Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling (@fddernegi) header
Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling (@fddernegi) profile picture

“KENDİNİ BİL, BAŞKASINI ANLA” #philosophycounseling #felsefidanışmanlık https://nitter.gq/t.co/fQXk0Fvstb

Türkiye
Joined June 2024
Photo by Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling (@fddernegi)Photo by Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling (@fddernegi)Photo by Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling (@fddernegi)Photo by Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling (@fddernegi)Photo by Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling (@fddernegi)Photo by Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling (@fddernegi)Photo by Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling (@fddernegi)Photo by Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling (@fddernegi)Photo by Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling (@fddernegi)Photo by Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling (@fddernegi)
Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling retweeted
‘Samsatlı Lukiano Felsefe Günleri’ Başlıyor gunebakisgazetesi.com/haber/… @gunebakis02
2
12
374
Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling retweeted
Düşünce Tarihinin İronik Efendisi ve Özgür Düşüncenin Öncüsü: Samsatlı Lukiano  İnsanlık tarihinde Ay’a ve uzaya yolculuk fikrini ilk kez kaleme alan hayal gücünün öncüsü, tarafsız ve erdemli tarih yazıcılığının ilkelerini ortaya koyan büyük düşünür Samsatlı Lukiano’yu doğduğu topraklarda anıyoruz.  Ahlakı, hakikati, mitleri ve dönemin felsefi akımlarını hicvin keskin diliyle eleştiren; eleştirel düşünme gereğinin fikir babalarından Shakespeare, Erasmus, Thomas More ve Nietzsche gibi pek çok düşünürün hayranlığını ifade ettiği ve etkilendiği, 2000 yıl önceden 80 civarında eser bırakmış Lukiano’nun mirasını konuşmak üzere düzenlediğimiz “Samsatlı Lukiano Felsefe Günleri - 1” etkinliğimize tüm felsefeseverleri ve bilim meraklılarını davet ediyoruz.  Değerli akademisyenlerimizin sunumlarıyla gerçekleşecek bu entelektüel buluşmada sizleri de aramızda görmekten onur duyarız.  📅 Tarih: 31 Ekim Cumartesi ⏰ Açılış: 11:00 📍 Yer: Samsat Çok Programlı Anadolu Lisesi Konferans Salonu  #SamsatlıLukiano #FelsefeGünleri #Felsefe #Samsat #EleştirelDüşünme
6
11
546
Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling retweeted
Ço kaliteli yayın yaptım diye övünüyor. Ama alacağın kararın sorumluluğunu alma olgunluğu göstermiyor. Başkası onun adına ş karar versin istiyor. Yayınların kaliteli olduğunu da yine başkası (hegemonya) söylemiş zaten.
AkademikLink (Prof Dr. Behçet Yalın Özkara), akademisyenlerin sosyal medyada içerik üreterek para kazanmasının yasaklanmasının ardından kanalı bırakıp bırakmayacağı konusu hakkında açıklama yaptı. Kanala devam edebilmesi için takipçilerinin uzun vadeli destek vermesi gerektiğini söyledi. “İki seçeneğimiz var. Birincisi: kanalı kapatmak ve benim akademik hayatıma devam etmem. Kıdemli profesör olmaya 8 ayım kaldı. 150.000 TL maaş almaya başlıyorum. Türkiye'de profesör çok rahat. Devlet üniversitesinde kimse size "Ne yaptın?" diye sormuyor valla. Hiçbir yayın yapmayıp, ayakları uzatıp, her ayın 15'inde maaşını alan profesörlerimiz var. Dolayısıyla her ayın 15'inde 150.000 TL maaş alıp, çocuk yapıp, güzel bir hayat yaşayabilirim. Diğer seçeneğimiz ise YouTube'a devam etmem. Burada gerçekten, anlamlı bir şekilde sahip çıkmanız gerekiyor. Katıl ve Kreosus üzerinden destek verilmesi gerekiyor. Diğer türlü benim istifa edip sürdürebilmemin mümkünatı yok. Ben bir tarafta 25 yıl boyunca 150.000 TL alacağım bir işten vazgeçeceğim. Şu ana kadar Katıl'dan gerçekten destek verdiniz. 2 yılda yaklaşık 6 milyon TL'lik bir para biriktirebilmişiz. Benim bunu devam ettirebilmem tek yolu sizlerin bu desteği verebilmesinden geçiyor.”
1
1
8
3,527
Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling retweeted
Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci için Akademiye Düşen Görev @IndyTurkey'teki yazım ⤵️ Türkiye bugün yalnızca bir güvenlik meselesinin çözümünü değil, aynı zamanda uzun bir tarihsel tecrübenin geleceğe nasıl taşınacağını tartışıyor. “Terörsüz Türkiye” veya “Birlik ve Kardeşlik Süreci” başlığı altında yürütülen tartışmaların kalıcı bir toplumsal sonuca ulaşması için siyaset, hukuk ve güvenlik kurumlarının yanında akademinin de önemli bir sorumluluğu var. Ancak akademinin görevi siyasetin ürettiği söylemi tekrar etmek değildir. Akademinin asıl görevi, bu sürecin dayandığı toplumsal gerçekliği anlamak, tarihsel tecrübeyi bilimsel yöntemlerle incelemek, sorunları doğru kavramlarla tanımlamak ve geleceğe ilişkin sağlam bilgi üretmektir. Çünkü Türkiye'nin birlik ve kardeşlik meselesi yalnızca son birkaç yılın meselesi değildir. Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasında Türkler, Kürtler ve diğer topluluklar yüzyıllar boyunca aynı siyasi, ekonomik, kültürel ve dini hayatın farklı unsurları olarak yaşamışlardır. Bu uzun beraberlik elbette her zaman sorunsuz olmamıştır. Devlet politikaları, ekonomik eşitsizlikler, siyasi çatışmalar ve dönemsel gerilimler yaşanmıştır. Fakat bütün bu sorunlara rağmen Türkler ile Kürtler arasında toplumun tamamını karşı karşıya getiren, sürekli ve yaygın bir etnik çatışma dinamiğinin tarihsel olarak yerleşik hale gelmemiş olması ayrıca açıklanması gereken bir olgudur. Peki, birbirinden farklı kimliklere sahip topluluklar, nasıl oldu da yüzyıllar boyunca aynı coğrafyada birlikte yaşayabildi? Bu sorunun cevabını yalnızca siyasi ve askeri tarihte aramak yeterli de değil doğru da değildir. Meselenin tarihsel olduğu kadar sosyolojik, dini, kültürel ve irfani boyutları vardır. Aile ilişkilerinden komşuluk hukukuna, ortak ekonomik hayattan dini kurumlara, aşiret ve yerel dayanışma biçimlerinden şehir kültürüne kadar uzanan geniş bir toplumsal ağın incelenmesi gerekir. Anadolu insanının birlikte yaşama tecrübesi, yalnızca devletlerin kurduğu siyasi düzenlerden ibaret değildir. Gündelik hayatın içinde oluşmuş bir birlikte yaşama bilgisi de vardır. Asıl üzerinde yeterince düşünmediğimiz mesele budur. Bir toplumun hafızasında yalnızca çatışmalar değil, çatışmayı önleyen davranış kalıpları da bulunur. İnsanların birbirine nasıl hitap ettiği, farklı kimliklere nasıl baktığı, komşuluk ilişkilerini nasıl kurduğu, dini ve kültürel farklılıkları hangi kavramlarla anlamlandırdığı, kriz zamanlarında hangi ortak değerlerin devreye girdiği, üzerinde çalışılması gereken önemli araştırma konularıdır. Dolayısıyla bugün akademinin önündeki görevlerden biri, Türkiye'nin birlikte yaşama kodlarını ortaya çıkarmaktır. Bu kodları romantikleştirmek de doğru değildir. Tarihi kusursuz bir kardeşlik hikâyesine dönüştürmek bilimsel yaklaşım olmaz. Aynı şekilde geçmişte yaşanan bütün sorunları yalnızca çatışma ve ayrışma üzerinden okumak da Türkiye'nin toplumsal gerçekliğinin önemli bir bölümünü görünmez kılar. Peki nedir? İhtiyacımız olan şey, ikisini de aşan bir bilimsel bakıştır. Hangi tarihsel şartlarda bu birlikte yaşama mümkün olmuştur? Hangi kurumlar toplumsal bütünlüğü güçlendirmiştir? Hangi değerler farklılıkların çatışmaya dönüşmesini engellemiştir? Dini ve irfani gelenekler bu ilişkileri nasıl şekillendirmiştir? Yerel toplumsal yapılar hangi dayanışma biçimlerini üretmiştir? Ve daha önemlisi, geçmişte birlikte yaşamayı mümkün kılan hangi unsurlar bugün yeniden üretilebilir? Bunlar yalnızca akademik merak konusu değildir. Bunların cevapları aynı zamanda geleceğin toplumsal ve siyasal mimarisi açısından stratejik bilgi niteliğindedir. Çünkü kalıcı birlik yalnızca güvenlik tedbirleriyle kurulamaz. Hukuk elbette gereklidir. Siyasi irade elbette gereklidir. Ekonomik kalkınma ve güvenlik politikaları da önemlidir. Fakat bütün bunların üzerinde, insanların kendilerini aynı toplumsal bütünün meşru ve değerli parçaları olarak görebilmelerini sağlayacak bir ortak anlam dünyasına ihtiyaç vardır. İşte akademinin asıl katkısı burada olmalıdır. Akademi, toplumun ortak değerlerini tespit etmeli; bunların doğru temsillerini bulmalı; farklı kesimlerin birbirini anlayabileceği bir dilin oluşmasına katkı sunmalıdır. Tarih, sosyoloji, siyaset bilimi, hukuk, psikoloji, antropoloji, ilahiyat ve felsefe bu meseleye kendi disiplinlerinin sınırları içinde değil, mümkün olduğunca disiplinlerarası bir perspektifle yaklaşmalıdır. Özellikle hukuk alanında, birlikte yaşama iradesinin hangi hukuki güvencelerle kalıcı hale getirilebileceği; siyaset bilimi açısından hangi kurumsal yapıların güven üreteceği; sosyoloji açısından toplumsal bağların nasıl güçlendirileceği; felsefe açısından ise adalet, eşitlik, özgürlük, aidiyet ve kardeşlik kavramlarının nasıl temellendirileceği üzerinde ciddi biçimde çalışılmalıdır. Bunun bir başka önemli nedeni daha var. Bilgi boşluğu, manipülasyon için uygun bir zemindir. Toplumsal barışın hangi temellere dayandığını yeterince araştırmazsak, süreç hakkında üretilen her türlü bilgi, iddia ve propaganda kolayca toplumsal kanaatin yerine geçebilir. Kötü niyetli aktörlerin, provokasyonların ve dezenformasyonun etkisini azaltmanın yollarından biri yalnızca güvenlik tedbirlerini artırmak değil, aynı zamanda toplumun güvenilir bilgiye erişimini güçlendirmektir. Bu nedenle milli birlik ve kardeşlik sürecinin akademik olarak desteklenmesi bir lüks değildir. Bu destek; konferans düzenlemekten, rapor yayımlamaktan veya birkaç araştırma projesi yürütmekten ibaret de olmamalıdır. Türkiye'nin birlikte yaşama tecrübesini bütün boyutlarıyla inceleyen kalıcı araştırma programlarına, karşılaştırmalı çalışmalara, saha araştırmalarına, sözlü tarih projelerine, hukuk ve politika analizlerine ve yeni kuşak araştırmacıları yetiştirecek akademik yapılara ihtiyaç vardır. Düşünülmesi gereken en önemli soru şudur: Biz Türkiye'nin birlik ve kardeşliğini yalnızca korumaya mı çalışacağız, yoksa onu gelecek kuşakların taşıyabileceği güçlü bir bilgi, hukuk ve kültür zeminine mi dönüştüreceğiz? Birincisi bir siyasi hedef olabilir. İkincisi ise bir medeniyet meselesidir. Akademinin görevi Türkiye'nin yüzyıllar içinde oluşturduğu birlikte yaşama tecrübesini sloganlaştırmak değil, anlamaktır. Bu tecrübenin gerçek kaynaklarını ortaya çıkarmak ve geleceğe aktarılabilecek bir toplumsal akla dönüştürmek. Çünkü kardeşlik yalnızca söylenen bir söz değil, toplumsal olarak öğrenilen ve kurumlarla korunan bir yaşama biçimidir. Ve eğer Türkiye yeni bir döneme girecekse, bu dönemin en önemli ihtiyacı yalnızca terörün sona ermesi değil, birlikte yaşama iradesinin bilgiye, kültüre, hukuka ve ortak bir gelecek tasavvuruna dönüştürülmesidir. Bunu başarabilmek için siyasetin kararlılığı kadar akademinin aklına da ihtiyaç vardır. Link: indyturk.com/node/782445
1
12
1
19
1,488
Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling retweeted
“Kadınları iyileştirmek mi, erkekleştirmek mi?” Modern psikoloji gerçekten tarafsız mı? Yeni yayımlanan makalemde şu rahatsız edici sorunun peşine düştüm: Kadınların ilişkisel, bağlamsal ve bakım odaklı düşünme biçimleri neden uzun yıllar boyunca “daha düşük gelişim düzeyi” "iyileştirilmesi gereken bir durum" olarak değerlendirildi? LOGOS: Philosophical Counseling and Practices dergisinin Cilt 1, Sayı 2 sayısında yayımlanan çalışmamda, Carol Gilligan’ın modern gelişim psikolojisine yönelttiği köklü eleştiriyi felsefi ve psikolojik boyutlarıyla tartışıyorum. Makalede ele alınan bazı sorular: “Olgunluk” neden bağımsızlıkla özdeşleştirildi? İlişkileri sürdürme ve ilişkide kalma kapasitesi neden gelişimsel bir başarı sayılmadı? Kohlberg’in ahlak gelişimi modeli gerçekten evrensel mi, yoksa belirli bir tarihsel öznenin normu mu? Psikolojinin “iyileşme” anlayışı, kadınları fark ettirmeden erkek normuna yaklaştıran bir asimilasyon projesine dönüşmüş olabilir mi? Bu çalışma, yalnızca kadın psikolojisi üzerine değil; insan anlayışımızın hangi varsayımlar üzerine kurulduğu üzerine bir sorgulama niteliği taşıyor. Makale: Healing Women by Masculinizing Them: The Hidden Project of Modern Psychology? Mustafa Çevik LOGOS: Philosophical Counseling and Practices, 1(2), 111–123 (2026) Dergi sayfası . 📖 Açık erişim bağlantısı: 🔗 philocop.com/index.php/pub/a… Okuduktan sonra şu soruyu birlikte tartışmak isterim: Sizce olgunluk; bağımsızlık mı, ilişkisel sorumluluk mu, yoksa ikisini birlikte taşıyabilme kapasitesi mi? #LOGOS #FelsefiDanışmanlık #Psikoloji #CarolGilligan #AhlakGelişimi #BakımEtiği #FeministEpistemoloji #UygulamalıFelsefe #MustafaÇevik
5
5
904
Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling retweeted
En hafif ifadeyle ayıplı bir konuşma. Duygularını kontrol edemiyorsun bari düşüncelerini kontrol et. Platon, Aristoteles ve dinler gelmeseydi direk modern çağa gelirdik. Bu tür cümleler düşünmeye yardımcı olabilir; ancak tarihsel ve bilimsel açıdan sadece spor sayılır. Çünkü: • Tarih tek bir nedene indirgenemez. • Karşıt-olgusal (counterfactual) senaryolar (“olmasaydı ne olurdu?”) doğrudan test edilemez. • Geçmişe bugünün bilgisini taşıyarak “kaçınılmaz sonuç” üretme duygusal boşalmadan başka bir şey değil. #felsefe #felsefidanışmanlık
3
8
966
Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling retweeted
📢🎓 FELSEFİ DANIŞMANLIK ve FELSEFE Yüksek Lisans eğitimi başvuruları başladı! Felsefe konusunda uzmanlaşmak ve felsefi danışman olmak için siz de başvurun.⤵️ 🗓️ 22 Haziran–13 Temmuz 2026 🔗 Detaylı bilgi:⤵️ sbe.asbu.edu.tr/tr/ilana-cik… @ASBUedu @fddernegi #felsefe #psikoloji #psikiyatri #sinirbilim #nörobilim #yapayzeka #bilinç #felsefidanışmanlık #danışmanlık #ruhsağlığı #farkındalık #bütünselgelişim #yaratıcılık #inovasyon #gelecekteknolojileri #insanvemakine #zihinselgelişim #akademikfelsefe #bilişselbilim #zihinfelsefesi #uygulamalıfelsefe #klinikpsikoloji
🤖 Made with AI
1
7
796
FDD seminerler devam ediyor: 👇🏼👇🏼👇🏼👇🏼👇🏼 youtube.com/live/sOGRnq5EtrI…
44
Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling retweeted
Yapay Zekâ Çağında İnsan Zihninin Sessiz Zayıflaması Nobel ödüllü fizikçi Erwin Schrödinger, etkili eseri What Is Life?’de “entelektüel gelişimin tehlikeleri” olarak adlandırdığı bir riske dikkat çekmişti. Bugün bu uyarı, yapay zekâ çağında yeni bir anlam kazanıyor. İnsanlık tarihinde ilk kez yalnızca fiziksel emeği değil, düşünsel emeğin önemli bir kısmını da dışsallaştırmaya başlıyoruz. Yapay zekâ sistemleri artık yazma, analiz etme, yorumlama, stratejik planlama ve karar hazırlama süreçlerine katılıyor. Bu nedenle asıl mesele artık yalnızca hangi mesleklerin değişeceği değildir. Daha derin soru şudur: İnsan, derin düşünme kapasitesini giderek daha az kullanırsa ne olur? Modern profesyonel yaşam, zihinsel sürtünmeyi azaltan araçlarla giderek daha fazla şekilleniyor. Yöneticiler saniyeler içinde rapor üretebiliyor. Akademisyenler literatür taramalarını otomatikleştirebiliyor. Avukatlar yüzlerce sayfalık belgeyi anında işleyebiliyor. Pazarlamacılar yalnızca birkaç komutla kampanyalar oluşturabiliyor. Bu gelişmeler başlı başına tehlikeli değil. Tehlike, konforun düşünme alışkanlığını zayıflatmasıyla başlıyor. Çünkü düşünce yalnızca sonuç üretmenin aracı değildir. Düşünce aynı zamanda düşünürü de biçimlendirir. Yazmak muhakemeyi keskinleştirir. Sürekli odaklanma zihinsel dayanıklılık oluşturur. Kavramsal mücadele derinlik, disiplin ve karakter geliştirir. Tarih boyunca bilim, felsefe, hukuk ve sanat; sürtünmesiz verimlilikten değil, uzun düşünsel çabalardan doğdu. Ancak yapay zekâ destekli kültür, bu çabaya duyulan ihtiyacı giderek azaltıyor. İlk bakışta bu bir ilerleme gibi görünebilir. Fakat zamanla daha hızlı çalışan ama daha az anlayan; daha çok çıktı üreten ama yorumlama derinliğini kaybeden profesyoneller üretebiliriz. Birçok kurumun hâlâ yeterince fark etmediği risk budur: Bilgi üretiminin artması, düşünme kapasitesinin de arttığı anlamına gelmez. Yapay zekâ çağında bilgiye erişim artık belirleyici avantaj olmayacak. Herkes bilgiye ulaşabilecek. Asıl önemli olan; neyin önemli olduğunu ayırt edebilmek, çelişkileri görebilmek, etik sonuçları öngörebilmek ve insanî anlamı koruyabilmek olacak. Bu nedenle gelecekte eleştirel düşünme, etik muhakeme, felsefi refleksiyon, dikkat disiplini ve yorumlama zekâsı yeniden merkezi değer kazanacak. Çünkü yapay zekâ çağında insanı vazgeçilmez kılacak olan şey hız değil, derinlik olacak. Ve belki de çağımızın en büyük paradoksu şudur: Bilgi teknolojileri tarihte hiç olmadığı kadar güçlenirken, insanlık düşünmeyi giderek daha az gerekli bir faaliyet hâline getiriyor olabilir. #YapayZeka #EleştirelDüşünme #ZihinGelişimi #ArtificialIntelligence #CriticalThinking #CognitiveDevelopment #felsefidanışmanlık
🤖 Made with AI
5
13
776
Felsefi Danışmanlık Derneği-Philosophy Counseling retweeted
Elinde çekiç olan herkesi çivi görür misali.
"Bu ülkede kimseyle tartışmaya girmeyin, ağır psikiyatrik rahatsızlığı olanların oranı %25…" —Prof. Dr. Arif Verimli
1
1
336