Merak ettiğim bir şey var.
Kalp krizi geçirmiş bir yakınınızı hastanede ziyaret ediyorsunuz. Doktor özellikle heyecanlanmaması gerektiğini söylüyor. Tam o sırada tavanda böyle bir yılan görüyorsunuz. Söyleseniz korkudan fenalaşabilir, söylemeseniz yılanın ne yapacağı belli değil.
Böyle bir durumda ne yapardınız?
Rahip, pazar sabahı pırıl pırıl bir güne uyanmış. Canı müthiş golf oynamak istiyormuş.
“Bugün hastayım, vaaz veremeyeceğim.” diyerek işi yardımcısına yıkmış. Kasabadan birinin kendisini görmemesi için 100 km ilerideki bir golf kulübüne gitmiş.
Herkes kilisede olduğundan etrafta kimsecikler yokmuş. Topu çimlerin üzerine yerleştirmiş.
Tam o sırada bulutların üzerinden onu izleyen melek, Tanrı’ya dönüp sormuş:
“Onun oynamasına izin vermeyeceksiniz, değil mi?”
Tanrı gülümsemiş:
“Tam tersine… Bak ve gör.”
Rahip topa bir vurmuş. Top 250 metre kadar uçmuş, uçmuş ve tek vuruşla deliğe girmiş!
Melek şaşkınlıkla sormuş:
“Tanrım, neden bunu yaptınız?”
Tanrı cevap vermiş:
“Bu ona ceza… Bu harika olayı kime anlatabilecek ki?”
Bir kadın kocasını aldatıyormuş. Tam o sırada kocası kapıyı çalmış. Kadın telaşla sevgilisine dolaba saklanmasını söylemiş.
Adam dolaba girmiş. İçeride elinde oyuncak ayı olan küçük bir çocuk varmış.
Çocuk: Amca, benim bir ayım var. Satayım mı sana?
Adam: Yok, istemem.
Çocuk: Almazsan babama burada olduğunu söylerim.
Adam: Tamam, kaç para?
Adam ayıyı satın almış.
Bir süre sonra çocuk tekrar sormuş:
Çocuk: Amca, ayımı geri versene.
Adam: Olmaz, satın aldım.
Çocuk: Vermezsen babama burada olduğunu söylerim.
Adam mecburen ayıyı geri vermiş.
Bu alışveriş sabaha kadar defalarca tekrarlanmış. Sonunda kadın kocasını işe göndermiş, adam da evden ayrılmış.
Çocuk yaptığından pişman olup annesine anlatmış. Annesi de günah çıkarması için onu kiliseye göndermiş.
Çocuk günah çıkarma kabinine gidip pencereye tıklatmış.
Rahip: Anlat evladım, günahın ne?
Çocuk: Amca, benim bir ayım var…
Rahip: Ulan, yine mi sen! Al ayını da defol git!
Dün akşam dayım 8 yaşındaki oğluyla bize geldi. UNO oynarken çocuk telefonumu düşürüp ekranını kırdı.
Dayım çok mahcup oldu.
“Servise sor ne kadarsa ücretini vereyim.” dedi.
Servisi aradım, ekran değişimi için 20 bin TL fiyat verdiler.
Bu sefer eşi, “Biz o kadar parayı karşılayamayız.” dedi.
Ben de “Peki telefonu nasıl kullanacağım şimdi ne yapacağım?” diye tepki gösterdim.
Bunun üzerine “O senin yeğenin, biraz anlayışlı ol.” dediler.
Şimdi benden, dayımın oğlunun kırdığı telefonun masrafını karşılamam bekleniyor.

























