Ebazer Çobanhasanlar retweeted
Flaş gelişme;
Turhan Çömez Savcılara Yardımcı olayım! Fon Listesinde ki İsimleri Tek Tek Açıkladı.
Çabuk paylaşın.
Ebazer Çobanhasanlar retweeted
1950 ila 2026 arasında
10 yıl menderes
10 yıl Özal
15 yıl Demirel
10 yıl Çiller,Mesut Yılmaz
24 yıl Tayyip Erdoğan yönetti,
Ecevit iki kez 3er yıl idareyi ele aldı.
İlkinde Kıbrıs’da devlet kurdu,
İkincide Apo piçini kafesledi…
Fakat sorsan memleketteki her olumsuz şeyin sorumlusu
Ecevit, ya da CHP diyorsunuz amq🤬
Ebazer Çobanhasanlar retweeted
İstanbul Barosu seçimlerinden rahatsız olanlar:
Abdullah Öcalan ve avukatları
DEM parti ekibi
İbrahim Kaboğlu ve ılıklar ekibi.
Özgür Özel ve Yeni ekibi
İmamoğlu ve Özel ekibi
Kılıçdaroğlu ve ekibi
Müsavat Dervişoğlu
Feti Yıldız ve MHP
Şamil Tayyar ve AKP ekibi
Ahmet Hakan
Yusuf Kaplan
Erkan Tan ve türdeşleri
Ali İhsan Karahasanoğlu ve Akit ekibi
Vahap Coşkun ve Serbestiyet ekibi
Birgün ekibi
Nagehan Alçı
Ruşen Çakır ve foncular ekibi
Zafer Şahin
İrfan Değirmenci ve türdeşleri
Orhan Miroğlu
Vd...
Bu listeyi uzatabilirsiniz.
Sizce bunları buluşturan ortak nokta nedir?
Ebazer Çobanhasanlar retweeted
"Cumhuriyet,yeni ve sağlam esaslarıyla,Türk milletini emin ve sağlam bir istikbal yoluna koyduğu kadar,asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle, büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur."
Mustafa Kemal Atatürk🇹🇷
İlelebet Cumhuriyet🇹🇷✨
Ebazer Çobanhasanlar retweeted
➡️Eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu'ndan İstanbul Barosu Başkanı seçilen Ümit Kocasakal başta olmak üzere tüm baro başkanlarına çağrı
📌"Anayasa Mahkemesi kararların uymayan hakim ve savcılar hakkında suç duyurusunda bulunmalı"
➡️Eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu'ndan İstanbul Barosu Başkanı seçilen Ümit Kocasakal başta olmak üzere tüm baro başkanlarına çağrı
@eminagaoglu_
Ebazer Çobanhasanlar retweeted
Anayasa Profesörü Av. Korkut Kanadoğlu’nun dünkü bu sözleri, yıllarca unutulmayacak ve daha çok konuşulacak!
Ebazer Çobanhasanlar retweeted
İstanbul Barosu geleneksel çizgisine dönmüştür.
Müdafaa-i Cumhuriyet, Müdafaa-i Vatan, Müdafaa-i Hukuk, Müdafaa-i Avukat için buradayız.
Özgür'ün aklını başına alacağı yok. O bir küçük Kılıçdar. Anti-Kemalist, ulus devlet fikrine uzak zamane solcusu...
Sn. Özel,
Daha önce de ifade ettiğim gibi, siz PKK’nın ve PKK sevicilerinin yollarına kırmızı halı da serseniz, yollarına kırmızı güller de dökseniz “Atatürk” ile anılan partilere, yani ne size ne de CHP’ye oy vermezler.
İşte o yüzden, içinizdeki ayrılıkçı grupların sözüne itimat etmekten vazgeçip Atatürkçü, laik ve vatansever özünüze geri dönün derim.
Unutmayın ki “Türk Milleti” kavramı bu topraklarda yaşayan bütün etnik kökenleri ve bütün inançları kucaklayan geniş anlamlı bir tanımlamadır. Ve bu değeri bize miras bırakan ve yaşatan da M. Kemal Atatürk’tür.
Ebazer Çobanhasanlar retweeted
Sn. Özel,
Daha önce de ifade ettiğim gibi, siz PKK’nın ve PKK sevicilerinin yollarına kırmızı halı da serseniz, yollarına kırmızı güller de dökseniz “Atatürk” ile anılan partilere, yani ne size ne de CHP’ye oy vermezler.
İşte o yüzden, içinizdeki ayrılıkçı grupların sözüne itimat etmekten vazgeçip Atatürkçü, laik ve vatansever özünüze geri dönün derim.
Unutmayın ki “Türk Milleti” kavramı bu topraklarda yaşayan bütün etnik kökenleri ve bütün inançları kucaklayan geniş anlamlı bir tanımlamadır. Ve bu değeri bize miras bırakan ve yaşatan da M. Kemal Atatürk’tür.
Ebazer Çobanhasanlar retweeted
Araştırmacı yazar Ersin Elikoğlu’ndan önemli Hürmüz Boğazı değerlendirmesi.
“ABD, Hürmüz’den günlük 28 milyon varil petrol geçtiğini öne sürerek CENTCOM’un küresel enerji güvenliğinin teminatı olduğu algısını yaratıyor. Oysa alternatif hesaplamalar 10–13 milyon varile işaret ediyor.
İran ise Umman karasularındaki güney rotasının mayın tehdidi altında olduğu algısını güçlendirerek tankerleri kendi kontrolündeki güzergâhlara yönlendirmeye çalışıyor. Henüz mayına çarpan tanker olduğuna dair kesin kanıt yok.”
İki taraf da Hürmüz’de kendi çıkarlarına uygun bir gerçeklik inşa etme peşinde. Biri güvenlik var derken diğeri güvensizlik pazarlıyor.
Ancak bu algı savaşının bedelini küresel deniz ticareti, enerji piyasaları ve dünya halkları ödüyor. Petrol akışı daralıyor, navlunlar ve sigorta maliyetleri yükseliyor.
ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş, dünyayı adım adım küresel bir ekonomik krize sürüklüyor.
⚠️Deniz mayınları son üç gündür yine gündemde.
Çeşitli mecralarda Hürmüz'de mayına çarpan tanker haberleri dolaşıma sokuldu ancak bu duruma şüpheyle yaklaşmak zorundayız. Mesela aşağıdaki görüntüde hasar alan tankerin deniz mayınına çarparak bu hale geldiği haberlerini görüyorum. Buna ilişkin net bir bulgu yoktur.
Aksine bu hadisede olduğu gibi #UKMTO'nun 10 ve 11 Ekim raporları tankerlerin bilinmeyen bir projektille (mühimmat) vurulduğunu söylüyor.
Bir mayın tehdidi gerçekten var olabilir ama bir geminin mayına çarptığına dair henüz bağımsız ya da resmi bir bulgu kamuoyuna açık ve güvenilir kayıtlarda yok. Mayın iddiaları bu savaşın algısal bir parçası olarak okunabilir.
IRGC (İran Devrim Muhafızları Ordusu), IRNA (İran İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı) ve #İran bağlantılı medya, İran'ın kendi belirlediği rota dışında güvenli seyrüseferin mümkün olmadığı ve #CENTCOM'un Ağustos sonunda mayınları temizlediğini açıkladığı, Umman karasularından geçen güney rotasında mayın tehdidinin yüksek olduğu algısını inşa etmeye/canlı tutmaya çalışıyor.
Bu algısal savaş oyununda #ABD tarafı da defalarca kez #Hürmüz'den geçen ve küresel pazarlara arz edilen ham petrol miktarını gerçekte olandan daha yüksek miktarları açıklayarak hamlesini yapmıştı. Örneğin geçtiğimiz günlerde Hürmüz ham petrol akışının ortalama 28 milyon varil/gün olduğuna yönelik açıklamaya rağmen bu miktarın ortalama 10-13 milyon varil/gün olduğunu daha gerçekçi verilerden gözlemleyebiliyoruz.
Hürmüz geçişli ve güvenli rota seyriyle gerçekleştiği deklare edilen şişirilmiş ham petrol akışı rakamları CENTCOM'un bölgedeki varlığını tahkim eden ve "küresel ticaretin teminatı" rolünü büyüten algının çimentosudur.
Buna karşılık bir bölgeyi "mayınlı" ilan etmek veya sadece bu algıyı canlı tutmak, o rotayı felç etmenin en masrafsız yoludur. İran'ın (IRGC ve bağlantılı ağların) CENTCOM'un temizlediğini iddia ettiği Umman karasularındaki güney rotasını güvensizleştirme çabası, deniz trafiğini doğrudan kendi inisiyatifindeki rotalara mecbur bırakma stratejisidir.
Hürmüz Boğazı'ndaki rota ve kontrol mücadelesi ile Boğaz'ın geçirgenliği ve güvenliği hususundaki veri manipülasyonu ise elbette yeni bir şey değil. Bu, savaş başından beri başvurulan algısal bir silah olarak sahnede duruyor. Zira, uluslararası sistemin ve küresel piyasaların bir coğrafyayı, konuyu ve olay örüntüsünü güvenlikleştiren hadiselere doğrudan duyarlı olduğunu tüm taraflar biliyor.
Ebazer Çobanhasanlar retweeted
İtalya’da burslu okuyan Türk öğrencinin isyanı: "Tabletimin yeri belliydi, polis müdahale etmedi! Pasaportsuz, parasız ve ilaçsız kaldım"
Ben İtalya Roma’da 3 senedir burslu okuyan Türk bir öğrenciyim.
25 Eylül’de Venedik istasyonuna vardım. Trenden indikten yaklaşık 5 dakika sonra, koltuğumun üzerindeki bagaj bölümünde mavi sırt çantamı unuttuğumu fark ettim. En geç 10 dakika içinde vagona geri döndüm ama çantam yoktu.
Çantamın içerisinde pasaportum, üniversite belgelerim, reçeteli ilaçlarım, Samsung tabletim ve bir ay boyunca Roma’da geçimimi sağlayacak nakit param vardı.
Asıl skandal hırsızlıktan sonra başladı. İstasyon polisine gittim, “Bugün rapor tutamayız, yarın gel” diyerek beni gönderdiler.
Başka bir karakola gittim, oradan da benzer şekilde geri çevrildim. Hırsızlık raporumu ancak iki gün süren bürokratik engellerin ardından tutturabildim.
Bu sırada Samsung takip sisteminden tabletimin canlı konumunu izliyordum.
Tablet, cumartesi sabahtan pazar sabah 6’ya kadar istasyon içinde 9. ve 14. peronlar arasında canlı konum gösterdi.
Yani çantam ya da çantamı alan kişi yaklaşık 24 saat boyunca istasyonun içindeydi.
Polise ve Trenitalia görevlilerine canlı haritayı gösterip, “Bakın cihaz hareket ediyor, çantam burada, lütfen müdahale edin” dedim. Peronlara üstün körü bakıldı ancak detaylı bir arama yapılmadı.
Tabletimin sinyal verdiği yerde temizlik şirketine ait bir ofis vardı. Bu ofisi kontrol etmeyi de reddettiler ve bunun en erken pazartesi yapılabileceğini söylediler.
Trenitalia müşteri ofisindeki görevliler ise bana, “Bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Polise gittiysen yeterli. Artık ağlamayı kes. Senin için tüm trenleri arayamayız” dediler.
Şu anda Roma’daki evimden uzakta, parasız, pasaportsuz ve reçeteli ilaçlarımdan mahrum durumdayım. Pasaportum çalındığı için oturum iznimi yenileme başvurum da risk altında.
İtalya’da yabancı bir öğrenci olarak yaşadığım bu güvenlik zafiyetini, görev ihmalini ve bize yapılan bu muameleyi kabul etmiyorum.
Sesimi duyurmak ve ilgili kurumların harekete geçmesini sağlamak için desteğinizi istiyorum.
KY: Instagram / zehranazylmz
Ülkemin tüm zontalarına, maho ve mahoçelerine, bil-cümle tüm kalın kafalılarına zihin açıklığı vermesi dileklerimle paylaşıyorum.
🇹🇷Atatürk, Soldaki fotoğrafta 24 yaşında (1905), sağdaki fotoğrafta 36 yaşında(1917). Arada sadece 12 yıl var.
Google yapay zekaya insan 12 yılda bu kadar yaşlanır mı diye sordum. Yapay zeka cevabını Atatürk' ün sözleri ile verdi.
"Aynaya baktığımda karşımda duran adamı tanımakta zorlanıyorum. Gençlik dedikleri şey benden çok erken ayrılmış gibi. Bedenim yorgun, ruhum ise cephedeki çocukların yanında. Bazen bu bitmek bilmeyen sancıların, bu ağır sorumluluğun altında ezildiğimi hissediyorum. Ama biliyorum ki, dinlenmeye hakkımız yok."
Soldaki fotoğrafta 24 yaşında, gözlerinde geleceğe dair umutlar parlayan, pırıl pırıl, genç bir Kurmay Yüzbaşı var. Henüz saçlarına ak düşmemiş, yüzündeki o gençlik çizgileri kaybolmamış, hayalleri olan gencecik bir Mustafa Kemal...
Ama sağdaki fotoğrafta, aradan geçen sadece 12 yılın ardından, karşımızda duran adam adeta gençliğini feda etmiş bir vatan evladıdır. O yüzdeki derin çizgiler, o yorgun ama çelik gibi bakan gözler sadece geçen zamanın değil;
şunların izidir: Çölün fırtınası, cephenin ayazıdır, Trablusgarp’ın kavurucu sıcaklarında, Derne’de gözüne isabet eden kireç taşının acısıyla, sol gözünde ömür boyu taşıyacağı o yarayı açan çaresiz savaşımdır.
Çanakkale’nin uykusuz geceleridir: Anafartalar'da, siperlerin arasında, "Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum" derken binlerce vatan evladının sorumluluğunu yüreğinde hisseden, günlerce gözüne uyku girmeyen, siperde bir parça kuru ekmekle sabahlayan o devasa yalnızlığın yüküdür.
Eriyen bir imparatorluğun sancısıdır: Trablusgarp, Balkanlar, Çanakkale ve Kafkaslar... Cepheden cepheye koşarken tutulduğu sıtma nöbetleri, böbrek sancıları ve vücudunu bitiren hastalıklara rağmen "Vatan elden gidiyor" diyerek yataktan fırlayan o amansız iradedir.
VATAN SANA MİNNETTARDIR...
Ebazer Çobanhasanlar retweeted
🇹🇷Atatürk, Soldaki fotoğrafta 24 yaşında (1905), sağdaki fotoğrafta 36 yaşında(1917). Arada sadece 12 yıl var.
Google yapay zekaya insan 12 yılda bu kadar yaşlanır mı diye sordum. Yapay zeka cevabını Atatürk' ün sözleri ile verdi.
"Aynaya baktığımda karşımda duran adamı tanımakta zorlanıyorum. Gençlik dedikleri şey benden çok erken ayrılmış gibi. Bedenim yorgun, ruhum ise cephedeki çocukların yanında. Bazen bu bitmek bilmeyen sancıların, bu ağır sorumluluğun altında ezildiğimi hissediyorum. Ama biliyorum ki, dinlenmeye hakkımız yok."
Soldaki fotoğrafta 24 yaşında, gözlerinde geleceğe dair umutlar parlayan, pırıl pırıl, genç bir Kurmay Yüzbaşı var. Henüz saçlarına ak düşmemiş, yüzündeki o gençlik çizgileri kaybolmamış, hayalleri olan gencecik bir Mustafa Kemal...
Ama sağdaki fotoğrafta, aradan geçen sadece 12 yılın ardından, karşımızda duran adam adeta gençliğini feda etmiş bir vatan evladıdır. O yüzdeki derin çizgiler, o yorgun ama çelik gibi bakan gözler sadece geçen zamanın değil;
şunların izidir: Çölün fırtınası, cephenin ayazıdır, Trablusgarp’ın kavurucu sıcaklarında, Derne’de gözüne isabet eden kireç taşının acısıyla, sol gözünde ömür boyu taşıyacağı o yarayı açan çaresiz savaşımdır.
Çanakkale’nin uykusuz geceleridir: Anafartalar'da, siperlerin arasında, "Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum" derken binlerce vatan evladının sorumluluğunu yüreğinde hisseden, günlerce gözüne uyku girmeyen, siperde bir parça kuru ekmekle sabahlayan o devasa yalnızlığın yüküdür.
Eriyen bir imparatorluğun sancısıdır: Trablusgarp, Balkanlar, Çanakkale ve Kafkaslar... Cepheden cepheye koşarken tutulduğu sıtma nöbetleri, böbrek sancıları ve vücudunu bitiren hastalıklara rağmen "Vatan elden gidiyor" diyerek yataktan fırlayan o amansız iradedir.
VATAN SANA MİNNETTARDIR...
Ebazer Çobanhasanlar retweeted
Burası Türk yurdu.
Adı da TÜRKİYE.
Türklerin ülkesi, Türk diyarı...
TÜRK-İYE! 🇹🇷
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsuru TÜRK MİLLETİNİ “azınlık” olarak tanımlayan bir dışişleri bakanı !!!
Ülkenin tarihsel ve toplumsal yapısında belirleyici bir yere sahip olan Türk milletini azınlık konumunda değerlendiren bir yaklaşımın, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden bir bakan tarafından dile getirilmesi kabul edilebilir değildir.
Sayın Bakan, “azınlık” olarak tanımlanan kesim Türk milleti midir?
Burası Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Türkiye, Türk milletinin tarihsel ve toplumsal birikimi üzerine kurulmuş bir ülkedir.
Ebazer Çobanhasanlar retweeted
.Devlet Bahçeli, bu kadına açıklama yapıyor.
Düşünebiliyor musunuz?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk milletinin karşı karşıya bırakıldığı şu fecaat tabloya bakın.






























