Cihan görüntülerin peşinde ecmel dışında birileri olduğunu farkında olduğu için onların arayıp bulup onarmaları için, adamlarına sadece izleyin daha sonra alın görüntüleri gelin dedi. Ki zaten Ateş Kartala, görüntüleri Cihan Albora almış dedi. Cihan istese açıkça adamlarını yollamazdı isim bırakmazdı. Kartalın, görüntüleri alan kişinin kendisi olduğunu bilmesini istedi bu şekilde Kartal görüntülerin peşine düşecek ve Cihan o kişinin kim olduğunu öğrenmiş olacak.
Birde bu işin Enver kısmı var. Çünkü en başından beri Enver'in bunları tek başına yapamayacagının farkında ve güvenmiyor. Görüntüleri arayan adamlarla bi bağlantısı oldugunuda hissetmişti ve Alyanın, Enver görüntüleri bulmuş dediği andan itibaren, zaten hissettiği şeyin doğru olduğuna emin oldu.
Enverin böyle kirli adamlarla olması Enver'e olan 'güvenilmez' hissii, Alyanın ve Denizin onun yanında olmasını istememesi sebeplerine yenisi de ekledi. Çünkü Enver kim olduğunu ne olduğunu bilmeden cihanla yarışmak adına anlaşma yapabiliyor. Bu ilerde farklı durumlarda doğurabilir.
Cihanın kaçırılmasından sonra görüntüler Kartala ulaşıp Alya aklanabilir (izlemedik) ama Cihan da aradığı adamı bulmuş yada daha da yaklaşmış olacak.
Daha sonra Gitme konusununda kararı Alyaya bırakacak.
İşte orada 'Bakacagız bakalım kim gidiyor kim kalıyor' olayını izleyceğimizi düşünüyorum
#uzakșehir
Tweetin yarattığı 'ne anlatıyon be abla' hissi artı işe yaracağını düşünüp Laleyle Keremi etiketlemesiii
72 Bölüm - 2. Fragman: Travma Bağı
Bu sahne (fotoğrafa bakınız) bir başyapıt. Her yere asmak isteyeceğim bir tablo: kamu binalarına, her eve, her sanat müzesine ve her meydana. Çünkü çoğu zaman fark edilmesi zor olan bir şeyi gözler önüne seriyor: travma bağını.
Bu görüntüye dikkatlice bakın.
Alya, kar maskesi takan adamlar tarafından tutuluyor. Yerde yatan, Kartal'ın adamları tarafından dövüldükten sonra yüzü darbe izleriyle kaplanmış olan Cihan'a ulaşabilmek için çaresizce çırpınıyor.
İlk bakışta sahne oldukça açık görünüyor: maskeli adamlar kötü adamlar, Cihan onların kurbanı ve Alya da sevdiği adama ulaşmaya çalışan çaresiz bir kadın.
Ama görünüşlerin ötesine bakın.
Altın Çocuk (Golden Child) Cihan, Deniz'in okul çantasına uyuşturucunun yerleştirildiğini kanıtlayan videoyu elinde bulunduran tek kişi. Bu video, Alya'yı uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasından aklayacak ve özgürlüğüne kavuşmasını sağlayacak kanıt. Bir önceki bölümde Alya, videonun bulunduğunu öğrendiğinde büyük bir sevinç yaşamıştı. Ancak Cihan, kaydın yalnızca kendisinde olduğunu söyleyerek videoyu teslim etmesi karşılığında Deniz'in velayetini istedi.
Başka bir deyişle, Alya'yı kendisinden kurtaracak kanıtı elinde tutuyor ve vermiyor. Kelimenin tam anlamıyla, onun özgürlüğünü (fiziksel hapisten kurtulmasını), kendi psikolojik hapishanesine (Cihan'ın hapishanesine) mahkûm olması karşılığında istiyor. Yani özgürlüğünü, hapsedilmesi karşılığında.
Kartal'ın adamları, Alya'nın serbest bırakılabilmesi için bu videoyu ele geçirmeye çalışıyor. Oysa onu gerçekte hapiste tutan kişi Cihan.
Cihan'a uygulanan fiziksel şiddet gözle görülür durumda. Alya'nın yaşadığı acı ise görünmüyor. Ancak psikolojik ve duygusal şiddet de bir işkencedir: görünmeyen yaraları gerçektir.
Şimdi Cihan'ın ağa yüzüğüne bakın. Bu, tesadüfi bir ayrıntı değil. Kamera özellikle dikkatimizi bu yüzüğe çekiyor. Dizinin başından beri bu yüzük, kontrolün tekrar eden görsel bir hatırlatıcısı. Bize Cihan'ın sözlerinin, mimiklerinin ve sevgi gösterilerinin ötesine bakmamız gerektiğini söylüyor. Davranışları, sözlerinin gizlediği gerçeği ortaya koyuyor: Cihan kontrolü nasıl uygulayacağını biliyor, ancak sağlıklı bir şekilde nasıl sevileceğini bilmiyor.
Şimdi bu sahneyi farklı bir şekilde hayal etmenizi istiyorum.
Alya'nın hâlâ o maskeli adamlar tarafından tutulduğunu, ancak yüzünün şişmiş ve morarmış olduğunu düşünün. Bir gözü morarmış ve kapanmış, burnu kırılmış, vücudunun her tarafı morluklarla kaplanmış, kaburgaları kırılmış, dizi yaralanmış ve bacağında hâlâ kanayan derin bir bıçak yarası var.
Üstelik bütün bu yaraların, çaresizce ulaşmaya çalıştığı adam tarafından açıldığını hayal edin.
Alya'nın maskeli adamlara, kendisine şiddet uygulayan adama zarar vermemeleri için yalvardığını düşünün. Sonra adamlar onu serbest bıraktığında, hemen ona doğru koştuğunu ve şefkatle yanına diz çöktüğünü hayal edin.
Ne düşünürdünüz?
Gerçek sahnede Alya, Cihan tarafından fiziksel şiddete maruz kalmış değil. Bu yaralar, dizinin görünmez bıraktığı şeyi görünür kılmak için kullandığım hayalî bir anlatım: Alya'nın ilk sezondan bu yana maruz kaldığı, şimdi ise Cihan'ın zorlaması, manipülasyonu ve kontrolüyle daha da ağırlaşan psikolojik ve duygusal istismar.
Ortaya çıkan paradoks çarpıcı. Maskeli adamlar, Alya'nın sevdiği adama ulaşmasını engelliyor gibi görünüyorlar. Oysa onu özgürlüğüne kavuşturacak kanıtı ele geçirmeye çalışıyorlar. Onu serbest bıraktıklarında ise Alya, psikolojik olarak kendisini hapiste tutan kişiye doğru koşuyor.
Fiziksel olarak hücrenin dışında, ama psikolojik olarak yeniden hücresine dönüyor.
Cihan'a ulaşmak için duyduğu bu çaresiz ihtiyaç, yalnızca sevginin bir ifadesi değil. Psikolojik bağımlılığı ortaya koyuyor: kendisine zarar veren kişiye geri dönmek için duyduğu, bir sonraki dozu çaresizce arayan bir bağımlının ihtiyacına benzeyen karşı konulmaz arzu. Bağımlılıkla yapılan karşılaştırma tam da bu noktada anlam kazanıyor. Mağdur, uzaklaşması gereken kişiye karşı ezici bir ihtiyaç hissedebiliyor.
İşte bu, "travma bağı"dır:
İstismar, kötü muamele, değersizleştirme, manipülasyon ve kontrolün; görünürdeki sevgi, yakınlık ve barışma dönemleriyle dönüşümlü olarak yaşandığı bir ilişkide, mağdur ile kendisine istismar uygulayan kişi arasında gelişen güçlü bir duygusal bağ ve psikolojik bağımlılıktır.
-Bu bağı sürdüren mekanizmalardan biri "aralıklı pekiştirme"dir (intermittent reinforcement). İstismarcı kişi sevgiyi ve ilgiyi; reddetme, değersizleştirme, terk etme ve acı çektirmeyle dönüşümlü olarak kullanır. Mağdur, sürekli bir duygu iniş çıkışı içinde kalır; bir sonraki sevgi anını bekler ve tanıdığını sandığı kişiyi yeniden görebilmeyi umar.
Aralıklı pekiştirmenin açık bir örneği, 70. bölümde bardakların düşüp kırıldığı sahnedir. Cihan, Alya'ya yardım etmek veya ona en ufak bir empati göstermek için hiçbir çaba harcamaz. Aksine, ortalığı kendisinin temizlemesini söyler ve oradan uzaklaşır. Oysa yalnızca bir gün sonra, 71. bölümde nar sepeti yere düştüğünde ve Alya narlari toplamak için eğildiğinde Cihan hemen yardımına koşar.
Soğukluk ve kayıtsızlık, görünürdeki nezaket ve ilgiyle dönüşümlü olarak yaşanır. Reddedilme ile şefkatli görünen davranışlar arasındaki bu değişim, Alya'yı duygusal açıdan sürekli dengesiz tutar. Arada bir gösterilen şefkat anları, özellikle acımasız davranışların ardından geldiği için çok daha etkili hâle gelir: Alya, onun o şefkatli hâlini yeniden görebilmeyi umut ederek bekler.
Bu bağımlılığı pekiştiren başka manipülatif dinamikler de var.
-Üçgenleme (Triangulation): Kıskançlık, güvensizlik ve rekabet yaratmak, mağduru duygusal açıdan istikrarsız tutmak amacıyla başka kadınları veya üçüncü kişileri devreye sokmak. Cihan önce Meryem'i, şimdi de Alya'yı psikolojik olarak kendisine bağlı tutmak için Birfen'i kullanıyor.
-Mağdur rolüne bürünme (Victimhood): İlişkide kendisini en çok incinmiş, yanlış anlaşılmış, hassas veya fedakâr kişi olarak sunmak. Böylece dikkat, istismarcının davranışlarından uzaklaştırılarak onun sözde yaşadığı acılara yöneltilir. Sonuçta mağdur, kendisine zarar veren kişiye acımaya başlar. Bunun pek çok örneğinden biri, Cihan'ın narları yerden toplaması için Alya'ya yardım etmek istiyormuş gibi davranması ve Alya yardımı reddettiğinde üzgün bir yüz ifadesine bürünmesidir (mağdur rolü).
-Uydurulmuş trajik hikâyeler: Mağdur uzaklaşmaya veya maruz kaldığı istismarı fark etmeye başladığında, istismarcı şefkat ve suçluluk duygularını harekete geçirmek için dramatik hikâyeler ortaya atar: çocuklukta yaşanan işkenceler, hayatını kaybetmiş bir sevilen kişi veya ölümcül kanser hastası olan yakın bir arkadaş. Böylece mağdurun dikkati, istismarcıyı teselli etmeye yönlendirilir: "Zavallı, yaşadıkların için çok üzgünüm." Bu hikâyeler tamamen uydurulmuş veya çarpıtılmış olsun, amaçları mağduru yeniden bakım veren ve teselli eden kişi rolüne çekmektir.
-Kurgulanmış veya sahte krizler (Staged or fabricated crises): Diğer kişide korku, endişe, sempati veya suçluluk duygusu yaratmak ve onu yeniden ilişkiye çekmek amacıyla bilerek sahte bir acil durum yaratmak ya da hasta veya tehlikede olduğunu ileri sürmek. Cihan bu yöntemi daha önce kullandı: Kendi kaçırılma olayını kurguladı ve hasta numarası yaptı. İyi niyetle hareket eden Alya, onun rahatsızlığının Deniz'in odasını dekore etmek için kullandığı boyaya maruz kalmasından kaynaklandığına inandı. Bunlar yalnızca sözlü olarak anlatılan trajik hikâyeler değil, karşı tarafta duygusal bir tepki yaratmak amacıyla bilinçli olarak sahnelenen durumlardır.
-Sahte gelecek vaatleri (Future faking): Mağduru duygusal olarak ilişkiye bağlı tutmak için ortak bir gelecek hakkında vaatlerde bulunmak. "Seni her zaman seveceğim." "Hayatımın kadınısın." "Senin gibisini hiç tanımadım." "Sana sahip çıkacağım." "Her zaman benim önceliğim olacaksın." "Geleceğimi seninle kurmak istiyorum." Bu vaatler umut yaratır, ancak istismarcının davranışları bambaşka bir hikâye anlatır.
Cihan bütün bu manipülasyon tekniklerini kullandı ve ben bunları daha önceki paylaşımlarımda zaten ele aldım.
Üstelik Cihan, Alya'ya kendisiyle hayatın kolay olmayacağını, her şeyin güllük gülistanlık geçmeyeceğini, ama onu sevdiğini ve onunla birlikte olmak istediğini söyledi. Kendini, Alya'yı hayatında isteyen biri olarak sunuyor. Oysa davranışları gerçek önceliklerinin nerede olduğunu gösteriyor: kendisi, Sadakat ve her şeyden önce Alya üzerindeki kontrolü. Alya'nın her zaman ilk sırada olacağına söz veriyor, ama onun için ilk sırada olan şey kontroldür.
Sözleri sevgiyi vaat ediyor; davranışları ise kontrolü uyguluyor.
Bu hikâyenin kuşaklar arası bir boyutu da var. Cihan, kendi istismarcısı olan Sadakat'ten gördüğü kontrol modelini içselleştirmiş durumda. Aynı işlevsiz ilişki kalıbını Alya ile olan ilişkisinde yeniden üretiyor. Sevgiyi kontrolle bağdaştırmayı öğrenmiş olan Cihan, şimdi sevdiğini iddia ettiği kadın üzerinde kontrol kuruyor.
Üstelik bu dinamik, bir erkeğin kadına istismar uyguladığı ilişkilerle sınırlı değil. İstismarcı bir kadın, mağdur ise bir erkek olabilir. Travma bağı ve psikolojik bağımlılık cinsiyete bağlı değildir.
Bu nedenle bu görüntüye baktığınızda yalnızca görünen yaralarda takılıp kalmayın. Cihan'ın morarmış yüzünün Alya'nın yaşadığı acıyı gölgede bırakmasına izin vermeyin. Ve Alya'nın ona ulaşmak için duyduğu çaresiz ihtiyacı sağlıklı bir sevginin kanıtı olarak görmeyin.
Yerde yatan adamın yaraları gözle görülüyor. Ona ulaşmak için çırpınan kadın ise psikolojik olarak hapsedilmiş durumda.
Bu sahnedeki kötü adam Kartal değil. Alya'yı özgürlüğüne kavuşturacak kanıtı elinde tutan ve bunu onu kontrol etmek, kendi hapishanesinde tutmak için kullanmayı seçen Cihan'dır.
İşte bu nedenle, bu tür bir ilişkinin içinde sıkışıp kalan bir partner, yaşanan dinamikleri fark etmekte ve ilişkiden uzaklaşmakta zorlanır. Dışarıdan bakan ve bu tür bir istismarı hiç yaşamamış insanlar çoğu zaman mağduru yargılar: "Neden kaldın? Neden daha önce ayrılmadın? Neler olduğunu fark etmedin mi? Madem kaldın, o hâlde bunu kabul etmiş olmalısın." Hatta bazıları yaşadıkları şeylerden dolayı mağduru suçlamaya kadar gider.
Oysa bu dinamikleri anlamak o kadar basit değildir. Bir mağdurun istismarcı bir ilişkide kalması, acı çekmek istediği veya neler olup bittiğini göremediği anlamına gelmez. Akılcı düşüncenin ötesine geçen bir durum vardır: psikolojik bağımlılık. Travma bağı o kadar güçlüdür ki kişi, kendisine zarar veren partnere geri dönmek zorunda hisseder. İlişkiden ayrılmanın bu kadar zor olmasının nedeni tam olarak budur. Dinamikleri anlamak yerine mağduru yargılamak ise yalnızca yaşadığı acıyı daha da artırır.
#UzakŞehir #CihAl #travmabağı #narsisizm #traumabonding #narcissism
Burdaki birçok kişinin kendi düşüncesi yok. Herkese sanki aynı cümleler dagıtılmış okuduğunu anlamdan hatta bnce okumadan herkse aynı şeyi koplaya yapıştır yapıp gidiyorlar. Paragraf sorusu çözmenin önemini görüyoruz ...
Hemen çözümü söylüyorum Boranla bir tuttuğun cihan konusunda istikrarlı olup 2 bölüme araları iyi olunca Cihal shiplemeyip tavrına devam edeceksin.işte o zaman en azından boranla aynı dediğin karakteri Alyayla shiplemiyor lafının arkasında deriz
“…Midyat'a bakan bir tepede Alya ile Cihan arasında ağızdan çıkan her söz bir yara açar. Bir yanda söylenemeyen bir aşk, bir yanda affedilemeyen bir yalan...”
CihAl e inancımız kalmasın iyice diye çifti öyle bir yazıyorsunuz ki. Bravoo!!
Özellikle Cihan karakterini..🤦🏻♀️
Adam hiç bir şekilde geri vites atmıyor.
Kendisine yakışmayacak şeyler yapıyor.
Alya’nın evlilik oyunu affedilemeyen bir yalan mı olmuş şimdi..?😒
Affetmesin!
Ne gurur ve kibirmiş arkadaş.
Gönlü herkese geniş, herkese kucak açan, herkesi affeden, yüce gönüllü Cihan Ağa bir Alya’ya kapatıyor tüm kapılarını asla onun tarafından bakamıyor..
Alya’nın kimsesizliğini ve ıssızlığını en iyi bilen de ta kendisi.
Nasıl kıyabiliyor anlamış değilim.🥺
Alya iki çift cümle duysa her şey yoluna girecekti oysa ki.. Bu kadar uzamayacaktı.
Yoksa Alya’dan gerçekten vaz mı geçti kalbinde de??
Seven aşık olan adam bu kadar acımasız ve vicdansız olabilir mi?
Boran ve Ecmel’den ne farkı var? Eksiği yok fazlası var üstelik aşık olunan adam olarak..
Ben bu Cihan’ı tanıyamıyorum yazım şeklinden memnun değilim…
#UzakŞehir
Kartalı neden mi guzelliyorlar çünkü Cihana bunları yaptığı için. Burda ecmel bile güzellendiğini gören bana bu süpriz olmadı. Cihana kim acı çektiriyorsa kim kötülük yapıyorsa onu guzelliyorlar Enver Kartal Ecmel..Çift için izliyoruzcuların inanılmaz bi düşmanlıkları var cihana. Birde bunun tıpkısının aynısını Alya ya karşı yapanlarda var. Kafayı yemişsiniz..
Mesele bu değil ne olduğu belli bi karaktere güzelleme yapmak konu cihan olunca fragmanda ki haliyle bile korkmayın ölmez tarzında geçilen dalgalar. Yani bunu söyleyenler sadakat ve Alya sahnelerinde herhangi bi diyolagında bile nefret kusanlar haklı olarak normal sohpetine bile katlanılmıyor.Ama çift için izliyoruzcuların konu cihana gelince ne olacak ki canım demek asla dengeli bi durum değil. Alya yaşadı o zaman cihanda yaşasın cihan da bu işkenceyi çeksin demek bana göre adil bi düşünce tarzı değil. Nasıl ki sadakata burda tepki veriliyorsak aynı şekilde konu kartal olunca güzelleme yapanlara yada ne olcak ya yaşaşın cihanda diyip konunun cihan olunca tiye alınmasına tepki vermek çok doğal bi durum. Biz sahnenin seyir zevkiyle ilgilensekte kartalın uyuşturucu satamayıp daha fazla insan zehirleyemediği için cihana kinini Alyanın da babası olduğu için hak görüp yaşattığı durum iğrenç. Ne Alya ne Cihan böyle anne babayı hakketmiyor. Evet sahne çok güzel belli ki seyir zevki çok güzel olcak ama konu cihana gelince konuyla dalga geçip ne olcak ya demek çok adil bi durum değil.
Üzerinde hiçbir hakkı olmayan kızının duygularından bi haber robot bi baba kızının bebeğinin babası ve sevdiği adama gözünün önünde işkence çektiriyor... anlık, Alyaya mezardaki annesinin bile daha çok faydası var. en azından gidip derdini anlatıyor.
#uzaksehir
Çift haneler geliyor, geliyorlar 🔥
#uzakșehir
Replying to @Irmakyztl @dizilah
yüksek merak sayesinde çok iyi başlıyor o makası da genel olarak bölüm sonuna taşımış. sadakat-hasan geçmiş hesaplaşması paralelde cihan çatışmada iyi çalışmış. 21:55-22:30 arası total çift hanelerde gezmiş.
















