Pinned Tweet
Öğretmenler Odasında çok takılmayı sevmem. Genellikle ya koridorda öğrencilerle sohbet ederiz ya da okul bahçesinde muhabbet:)))
Gözlemlemeyi severim. Bazen bir kenara çekilmiş, içli bir şekilde hüzünlü öğrencilerim dikkatimi çeker.
-Konuşmak ister misin hayırdır dediğimde genel olarak şu yargıya varırım görüşme sonrasında;
-Her öğrencinin bir hikayesi vardır...
Lütfen bilmeden, konuşmadan, anlamadan yargılamayalım.
Ve kıymetli meslektaşlarım; mutlaka öğretmenler odasından çıkıp bol bol talebelerimizle hasbihâl edelim.
Unutmayalım ki;
öğrencilerimiz, kalbimizin sevinci, hüznümüzün tesellileridir...
⁉️Öğrencilerimize sorduk:
"Nasıl insanlarla arkadaşlık kurmak istemezsiniz?"
Aldığımız cevaplar şu şekilde oldu:
📌Alıngan ve kişisel algılayanlar:
Her şeyi üzerine alınan, en küçük sözden kırılan, olayları kişisel algılayanlar.
📌Egoist ve narsist kişiler: Kendini herkesten üstün gören, sürekli ön planda olmaya çalışan, kendini öven, başkalarını küçümseyen ve her zaman haklı olduğunu düşünen kişiler.
📌Fesat ve kıskanç kişiler: Başkalarının başarısını kıskanan, insanların mutluluğunu istemeyen, çevresindekilerle rekabet hâlinde olan, başkalarının en küçük hatasını bile araştıranlar.
📌Dürüst olmayanlar:
Yalan söyleyen, güven vermeyen, iki yüzlü davranan, söyledikleri birbirini tutmayan kişiler.
📌Bencil ve çıkarcılar: Yalnızca kendi çıkarlarını önemseyen, başkalarını kullanan, karşısındakilerin duygu ve düşüncelerini önemsemeyen, düşüncesiz kimseler.
📌Olgun davranamayanlar: Davranışlarının sorumluluğunu üstlenmeyen, ne konuştuğunu ve nerede nasıl davranması gerektiğini bilmeyen, başkalarının sınırlarına saygı göstermeyen kişiler.
📌Yargılayıcı ve saygısızlar: Başkalarının fikirlerini kendi düşüncesiymiş gibi aktaran, farklı görüşlere saygı duymayan, insanları anlamak yerine yargılamayı tercih edenler.
📌İletişime kapalı veya ölçüsüzler:
Aşırı ciddi, sürekli somurtan ve iletişime kapalı insanlar kadar, aşırı laubali davranan ve samimiyetin ölçüsünü kaçıran kişiler.
📌Kaba insanlar:
Kaba davranan kişiler hiçbir şekilde sevilmiyor.
Bu cevaplar, arkadaşlıkta en çok güven, saygı ve anlayışın önemsendiğini gösteriyor.
Ayrıca;
İnsan, arkadaşında bir kusur değil, kendi ruhunun güvenle yaslanabileceği bir ayna arıyor.
Güven olmayınca dostluk bir ilişki değil, sürekli bir teyakkuz hâline dönüşüyor.
“Rabbim!..
Kötüyü ayırt edecek feraseti, iyiye tutunacak sadakati, yanlış insana bağlanmayacak cesareti nasip etsin bizlere!
Çünkü insân, yol arkadaşıyla ya cennete yaklaşır ya da kendinden uzaklaşır. “
🇵🇸📚Bu sadece bir kitap değil, bir direnişin hafızası!
✍️Ortadoğu uzmanı Zahide Tuba Kor'un kaleminden Gazze: Geçmişten günümüze işgale karşı dimdik duran bir toprağın, bir halkın, bir onurun hikayesi.
📗Kapağındaki o kırmızı gelincik gibi...
Kanla sulanmış ama aslâ solmamış bir direnişin sembolü!
Her kütüphanede olması gereken bir başucu eseri diyebilirim.
Kitabın en can alıcı tezi ise;
“Gazze sadece bir coğrafya değil, işgale karşı insanlığın onur sınavıdır.
Gazze düşerse, insanlık düşer…
Okuyun!..
Okutun!..
#gaza
“Yıllarca kapı kapı dolaştın, dağları aştın, denizleri geçtin.
Aradığın sevgiyi, ışığı, hakikati dışarıda sandın.
Oysa bütün bu arayış, seni kendine getirmek içindi.
Çünkü aradığın, hep sendeydi.
Sen bir damla sandın kendini, ama aslında denizin ta kendisisin.
Ne arıyorsan, sende mevcut.
Ne özlüyorsan, senin özündür.
Hakikat, uzağa gidince bulunmaz;
kalbin sessizliğine indiğinde, zaten oradadır.
O yüzden diyorum:
‘Aradığın sensin.’”
- Mevlâna
Kitâb-ı Tavsiye📚
''Hayal kırıklığına uğramamak için hiçbir şey beklemeyen ne mübarek insandır.''
L.M Montgomery
Beklemeye Övgü, Adem İnce; Sayfa-9
#kitaptavsiyesi #kitap
Bir avuç insan kaldı, farkında mısınız?
Teşekkür etmeyi bilen,
incitmemek için kelimesini özenle seçen,
kalp kırmamak için susmayı da bilen,
yapılan iyiliği unutmayan,
bir çift güzel sözü esirgemeyen,
gönül almayı erdem sayan...
O insanlardan sadece bir avuç kaldı.
Geri kalanlar inceliği ya unuttu,
ya da hiç öğrenmedi.
Ama çok şükür ki,
hâlâ insan kalmaya çalışan insanlar var!..
Kalbimize iyi gelecek insanları nasıl bulacağız?
Aramakla değil, olmakla bulunurmuş meğer.
Sen kalbinle barışınca,
kalbi barışık olanlar seni bulurmuş.
İyi gelen insan gürültü yapmaz.
Yorduğunu değil, durduğunu hissettirir.
Yanında kendin olabildiğin kişidir.
Onu bulmak için uzağa bakma.
Önce sen öyle biri ol.
İyi kalpler, iyi kalpleri çeker imiş.
Çaresiz bir derde duçar oldu çağımız.
Modernleşme serüveni sonunda geldiğimiz nokta; bir öğle vakti elinde fenerle Atina sokaklarında 'Bir adam arıyorum' diye bağıran Diyojen’in durumudur.
Hakikat şu:
“İnsan bozuldu.
Şirazesi kaydı insanın.
Bir medeniyet iflasın eşiğine geldi…”








