Pinned Tweet
vasat bir gitarist ve berbat bir şarkıcıyım ama şarkılar fena değil sanki. affınıza sığınarak:
open.spotify.com/album/6J9mW…
süreyyya evren benim "suç ve ceza"yı da yazmış sağolsun: iyiokur.com/liste/alisilmis-…
yusuf atılgan roman ödülü bu yıl "sözcüklerin anlamı"na verildi. hem atılgan'ın yayıncısı hem hayranı hem de hakkında bir derleme kitabı yayına hazırlamış bir editör olarak çok mutlu oldum. bugüne kadar hiç ödül almadım, kısmet yusuf bey'eymiş, bunu alacağım. jüriye teşekkürler.
cem akas retweeted
OKUDUM DA NE OLDU?
Bu benim ilk deneme kitabım. Heyecanlıyım. Birlikte “okur olmak” kavramını tartışalım istiyorum.
“Okudum Da Ne Oldu?” kişisel okurluk yolculuğu, anılar, yazmak, teknoloji, bugünün dünyası…
Şimdilik ön satışta.
Haftaya raflarda…
@canyayinlari
dolly parton'ı uğurlamak için tuhaf bir seçim gibi görülebilir ama müthiş bir şarkı, yanlış devirde daha da müthiş: "jolene."
youtu.be/CMrfM711vXI?si=XWOZ…
cem akas retweeted
Muazzam bir kitap olmuş:
Hartmann Schedel: Chronicle of the World 1493 [Nürnberger Weltchronik]
@TASCHEN
cem akas retweeted
Harvard ve MIT, Dünya nüfusuna denk 8.3 milyar sanal insan yarattı. Dünya nüfusunun dijital ikizi de diyebiliriz buna.
Adı: MatrAIx.
Her birinin 1.290 farklı özelliği var: yaş, psikoloji, harcama alışkanlığı, teknik bilgisi, hatta “fiyat artınca ne kadar tereddüt eder” seviyesinde detay. Tabi bu bilgiler bizim sanal dünyaya bir şekilde sunduğumuz bilgilerden derlenmiş.
Nitekim sanal insanlar GPT ve Claude gibi modellerin içine giydirilince, anketlerde, sohbetlerde, web sitelerinde ve uygulamalarda neredeyse gerçek gibi davranıyorlar.
Testlerde kişilik tutarlılığı %91.5.
Artık bir meseleyi muhtemelen sanal dünyadaki bu bireylere yani matrixteki izdüşümlerimize yaşatıp istedikleri sonucu alırlarsa gerçek dünyada hayata geçirecekler.
Pazar araştırması firmalarını, odak gruplarını, haftalar süren anketleri beklemeden…
Tek bir sunucuda, bir gecede.
Bu, pazarlamanın, ürün geliştirmenin ve davranışsal bilimin kurallarını sessizce değiştiren bir kilometre taşı.
Dünya nüfusunun dijital ikizi ya da woodo bebeği artık ellerinde.
50 yıl öncesinden bahsediyorum. manav eski gazetelerden "kesekağıdı" yapardı, ninem oturur onları okurdu. o kadar tutkuyla okurdu ki bir gün kesekağıdındaki üzümü eliyle koparmadan, ısırarak yerken dilini arı soktu, boğuluyordu, ona rağmen kesekağıdı okumayı hep sürdürdü.
Okumak dendiğinde aklına sadece kurgu ve kurgudışı kitaplar gelen insan yazının büyüsüyle ilgili bazı şeyleri kaçırmıştır. Bir takvim yaprağı, bir sakız falı, 20 yıl önce kesilmiş bir biletin üstüne düşülmüş soğuk bir not, bir alışveriş listesi, eski bir kaset kapağı, yazılarının yarısı silinmiş, akmış bir kartpostal, bir fotoğraf arkasında edilmiş kısa bir sitem, 84 yılına ait pornografik bir dergideki sayfalarda birbirlerine yapışarak kaynaşmış satırlar, mezar taşları, apartman isimleri, köy tabelaları… okumak kitaplığa sığan bir şey değil yani. Onu diyorum.
"kabil'in çocukluğu" - michael amherst. domingo'dan. çıktı.
“Ama hiçbirimiz istediğimiz kişi olamayacaksak ne anlamı var tüm bunların?”
Nehirler arasında yer alan eski bir manastırın gölgesinde büyüyen Daniel, her şeyi anlamak ister.
Soru sormak onun için nefes almak gibidir fakat farklılığı onu yalnızlaştırır.
Philip’in yeni okuluna gelişiyle ilk kez teselli bulur Daniel. Ardından karizmatik resim öğretmeni Bay Miller, ona kendi sınırlarının ötesinde bir dünya vadeder. Fakat bu büyüleyici dünya, Daniel’ı sevdiği her şeye ihanet etmeye dek götürebilecek tehlikeli bir yola sürükler.
Michael Amherst’ün anne ile baba, benlik ile arzu, itaat ile özgürlük arasında sıkışmış bir çocuğun unutulmaz portresini çizdiği şefkatli, sarsıcı ve bir o kadar da sürükleyici romanı "Kabil'in Çocukluğu”vCem Akaş çevirisiyle, tüm kitapçılarda!
rica etsem birisi bunun istanbul versiyonunu yapar mı (vapurlar da olsa keşke)?:
designrules.co/boards/newyor…















