını verin önce. Bugün ''medeniyet hamisiyim'' diye övündüğün British Museum’daki her bir parçanın üzerinde yağmaladığınız mazlum halkların kanı ve ahı var;
Siz adanızda birbirinizi yerken biz bu coğrafyada adaletle ve hoşgörüyle hükmediyorduk" diye bastım mesajı.
Baktı pabuç pahalı, hemen "Ama akademik nezaketi koruyalım" diye çark etmeye kalktı; "Ne nezaketi bir dakika " dedim, "Gerçeklerin yüzünüze vurulması işinize gelmeyince mi nezaket aklınıza geliyor.
O kibirli oryantalist burnunu kafana vura vura kırarlar senin, bir daha Türk tarihine laf etmeden önce haddini bileceksin !" diyerek noktayı koydum.
O mesajdan sonra grupta tam bir ölüm sessizliği oldu; O havalı İngiliz kibri bir anda pıstı, tek bir kelime dahi cevap veremedi.
Bizim sorunumuz işte tam olarak buradadır;
Batı’nın bu kanlı, yağmacı geçmişini yüzlerine vurmak yerine, onların karşısında ezilip bükülen, aşağılık kompleksine kapılan bir kitle var.
Oysa bizim kimseden medeniyet dersi almaya ihtiyacımız yok.
Yeter ki kendi tarihimizi ve gücümüzü doğru bilelim, bu oryantalist ukalalara hak ettikleri cevabı anında verelim.
500 yıl sonra bile çok geçerli tavsiyeler.
III. Murad'ın kızı Fatma Sultan için M. Suudî Efendi tarafından 1582'de hazırlanan Metâliü's-saâdet'den depresif ruhlar ve aşırı düşünenler için öğütler [s. 92a-124a].
1. Geçeni anma. Geçen gamlardan sorma. Geç geçenden. Zaman bir dolap gibi döner durur. Bu da geçer. [+]

ALT Abbasî döneminin ünlü astronomu Ebu Ma’şer el-Belhî (ö. 886) tarafından yazılan Kitâbü’l-bulhân’ın 1582’de Osmanlı Sultanı III. Murad’ın kızı Fatma Sultan için Mehmed Suudî Efendi tarafından yapılan Metâliü’s-saâde (Mutluluk Ufku) adlı Türkçe tercümesinde yer almıştır. Fransa Ulusal Kütüphanesi’nde Manuscripts, Supplement Turc 242 .
Ferit BAŞ retweeted
Anne-babamız başka türlü olsalardı biz de daha iyi durumda olurduk inancı toplumda çok yaygındır. Daha anlayışlı olsalardı, daha çok destek verselerdi, daha az eleştriselerdi, daha az katı olsalardı… vs her dönemde sonraki neslin ağzında bu vardır.
Uzun bir süre boyunca Suudiler, bacaklarının arasında dört testis gördüler ve dördünün de kendilerine ait olduğuna inandılar. İran ve Husiler ise bu testislerden ikisinin aslında arkadan kendilerine dayanmış olan Amerikalılara ve Siyonistlere ait olduğunu açıklamaya çalışıyorlar.
The Saudis confirm the attack on their pipeline came from Iraq. Which means that, from a Saudi perspective:
1. Hormuz - their export route to the North - is closed by a war with Iran that the US-Israel started
2. Their pipeline to the South was taken offline from Iraq, a country the US broke with another war it started
3. They're fighting - and losing - against the Houthis in Yemen, whose war against them restarted because of the US-Israel war with Iran
4. The US is obviously incapable to defend them against these attacks and is now apparently flat-out refusing to intervene in Yemen (axios.com/2026/09/11/houthis…)
5. They are bleeding money at an accelerating rate and, ironically, we may soon see an "inverted petrodollar" situation whereby, instead of recycling oil profits into US Treasuries, they'll be forced to sell them to cover oil losses caused by US wars
All in all, hard to overstate what a complete clusterfuck this represents.
The US is supposedly running "operation economic outcast" on Iran but, very concretely, the Saudis are getting at least as badly "outcasted" as the Iranians in just about every dimension.
And, unlike Iran, Saudi Arabia isn't structurally built to survive this. They bet their country's future on trusting America...
"Başka toplumların refahı ABD'nin kaybıdır" Beceriksiz siyasetçiler bir gurup kapitalist elte ve Siyonist lobilere teslim olmuş şekilde yıllardır siyaset alanını işgal ediyor. ve "siyonizme kölelikten" başka özelliği olmayan bu siyasi elit güruh aynen böyle düşünüyor.
Honestly, this just shows what a complete idiot Vance is.
The notion that it was a mistake to engage China is wrong on every level - morally, factually, economically, diplomatically and politically - and represents the absolute worst kind of American exceptionalism thinking.
Morally, it's, of course, an utterly disgusting thing to say: it's basically "we should have kept a fifth of humanity poor because their misery was good for us."
It's sociopathic and depraved: the guy loves to virtue signal around his supposed "Christian values" but he obviously didn't even get to the "love thy neighbor" part of the bible...
Factually, he acts as if the Chinese had zero agency, as if they'd have just said: "Oh, the US wants us to stay poor? Well, okay then, guess we'll just stay poor 🤷" As if a civilization that's been around for 5,000 years was just sitting around waiting for Washington's permission to develop.
Also, he acts as if their development was in fact a consequence of US engagement. If that were the case, why didn't India develop at the same pace, why didn't Indonesia develop, why didn't every single poor country the US engaged with develop?
The dirty truth is that most US leaders - for a long time - have thought along similar lines as Vance: the objective obviously never was for China to rise to a level where they'd become a US peer competitor. But, just like the Trump administration (during either terms) didn't succeed in shaping China to US interests - despite all their efforts - neither could any previous administration.
The idea that there was some magic policy that would have let America enjoy cheap Chinese labor forever while keeping China permanently subordinate is pure fantasy.
Economically, contrary to popular belief, China's rise actually didn't come at America's expense. For proof just check the evolution of the share of global GDP:
- For China: in 1980, their share of global GDP was 2%, it rose to 17% by 2024
- For the US: in 1980 their share of global GDP was 25.5% and IT ROSE (!) to 26.3% by 2024
In other words, economically speaking, the US lost nothing: not on an absolute basis and not even on a relative basis. On both levels, it actually gained and conserves an absolutely disproportionate - and frankly unfair - share of global economic output: more than a quarter for just 4% of the global population. Complaining about this, as if America were the victim here, is frankly obscene.
Diplomatically, why say this? How does this serve the US in any way whatsoever? Obviously, saying this will antagonize China big time - as it should. But it will also send a message to just about every country out there that wants to develop (that is, basically ALL countries): as far as America is concerned, things are zero-sum, your prosperity is their loss.
This objectively makes US foreign policy harder, as it does the job of every American company trying to sell stuff abroad - hard to sell something to a country when your Vice President just said that it makes him "angry" and it's a failure of policy if his customers do well.
Lastly, it's also idiotic politically. Sure, I get that America always needs enemies and that scapegoating foreigners is the oldest trick in the book. But there comes a time when it stops being useful and starts being actively harmful - and we're well past that point in the US.
Because, what is scapegoating's main function? To redirect the blame onto others for things that you yourself can get fixed. And while the US did manage to - overall - maintain its share of the global economic pie, it failed to distribute it fairly at home: the gains were mostly hoarded by a small elite while ordinary Americans saw little benefit, or even lost out with insane healthcare costs or crumbling infrastructure.
You can blame China all you want for this but eventually it comes to bite you in the ass: your people's lives don't get better for it and they'll eventually realize they should stop looking at where the finger is pointing, and start looking at who's doing the pointing.
So, yeah, no matter how you look at it, it's completely unredeemable: morally repulsive, factually illiterate, economically wrong, diplomatically self-defeating, and politically stupid. Almost impressive, in a way.
İyi bir analiz.
ASIL TRUMP NE İSTEDİYSEK YAPTI
Oval Ofis’te yaptığımız mülakatta ABD Başkanı Trump’ın söyledikleri sanıyorum ikinci döneminin Türkiye’de en çok gündem olan ve tartışma yaratan açıklamaları oldu.
Sadece bizde de değil tabi… Washington, Tel Aviv ve Atina’da da ses getirdi.
Şu saydığım üç başkentte infial yaratması sürpriz değildi. Fakat Türkiye’ye verilen “müjdeler” arasında öyle birkaç şey cımbızlandı ki umarım son kez açıklanmaya değer.
*
Trump’ın sık sık kullandığı bir kalıp var. “Erdoğan hep benim yanımda oldu. Her istediğimi yaptı.”
Şimdi bunu bir açalım…
Trump’ın bu döneminde giriştiği iki büyük macera vardı. Herkese “tarafınızı seçin” dediği iki macera.
1- İsrail’in yanında durduğu Gazze meselesi. Erdoğan İsrail’in karşısında durdu mu? Durdu.
Gazze anlaşması için Hamas ile temasını sürdürdü mü? Sürdürdü.
Trump’ın anlaşması dağılmak üzereyken Hamas ile angaje olup hem Hamas’ın taleplerini koruyan hem de Gazze halkının ihtiyaçlarına acil karşılık verecek bir sürece soktu mu? Soktu.
2- İsrail’in yanında girdiği İran savaşı, hatta savaşları.
İkisinde de ABD saldırılarının karşısında durdu mu? Durdu. İkisinde de Trump “savaş” derken “barış” dedi mi? Dedi.
Günün sonunda hem İran hem ABD ile teması sürdürerek ulaşılan Mutabakat Zaptı’nda hem Trump’ın hem de arabulucuların övgüsüne layık görüldü mü? Görüldü.
*
Şimdi…
Trump özellikle Erdoğan’ın Gazze anlaşmasını son anda ipten almasını asla unutmadı. Trump için bu “harbi” bir destekti.
İran meselesinde ise sürekli tekrarladığı “savaşın dışında kal dedim kaldı” meselesi ise şu:
CIA, savaşın aylar öncesinde PKK’nın İran kolunu silahlandırarak iç karışıklık sırasında içeriden işgal gücü olarak kullanma planlarındaydı.
Plan Trump’a sunulmuş, onay bekliyordu.
Bu süreçte devreye giren Erdoğan, kayıtsız kalmayacağını ve Türkiye’nin müdahalesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Trump’ın “savaşın dışında kal” dediği şey bu. Fakat olay örgüsüne bakarsak “PKK’yı kullanma” diyen Erdoğan. “Kullanmayan” Trump.
*
“Ne istediysek yapıyor” denince aklınıza iki liderden hangisi geliyor bilmem ama Trump…
-Geldiği gibi Suriye’den askerleri çekme emri verdi.
-Daha genel kabul görmemiş lider Şara ile “Erdoğan’ın isteği” üzerine buluştu. Bunu bizzat kendi söyledi.
-Suriye üzerindeki yaptırımları kaldırdı.
-İsrail’in Suriye’deki Türk varlığına muhalefetine “makul ol” emri ile ters çıktı.
-YPG/PKK’nın Suriye’deki özerklik hayallerine son darbeyi vurdu.
-Yaklaşık 10 yıldır silah gibi suratımıza tutulan Halkbank davasını düşürttü.
-KAAN savaş uçaklarının jet motorlarını Kongre’deki ve kendi hükümeti içindeki baskılara rağmen şahsi yetkisini kullanarak onayladı.
*
Bu liste sadece yaptıkları bu arada. Türkiye’nin kendi politikalarını izlemesine ses çıkarmazken, NATO’nun Batı kanadını yerden yere vurup aşağılarken Türkiye’ye ne karıştı ne bulaştı.
Hiçbir şey yapmasaydı dahi şu bile yeterdi.
*
Geriye kaldı F-35 meselesi…
Şayet Trump ile bunu da çözüp bir başka 10 yıllık meselemizi de tarihin tozlu sayfalarına gömebilirsek ben biraz da sosyal medya jargonuyla şunu derim:
Bir dönemden alınabilecek maksimum verim budur.
I just signed this petition petition.qomon.org/0b54a0b8-…
AB Parlamentosu üyeleri ve ABD Kongresi'nin bazı üyeleri İran'ın haritada nerede olduğunu bile bilmiyor. Pahalı parfümler, takım elbiseler ve rugan ayakkabılar sizi aydın yapmaz. Birçok AB ve ABD politikacısının bilgi düzeyi anaokulu seviyesinde.
This is genuinely incredible and says SO SO MUCH about the perception of China in the West.
This is the #1 news show in France, and the host - David Pujadas - asks the pundits around the table (a sample of the top media figures in France) if they can name 3 living Chinese people.
That's it: they just need to say the names of 3 living Chinese people, anyone. This should be extremely easy.
Yet not of a single one of them can name a single Chinese beyond Xi Jinping. They do not know a single living Chinese person beyond the president.
That's the level of ignorance of China we're dealing with in the West today, in 2026.
This is the source for the video: tf1info.fr/replay-lci/videos… Aired live yesterday 28th of May 2026.
Berrak sular ve yemyeşil dağlar paha biçilmezdir.
✨🇨🇳Xi Jinping:I once lived for many years in a small village on China’s Loess Plateau. When the ecological environment was damaged, the people fell into poverty. Even then, I realized that harm done to nature will eventually harm humanity itself. Resolving to close down some mines was a far-sighted move, for lucid waters and lush mountains are invaluable assets. We must not pursue development in a destructive way that exploits our ancestors’ legacy and leaves no future for descendants. Indeed, if humanity does not betray nature, nature will never fail humanity.
Şu sömürgeci alçağın söylediklerine bakın. Soykırım ve vahşette Afrika'da bir sömürge İmparatorluğu kurdu, şimdi Afrika'dan atılınca konuyu "yanlış rekabete" Bağladı. Oysa utancıyla yüzleşip zorla aldıklarını geri vermesi gerekiyor. Ancak buna niyeti yok.
Macron Kenya’da katıldığı Fransa–Afrika Zirvesi'nde çarpıcı itiraflarda bulundu:
➖“Fransa, 25 yıl boyunca Afrika’da geri plana itildi. Bu normal ve hatta çok da iyi oldu.
Sırf Fransız olduğumuz için her şeyin bize açık olduğunu düşündük… Ama artık o dönem bitti!
Çinliler geldi, Türkler geldi, Amerikalılar geldi; daha pek çok aktör ve birçok Afrikalı da ‘Biz sizden daha rekabetçiyiz’ dedi.”




















