Hearts taraftarı Ryan Akan 61saat’e açıklamalarda bulundu.
“Büyük dedem Trabzonlu. Babam ve amcam Trabzonspor’u destekliyor. Trabzon’a her zaman gelmek istiyordum. Şimdi buradayım. Mohamed Salah’ı ve Atatürk’ü seviyorum. Mohamed Salah’a ve Mustafa Kemal Atatürk’e büyük bir sevgi ve hayranlık duyuyorum.”
Karadeniz’deki palamut bolluğu fiyatları 30-50 TL’ye kadar düşürürken, balıkçılardan avlanmanın artırılması çağrısı geldi. Birlik Başkanı Atıf Malkoç, palamutların diğer balıklar ve kabuklularla beslendiğini öne sürerek “Karadeniz’i bitirdi” dedi
odatv.com/guncel/palamut-da-…
Murat Kul retweeted
⚫️ Bir aşçı, büyük balıkların nasıl daha kolay kesilebileceğini uygulamalı olarak gösterdi;
LİBYA VE MAVİ VATAN: TÜRKİYE’NİN DENİZLERDEKİ GELECEĞİ
Mavi Vatan demek yalnızca savaş gemileri, enerji kaynakları ve deniz sınırları demek değildir. Mavi Vatan aynı zamanda balıkçılık, deniz ticareti, limanlar, tersaneler ve denizlerde çalışan binlerce emekçi demektir.
Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkedir. Bu coğrafi avantajı ekonomik güce dönüştürmek, denizlerimizi korumak ve deniz kaynaklarımızdan sürdürülebilir şekilde yararlanmak zorundayız.
Libya ile geliştirilecek iş birlikleri; deniz ticareti, liman yatırımları, balıkçılık teknolojileri, su ürünleri yetiştiriciliği ve enerji alanlarında yeni fırsatlar sağlayabilir.
Özellikle balıkçılık sektörümüz açısından Akdeniz, yalnızca bugünün değil, yarının da üretim sahasıdır. Türk balıkçısının bilgi birikimi, güçlü filosu ve uluslararası tecrübesi, Libya ile kurulabilecek ekonomik ortaklıklarda önemli bir avantajdır.
SEÇİMLER GELİR GEÇER, DOSTLUKLAR VE İNSANLIK KALIR!
Seçimler demokrasinin bir gereğidir. Herkesin bir tercihi, desteklediği bir aday ve kendine göre bir düşüncesi olabilir. Ancak farklı düşünmek, farklı adayları desteklemek kimseyi birbirine düşman yapmaz.
Ne yazık ki seçim dönemlerinde bazı insanların birbirini ayrıştırması, karşı tarafta olanları düşman gibi görmesi, yılların dostluklarını ve arkadaşlıklarını bir seçim uğruna hiçe sayması gerçekten üzücü.
Unutmayalım ki bugün seçim var, yarın bitecek. Kazanan da olacak, kaybeden de. Ama hepimiz yine aynı camianın içinde, aynı masalarda, aynı ortamlarda bir araya geleceğiz.
Seçim kazanmak uğruna insan kaybetmek, dostlukları bitirmek, insanları ötekileştirmek kimseye bir şey kazandırmaz.
Asıl büyüklük, kendisi gibi düşünmeyene de saygı gösterebilmektir. Asıl olgunluk, rekabet ederken bile dostluğu ve nezaketi koruyabilmektir.
Kimse kimseyi desteklemek zorunda değil, kimse de tercihi yüzünden dışlanmayı hak etmiyor.
Seçim bir hizmet yarışı olmalı, düşmanlık yarışı değil.
Biraz sağduyu, biraz hoşgörü.
Çünkü seçimler geçer, makamlar değişir, koltuklar el değiştirir. Ama insanın karakteri, duruşu ve geride bıraktığı izler unutulmaz.
Murat Kul retweeted
Bu muhteşem gecenin bir parçası olmak onurdur. Her zaman ve daima seninle Herkese teşekkürler. ❤️💙
#Trabzonspor
Murat Kul retweeted
Atalarının vekar ve azametini nefsinde taşımış, kalbi her an Türk milletini eski haşmetine kavuşturmak için atmış Özdemir Bayraktar'ı rahmetle anıyorum. Rahmetli Özdemir Bayraktar ile oğulları Haluk ve Selçuk Bayraktar'ın yaptıkları Türk SİHA'ları Mete'nin ıslık çalan oklarının ve Fatih'in toplarının yeni versiyonudur. Savaş tarihinin gidişatı, silahlı insansız hava araçlarıyla değişti Türk SİHA’ları savaş tarihinde yeni bir sayfa açtı. Türkler, yapıp kullandıkları silahlı insansız hava araçlarıyla savaşın şeklini değiştirip yeni bir savaş konsepti geliştiren bir millet oldu. 550 yıl önce Fatih Sultan Mehmet geliştirdiği toplarla savaş konseptini değiştirmişti. Türk-İslam dünyası 550 yıl sonra bir silahta ve savaşta tekrar üstün hale geldi. Emeği geçen herkesin mekanı cennet olsun.
Balıkçı ve Palamut…
Son günlerde herkesin gündeminde palamut ve balıkçılar var. Herkes konuşuyor, herkes eleştiriyor. Ama kimse denizde alın teri döken tayfaları, ailesinden aylarca uzak kalan emekçileri konuşmuyor.
Ekonomik krize, artan mazot fiyatlarına, ağır işçilik ve işletme maliyetlerine rağmen ayakta kalmaya çalışıyoruz.
Biz balıkçılar, bütün bu zorluklara rağmen denizlerimizden çıkan en sağlıklı, en besleyici ve en ekonomik gıdalardan birini halkımızın sofrasına getiriyoruz.
Amacımız sadece balık tutmak değil; üretmek, istihdam sağlamak ve vatandaşımızın uygun fiyatla sağlıklı beslenmesine katkıda bulunmaktır.
Elbette hatalarımız olabilir. Ancak birkaç olumsuzluk üzerinden bütün balıkçıları suçlamak, binlerce deniz emekçisine haksızlıktır.
Unutmayın! Balık sofraya kolay gelir ama denizden kolay çıkmaz.
Balıkçıyı değil, emeği görün. Çünkü biz bu ülke için üretiyoruz!
Biz balıkçılar halkımızın ucuz balık yemesinden rahatsız değiliz. Aksine, denizlerimizin bereketinin halkımızın sofrasına ulaşmasını en çok biz isteriz.
Ancak ortada görmezden gelinen ciddi bir gerçek var.
Bugün mazot, personel, bakım, onarım ve işletme maliyetleri her geçen gün artarken denizlerimizden bol miktarda palamut avlanıyor. Fakat avlanan balığın tamamı tüketiciyle buluşmuyor. Arz fazla, tüketim yetersiz, piyasa dengesiz.
Bizim söylemek istediğimiz gayet açık: Balığı tüketilebilecek ve değerlendirilebilecek miktarda, dengeli avlayalım. Hem denizlerimizin bereketini koruyalım hem de balıkçımızın emeği boşa gitmesin.
Balıkçının istediği pahalı balık satmak değil, yaptığı masrafın karşılığını alabilmek ve yarın da denize çıkabilmektir.
Unutmayalım ki balıkçılık yalnızca denizden balık çıkarmak değildir. Binlerce ailenin geçim kaynağı, ülkemizin üretim gücü ve gıda arzının önemli bir parçasıdır.
Biz balık pahalı olsun demiyoruz. Balık ziyan olmasın, halkımız tüketsin, balıkçımız da ayakta kalsın diyoruz.
Bu çağrıyı fiyatları yükseltme girişimi olarak göstermek, balıkçının yaşadığı ekonomik gerçekleri görmezden gelmektir.
Denizin bereketi de balıkçının emeği de halkımızın sofrası da bizim için değerlidir.@palamut @nedimsener2010 @sevdaturkusev @istdembir
Kıymanın, etin kilosuna yüzlerce lira öderken ses çıkarmayanlar, 50-60 TL’ye satılan balığa gelince “Balık çok pahalı!” diyor.
Peki, bu nasıl bir anlayış?
Balıkçı mazota, personele, tekne bakımına, ağlara ve diğer giderlere servet harcıyor. Gece gündüz denizde mücadele ediyor, canını ve sermayesini ortaya koyuyor.
Bütün bu maliyetlere rağmen balık 50-60 TL’ye satıldığında bile pahalı bulunuyor.
Balıkçı bedava mı çalışsın? Mazotu bedava mı alıyor? Tayfasına maaş ödemiyor mu?
Bir de işin acı tarafı var: Balık bol olduğunda fiyat düşüyor, bu kez de yeterince tüketilmiyor. Sonra balık azaldığında herkes fiyatından şikâyet ediyor.
Bu ülkede balığın pahalı olmasından önce, balığa verilen değeri konuşmamız gerekiyor.
Balıkçı denizde mücadele ediyor, ama asıl mücadeleyi karada, emeğinin karşılığını alabilmek için veriyor.


















