ezel akay retweeted
Seçkin hırsızlar.İyi giyimli kariyerli,gülümsüyorlar,sakız çiğniyorlar.Makam mevki paçalarından taşıyor.Mide bulandırıcı bir halleri var.
ezel akay retweeted
Amerikan seçimlerini Trump’ın çok belirgin bir şekilde kaybetmesi, sadece otoriter Sağ popülizmin dünyadaki tüm versiyonlarının hezimeti değil, çok boyutlu bir değişimin ilk önemli ifadesi. Seçimler, aynı zamanda Amerika’da Beyaz Anglosakson Protestan hakimiyetinin de sona ermekte oluşunu kabul eden ve bu kabul üzerine yeni bir oyun/siyaset kurmaya râzı Demokratların zaferi.
Trump’ın “başarısı”nın ardında; Hispanikslerin, Afro-Amerikalıların ve diğer “azınlıklar”ın giderek ABD’yi belirler hale gelmelerinin korkusuyla hareket eden “Beyazlar”ın refleksi bulunmaktaydı. Trump bu farklılığı kutuplaştırarak yoluna devam edebileceğini sandı. Kutuplaştırma, bir popülizm “numarası”dır ve Macaristan, Türkiye, Sırbistan gibi ülkelerde de işliyordu. Ancak Trump buna güvenerek ülkesini öyle şirazeden çıkardı ki, züccaciye dükkanına dalmış fil gibi hem alışıldık dünya düzenini, hem müttefiklerini, Grönland, gümrük vergileri, İran gibi “girişimleri” ile hak ile yeksan etti.
Yani Trump hem “Sona eren Amerikan Çağı”nın en kibirli, en öngörülemez, en tehlikeli ve kendisi/müttefikleri için en sürdürülemez “hali”ni temsil ediyordu, hem de demografik bakımdan ABD’nin azınlığa dönüşecek olan “Beyazlar”ını temsil ediyordu. Benzeri “tehlikeler”, Avrupa, Rusya için de geçerli. Yaklaşmakta olan bu konuyu/sorunu Demokratların nasıl çözeceğini göreceğiz, kuşkusuz Avrupa için de önemli olacak.
Bu bağlamda, yeni çeşitlilikle başa çıkmak anlayışı ile Sol eğilimli bir dönemin çok net bir şekilde geldiği, ilk kez bu kadar geniş kesimler tarafından görüldü. Elbette bu eğilimin de kendine özgü sorunları olacaktır, ama “Birlikte yaşamak” kültürünün yeni boyutlarıyla kamucu bir istikamette gelişmesi, otokratik kutupçu üsttenci Sağ Odunuzmin artık terkedilmekte olduğunu gösteriyor. Trump’ta zirve yapan Sağ popülist “hasletler” terkediliyor, çünkü bir ahmaklık türü olduğu, artık bütün halklar tarafından anlaşılıyor.
Sol kökenli kamucu değerlerin yükseleceği, muhafazakar paracıl “hep bana” madde bağımlılığının terkedileceği aşamada öne çıkacak konu, şabloncu arkaik Sol söylemini “entellik” sanıp eskinin iflas etmiş modellerine dalmamak, mesela ortodoks yosunlu“Marksist-Leninist” havuzlarda boğulmamak. Marx’dan öğrenmek, Sol değerlerden öğrenmek, ama yüz yıl öncesinin uygulamalarını bugüne uygulamaya falan kalkmamak. Bunun için çağdaş kapitalizmin ne olduğunu gerçekçi bir şekilde iyi incelemek ve günümüze uygun yöntemlerle kamucu müreffeh bir ülke kurmanın yollarını dallarını keşfetmek. Bunlar sadece mümkün olmaktan öte, giderek bir zorunluluk haline geliyor. Başlangıcı çok kolay: Hırsızlığı/yolsuzluğu durdurmak bile derhal olumlu bir fark getirecektir. Çok eski bir “yolsuzluk kültürü”ne sahip Çin bile bunu yaptı ve başarı kazandı.
Ülkelerin refahı artık esasen “Gayrısafi Milli Hasıla” (GSMH) ile değil, “Gayrısafi Milli Mutluluk” (GSMM) katsayısı ile ölçülecek. Halkların Mutluluğu -Evet, kuru “Ökönomi”den çok daha fazlası söz konusu ve GSMM, sadece maddi garanti, sağlık hizmetleri, bedave eğitim değil, mesela “Yeterince yeşillendirilmiş, temiz havası olan yerlerde yaşamak” demek. Ruhsal gelişim için çoklu alternatiflere sahip olmak demek. Sadece bunlar bile burada, başlı başına önemli tartışma konuları.
“Yeni bir dönem geliyor” diyoruz, bunun Sol bir dönem olduğunu 2011’den beri söylüyoruz, bunun ivmesi oldukça hızlanmış görünüyor ve daha da hızlanacağa benziyor -bundan bütün ülkeler nasibini alacaktır. Paradigmalar bu istikamette ilerliyor. Şimdi konunun püf noktası da şu: Bu istikametin önünü kesmek için yapılan her hareket, bu ivmeyi sadece güçlendirecektir. Hani derler ya: “Su içse yarıyor” diye, süreç aynı öyle. Ne kadar güçlü cebir ve şiddetle engellemeye çalışırsanız, o ölçüde ona güç vermiş olursunuz. Katılırsanız da güç vermiş olursunuz, engellerseniz de. Yavaşlatmak, ancak, “daş gibi” ortada hareketsiz durmakla mümkündür -ki o da hayata aykırı.
Meraklısına: Bu gidişatı durdurmak, hiç bir fâninin işi ve haddi değil…
ezel akay retweeted
Amerikalılar gerçekten de bizi geriden takip ediyor galiba. 31 Mart 2024 zaferini yaşıyorlar şu an. Adıyaman'ı bile Demokratlar aldı. Yakında Joe Biden'ı kayyum atarlar.
Yaaa! Reklamcılığın yeni araçları vee, İsmet Akgün!:) instagram.com/reel/DfUo2bpMF…
ezel akay retweeted
Veliaht Kral Ümmetin Lideri Muhammed bin Selman, veliaht ilan edildiğinde hazineyi devralır ve bir bakar ki akrabaları talan etmiş. Aile daveti adı altında bir otelde yemek verir, kimse de şüphelenmez bu adam artık neredeyse kral, neden otelde yemek daveti veriyor diye. Gelenler güzelce ağırlanır, yerler içerler, herkesin salonda olduğundan emin olduktan sonra Veliaht hazretleri kürsüye çıkar ve konuşmasına başlar. Selam kelam teşekkür derken sadede gelir. Devletin kasasını boşaltanların bir an önce çaldıklarını iade etmesini isteyerek herkesin ne ödemesi gerektiğini gösteren listeyi dağıtır ve gider. Salonun kapıları kapatılır ve büyük bekleyiş başlar. Başlarda şaka filan zannedeler ama çıkmaya kalkıştıklarında askerler tarafından engellenirler. Nihayetinde bir kaçı parayı öder ve kurtulur. Geri kalandan bazıları haftalarca o otelde zorunlu misafir kalacaktır. İlerleyen dönemde bunlara Lübnan’ın o sırada aktif başbakanı, Türk Telekom’un ortağı ve Suud ailesiyle evlilik yoluyla akraba olan Saad Hariri de eklenir. Kendisine kesilen 4 milyar dolarlık cezayı ödeyebilmek için Türk Telekom hisseleri bankalara rehin vermekten başka yol yoktur. Olay global krize yol açar, Fransa Cumhurbaşkanı devreye girer, parayı ödeyeceğine kefil olur ve serbest bırakılır. Parayı de o şekilde öder. Türk bankalarına olan borcunu da ödemez, alın hisseleri bir tarafınıza sokun der. Tabii o parayı kim öder, kamu malı olan TVF devreye girer, bankalara borcu öder, hisseleri devralır, böylece AKP’nin halka karşı işlediği suçlara bir yenisi eklenir.
Bu gönüllü ödemenin sonucu malum. Hiç heveslenmeyin.
ezel akay retweeted
Bekir Bozdağ’ın Adalet Bakanı olarak maharetlerinden biri, milyonlarca insanın mağduriyetine sebebiyet veren piyasa dolandırıcılığı gibi sermaye piyasası suçlarının Yargıtay denetimi dışında bırakılmasıdır.
Hırsızlık ve dolandırıcılık suçları Yargıtay denetimine tabi iken, piyasa dolandırıcılığı, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün oluşturduğu ortamdan istifade ile, 20.7.2016 tarihi itibarıyla Yargıtay denetimi dışına çıkarılmıştır!
Kozinoğlu’nun mezarından alınan örneklerin incelemesi tamamlandı
(polisiye hikayelere pek meraklıyım: Normal, maruziyeti olmayan sağlıklı bir insanda antimon (Sb) seviyelerinin saç ve tırnakta 0.05 - 0.1 µg/g (yani 50 - 100 ng/g) tavan değerini geçmemesi beklenir. Cesetten elde edilen bulgular, normal referans değerlerinin katbekat üzerinde ölümcül düzeydedir. ResearchGate
Bulguların adli tıp ve toksikolojik açıdan analizi şu şekildedir:
📊 Toksikolojik Verilerin Analizi
• Tırnakta 7.002 ng/g (7 µg/g): Normal sınırların yaklaşık 70 ila 140 katı düzeyindedir. Tırnak, keratinden zengin yapısıyla ağır metalleri uzun süreli (kronik) maruziyette hapseder. Bu aşırı yüksek değer, kişinin ölümünden önceki aylarda düzenli olarak antimona maruz kaldığını gösterir. Mayo Clinic Laboratories +2
• Saçta 548 ng/g (0.54 µg/g): Normal sınırların yaklaşık 5 ila 11 katı düzeyindedir. Saç telleri de tırnak gibi geçmişe dönük kronik maruziyet haritasını çıkarır. HealthMatters.io +2
• Dokularda 720 ng/g (0.72 µg/g): Yumuşak dokulardaki (özellikle karaciğer, böbrek ve kalp) bu yüksek birikim, ölüm öncesinde vücuda yüksek dozda akut (ani) alım gerçekleştiğini kanıtlar. HealthMatters.io
• Kemiklerde 175 ng/g (0.17 µg/g): Antimonun kemik dokusuna kadar penetre olup depolanması, bu zehirlenme sürecinin zamana yayılan sistematik bir süreç olduğunu destekler. HealthMatters.io
💀 Ölüm Mekanizması Nasıl Gerçekleşir?
Antimon zehirlenmesi, mekanizma ve klinik tablo olarak arsenik zehirlenmesine çok benzer. Hücresel düzeyde enzimlerin yapısını (özellikle sülfhidril gruplarını) bozarak hücresel metabolizmayı ve enerji üretimini durdurur. Medikal Akademi +3
Kişinin ölümüne doğrudan yol açan klinik süreçler şunlardır:
1. Ölümcül Kardiyak Aritmi: Kalp kası üzerindeki toksik etkisi nedeniyle ani ve ölümcül ritim bozuklukları (EKG değişimleri ve Torsades de Pointes) tetiklenir.
2. Akut Karaciğer ve Böbrek Yetmezliği: Antimonun biriktiği bu hayati filtre organlarında masif doku yıkımı (nekroz) meydana gelir.
3. Ağır Gastrointestinal Şok: Akut yüksek doz alımlarda şiddetli kusma, kanlı ishal ve buna bağlı dolaşım kolapsı (şok) gelişir. Agency for Toxic Substances and Disease Registry | ATSDR (.gov) +4
🔍 Adli Tıp Açısından Sonuç
Vücuttaki bu dağılım (hem tırnak/saç gibi kalıcı dokularda hem de aktif yumuşak dokularda yüksek çıkması), maktulün uzun süredir düşük dozlarla zehirlendiğini (kronik) ve ölümün hemen öncesinde ise öldürücü son bir yüksek doza (akut) maruz bırakılarak veya alarak öldüğünü net bir şekilde ortaya koymaktadır. Olayın cinayet, intihar ya da kaza (endüstriyel/çevresel maruziyet) ayrımı adli tahkikat ile belirlenmelidir. )
cumhuriyet.com.tr/turkiye/ka… @cumhuriyetcomtr aracılığıyla
ezel akay retweeted
Bu kadarını beklemiyordum.
Aldığın her nefes helali hoş olsun.
@serakadigil 👍 nitter.gq/S25342834/status/21163…
ezel akay retweeted
İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüşülüp karara bağlanan Etibank davasında bilirkişi olarak görevlendirilmiştim. Bu davanın görüşülme sürecinde Tayyip Bey’in tavassutuyla Cüneyt Zapsu evime gelerek, bu davada bilirkişi raporunun sanıklar lehine olacak şekilde yazmam yönünde benden talepte bulundu. Bu davada kaleme aldığım rapor dikkate alınarak mahkumiyet hükümleri kurulunca, Zapsu, “Akparti kapılarının” bana kapandığı yönünde söz sarf etmiştir.
Aynı Mahkemede İmar Bankası davasının görüşülme sürecinde Mahkemece re’sen bilirkişi olarak görevlendirmiş olduğumu bilahare duruşma tutanaklarından öğrendim. Tutanaklardaki bilgilere göre, bu görevlendirmeye sanıkların müdafileri tarafından Tayyip Bey’e hukuki danışmanlık yaptığım ve dolayısıyla “tarafsız olamayacağım” iddiasıyla itiraz edilmiştir. Söz konusu davada avukat olarak görev yapan Fakülteden sınıf arkadaşım Vehbi Kahveci bu iddianın doğru olmadığını bilmesine rağmen, duruşmada bu itiraz lehinde görüş açıklamıştır. Bu itirazı “yerinde” bulan Mahkeme, söz konusu davadaki bilirkişilik görevinden “azlim” yönünde karar vermiştir. Bu durumu öğrenmem üzerine, aynı zamanda devam etmekte olan Etibank davasındaki bilirkişilik görevinden istifa ettim. Ancak Mahkeme istifamı kabul etmedi. İmar Bankası davasındaki durumun Etibank davasının sanıkları ve müdafileri tarafından bilinmesine rağmen, bu davadaki bilirkişilik görevime itiraz edilmemiştir. Bu güvenleri dolayısıyla kendilerine saygı duyduğumu belirtmem gerekir.
ezel akay retweeted
I. OLAY:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.10.2025 tarihli ve E. 2022/6-473, K. 2025/447 sayılı kararına konu olayda; gece saat 02:00 sıralarında Murat, arkadaşları ile birlikte alkollü olarak birahaneden çıktıktan sonra, Suat’a ait işyerinin camlarını kırar. Evinde istirahat etmekte olan ve çıkan gürültüye uyanan kolluk görevlisi Osman, görev gereği bulundurduğu silahı yanına alarak, kardeşi Hakan ile birlikte dışarı çıkar; Murat ve beraber olduğu arkadaşlarına camı kimin kırdığını sorar. Aralarında çıkan tartışmada Murat’ın arkadaşlarından Mesut, yanındaki bıçağı çıkararak, Osman’ı tehdit eder. Bunun üzerine Osman, bu kişilerin dağılmasını sağlamak için havaya bir kaç el ateş eder; ayrıca, yakalamak için kişilerin peşinden gider. Bu süreçte Davut ve Mesut, saldırarak Osman’ı yaralarlar. Murat’ın arkadaşlarından Alper, Osman’ın kardeşi Hakan’a saldırır. Bu sırada olay mahalline gelen Veli ve Fehmi, “olayın büyümemesi için”, Osman'ın elinde bulunan silahı alırlar ve Veli, bu silahı olay yerine 3-4 km uzaklıkta bulunan ormanlık alan içerisine götürülüp saklar.
Bilgi 1. Mesut’un Osman’ı tehdit ederken kullandığı bıçak, 6136 sayılı Kanun hükümlerine göre bulundurulması yasak silah mahiyeti taşımamaktadır.
Bilgi 2. Davut ve Mesut’un saldırısı sonucu Osman, “BTM ile giderilemez nitelikte ve vücuttaki hayat fonksiyonlarını hafif (1) derecede etkiler burun kırığı oluşacak şekilde” yaralanmıştır.
Bilgi 3. Alper’in saldırısı sonucu Hakan, “BTM ile giderilebilir şekilde” yaralanmıştır.
Bilgi 4. Her ne kadar Osman ifadelerinde, Murat ve arkadaşlarına kendisinin polis olduğunu söylediğini ve kimliğini gösterdiğini ileri sürmüş ise de, mahkeme, bu savunmalara itibar etmemiştir. Ancak Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin ilk bozma kararında Osman’ın Murat ve arkadaşlarına “polis tanıtma kimliğini gösterdiği’ ifade edilmiştir.
II. MERCİLERİN ÇÖZÜM ŞEKİLLERİ:
1) Menderes Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından,
- Murat Şakar’ın mala zarar verme suçundan dolayı,
- Mesut, Davut ve Alper’in kasten yaralama suçundan dolayı,
- Mesut’un silahla tehdit suçundan dolayı,
- Veli ve Fehmi’nin hırsızlık suçundan dolayı
cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
(13/06/2012 tarihli ve 2012/296 sayılı İddianame)
2) Menderes Asliye Ceza Mahkemesi, “Davut ve Alper’in diğer sanıklarla birlikte Osman'ın elinde bulunan silahı bırakmasını temin amacı ilesaldırıda bulundukları, böylece üzerlerine atılı suçun yağma suçuna dönüşme ihtimalinin bulunduğu” gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.
(18/10/2012, E. 2012/711, K. 2012/773)
3) İlk derece mahkemesi olarak İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi,
a) İddianamede Her ne kadar Murat’ın Suat’a karşı işlediği mala zarar verme suçundan dolayı cezalandırılması talep edilmiş ise de, Suat’ın yargılama sırasında şikayetten vazgeçmesi sebebiyle mala zarar verme suçundan dolayı açılan davanın düşmesine karar vermiştir;
b) Her ne kadar Veli ve Fehmi hakkında Osman’a karşı yağma suçunu müşterek failler olarak işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmış ise de, adı geçen kişilerin “yağma ve hırsızlık kasıtlarının bulunmadığı” gerekçesiyle, beraatlerine hükmetmiştir;
c) Mesut’un Osman’a karşı silahla tehdit suçunu işlediğini kabul ederek, hakkında TCK, m. 106, f. 2, bert a hükmüne istinaden 2 yıl hapis cezasına hükmetmiştir;
ç) Mesut ve Davut’un Osman’a karşı kasten yaralama suçunu müşterek failler olarak işlediklerini kabul ederek, her biri hakkında, sırasıyla TCK, m. 86 (f. 1), m. 87 (f. 3) hükümlerine istinaden, sonuç ceza olarak, 1 yıl 9 ay hapis cezasına hükmetmiştir;
d) Alper’in Hakan’a karşı kasten yaralama suçunu işlediğini kabul ederek, hakkında, sırasıyla TCK, m. 86 (f. 2), m. 62, 52 hükümlerine istinaden, sonuç ceza olarak, 2.000 TL adli para cezasına hükmetmiş ve bu ceza ile ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir.
(27.10.2014, E. 2013/240, K. 2014/303)
4) Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Veli ve Fehmi’nin fiillerinin yağma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle, bu kişiler hakkında verilen beraat hükümlerinin bozulmasına, diğer hükümlerin ise onanmasına karar vermiştir.
Bu karar oy çokluğu ile verilmiştir. İki Üye, adı geçen sanıkların “yağma kastı ile hareket etmedikleri” düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
(7.7.2020, E. 2018/2675, K. 2020/2654)
5) İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi, bu bozma kararına uyarak yaptığı yargılama sonucunda;
a) Mesut ve Davut’un Osman’a karşı kasten yaralama suçunu müşterek failler olarak işlediklerini kabul ederek, her biri hakkında, sırasıyla TCK, m. 86 (f. 1), m. 87 (f. 3) hükümlerine istinaden, sonuç ceza olarak, 1 yıl 9 ay hapis cezasına hükmetmiştir;
b) Mesut, Davut, Veli ve Fehmi’nin Osman’a karşı yağma suçunu müşterek failler olarak işlediklerini kabul ederek, her biri hakkında, TCK, m. 149 (f. 1, bent a, c, h) hükümlerine istinaden, 12 yıl 9 ay hapis cezasına;
ancak, adı geçen sanıkların bilahare, soruşturma evresinde “tabancanın yerini polis memurlarına göstererek katılana iadesini sağlamış ol”dukları için, etkin pişmanlık hükümlerini uygulayarak, TCK, m. 168, f. 3 hükmüne istinaden her biri hakkında 6 yıl hapis cezasına;
ayrıca, Veli ve Fehmi hakkında takdiri indirim nedenlerini uygulayarak, her biri hakkında sonuç ceza olarak 5 yıl hapis cezasına,
hükmetmiştir.
(11.2.2021, E. 2020/200, K. 2021/42)
6) Yargıtay 6. Ceza Dairesi, sanıklar hakkında yağma suçundan dolayı kurulan mahkumiyet hükümlerinin aşağıdaki gerekçe ile bozulmasına karar ermiştir:
“… korunma içgüdüsüyle, kendisine ve başkalarına zarar verilmesini önlemek amacıyla silahı çekip aldığı, hırsızlık ve yağma suçlarında aranan anlamda yarar sağlamak maksadıyla hareket etmediği, olay yerinden uzaklaştığı, alkollü olduğu için ilk etapta götürüp teslim edemediği, evinde değil sazlık alanda sakladığı, ancak bu silahın, birkaç saat sonra evine gelen kolluğa yerini göstermek suretiyle bulunmasını ve katılana iadesini sağladığı” olayda, sanıklar Veli ve Fehmi, tabancayı Osman’ın elinden alma fiilini “önceden planlı olmayıp, tesadüfi bir karşılaşma sonrasında” işlemişlerdir. Sanıklar Veli ve Fehmi’nin “silahı kanunun kabul ettiği anlamda yarar sağlamak maksadı ile almadığı, bu itibarla (söz konusu olayda yağma suçu,) manevi unsurları yönünden oluşma”mıştır. Ayrıca, diğer sanıkların bu fiilin işlenişine iştirak ettiklerine dair “kesin, yeterli ve inandırıcı hiçbir delil elde edilememiştir.”
Bu karar oy çokluğu ile verilmiştir. İki Üye, dava konusu olayda “nitelikli yağma suçunun tüm unsurları itibariyle oluştuğu” düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
(26.5.2022, E. 2021/22432, K. 2022/7958)
7) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin bozma kararına karşı, dava konusu olayda, “sanıkların işledikleri suçlar nedeniyle, kendilerini yakalayıp işlem yapmak isteyen, görevli ve yetkili Polis Memuru katılan Osman'ın tabancasını, sahiplenme kastı ile almamış olsalar dahi, katılanı etkisiz kılarak, suç yerinden kaçmak ve haklarında işlem yapılmasını önlemek kastıyla hareket ettikleri dosyadaki bilgi ve belgelerle sabit olup, bu hususun da "faydalanma kastı" niteliğini taşıdığı ortadadır. Bu haliyle sanıklara isnat olunan nitelikli yağma suçunun tüm unsurları itibariyle oluştuğu, faydalanma kastı gerçekleştiğinden yağma suçunun oluşacağı” düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
(5.7.2022, 47102)
8) Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının reddi talebiyle, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesine oy çokluğu ile karar vermiştir.
(13.10.2022, E. 2022/6821, K. 2022/13739)
9) Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının aşağıdaki gerekçe ile reddine karar vermiştir:
Dava konusu “olayda; sanık Veli'nin katılanın elindeki silahı başkasına zarar vermemesi için aldığını ve katılanın polis olduğunu bilmediğini savunması, olay günü kolluk görevlilerini arayarak ihbarda bulunması, henüz silahın kendisinde olduğunun net olarak tespit edilemediği bir aşamada kolluk görevlilerine silahın kendisinde olduğunu belirtip yerini göstermesi, olay sırasında alkollü olup silahı taşımak ve evine götürmek istememesi nedeniyle saklaması karsısında, sanık Veli'nin silahı faydalanma kastıyla değil de başkalarına zarar gelmemesi amacıyla aldığının dolayısıyla sanıklara isnat edilen yağma suçunun manevi unsurunun oluşmadığının kabulü gerekmektedir.”
Kararda, doktriner kaynaklarda yer alan aşağıdaki açıklamaya atıfta bulunulmuştur:
“… failin, sigara içen çocuğunu görerek tokat atıp sigarayı alması, şaka yapmak amacıyla malı alması veya polisi aramasını engellemek için mağduru darbederek elinden telefonunu alması vb. gibi durumlarda yararlanma kastı söz konusu olmadığından yağma suçunun manevi unsuru oluşmayacaktır.”
Bu karar oyçokluğu ile alınmıştır. Genel Kurul Başkanı,
“… her ne kadar sanık Veli; amacının katılanın başkasına zarar vermesini engellemek olduğunu savunmuş ise de sanık Mesut'un katılandan silahı almaya çalıştığı sırada kavgaya kendisinin de dahil olması, çömelmiş vaziyette olup kendisini savunmayacak duruma getirilen katılanın elinden silahı alması ve katılanın bu sırada bilincini kaybetmesi, ayrıca olay hakkında ihbarda bulunmak için polisi arayan sanık Veli'nin silahı polislere teslim etmek yerine olay yerinden ayrılarak saklaması ve evine gelinip silahın kendisinde olduğunun söylenmesinden sonra teslim etmesi karsısında, silahı faydalanma kastıyla almadığına yönelik savunmalarının suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğunun ve yağma suçunun manevi unsurunun oluştuğunun kabulü gerekmektedir”
görüşü ile bu karara karşı oy kullanmıştır. Genel Kurul üyelerinin bir kısmı da benzer mülahazalarla karşı oy kullanmıştır.
III. ÇÖZÜMLENMESİ GEREKEN HUKUKİ PROBLEMLER:
Karara konu teşkil eden olayda çözümlenmesi gereken hukuki problemler sırasıyla şunlardır:
1. Kolluk görevlisi, mesai dışındaki bir zamanda hangi olaylara müdahale etmekle yükümlüdür? Bu müdahale sırasında muhatap olduğu kişilere kendisinin kolluk görevlisi olduğunu beyan etmesi ve kimliğini göstermesi gerekir mi? Karara konu olayda, kolluk görevlisi Osman’ın nasıl bir yol izlemesi gerekirdi?
2. Murat ve arkadaşları Osman’a karşı hangi suçları işlemiştir ve sorumluluk statüleri nedir? Bu sorun, Murat ve arkadaşlarının Osman’ın kolluk görevlisi olduğunu bildikleri ve bilmedikleri ihtimalleri dikkate alınarak izah edilmelidir.
3. Olay mahalline bilahare geldikleri kabul edilen Veli ve Fehmi’nin, birbirleriyle tartışan ve kavga eden tarafları yatıştırmak için Osman’ın elinden silahı zorla almaları ve uzak bir yerde saklamaları, yağma suçunu veya başka herhangi bir suçu oluşturur mu?
4. Veli ve Fehmi’nin, bilahare soruşturma sırasında, olayın meydana geldiği tarihten sakladıkları yeri göstererek silahın bulunmasını sağlamalarının ceza hukuku sorumlulukları üzerinde etkisi olur mu? Bu sorun, silahın ruhsatlı olması ve olmaması ihtimalleri dikkate alınarak izah edilmelidir.
IV. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GÖRÜŞÜMÜZ:
…
ezel akay retweeted
Bekir Bozdağ, Adalet Bakanı olarak görev yaptığı süreçlerde hukuk alanında katkı sağladığı düzenleme ve uygulamalarla haksızlığa maruz bırakılan insanlardan özür dilemelidir. Bu özür dileme, salt sözle değil, yapılan yanlışların sebebiyet verdiği mağduriyetleri mümkün olduğunca gidermeye yönelik çaba gösterme ile yapılabilir!
ezel akay retweeted
Cüneyt Zapsu, Sayın Taha Akyol üzerinden bana iletilmek üzere bir mesaj göndermiş. Sayın Akyol, bu mesajı benimle paylaştı. Cüneyt Zapsu, benim “yanlışımı düzeltmem” ümidiyle, esas itibarıyla,
- ileri yaşı dolayısıyla, benimle tanışıklığını ve evime geldiğini hatırlayamadığını,
- “Tayyip Bey’in tavassutu ile kimsenin evine gidip hele Bilirkişi Raporu’nu etkilemeye” yönelik girişimde bulunmadığını,
bana iletmiş oldu.
Kamunun takdirine sunarım.



















