Evlilik hazırlığı yapan bir çift, mobilya mağazasında beğendikleri koltuğu almak için sipariş verdi. Bir hafta sonra mağaza arayıp aynı koltuğun başka bir adrese teslim edildiğini söyledi. Çift şaşırdı çünkü ödemeyi yapmışlardı.
Mağazaya gittiklerinde sipariş formundaki imzanın kendilerine ait olmadığını öğrendiler. Üstelik koltuk, damadın babasının evine gönderilmişti.
Damat babasını arayıp koltuğu neden aldığını sordu. Babası önce yanlışlık olduğunu söyledi ama sonunda gerçeği açıkladı.
+++
Oğlunun evleneceğini öğrendiğinden beri kendisini dışlanmış hissediyordu. Düğün hazırlıklarına hiç karışmamış, fikri bile sorulmamıştı. Koltuğu, oğlunun yeni evine katkısı olsun diye almış ama sürpriz yapmak yerine yanlış adrese sipariş vermişti.
Çift koltuğu geri almak yerine babasının evinde bırakmaya karar verdi. Düğünden sonra da birlikte yeni bir koltuk seçtiler ve babayı da yanlarına aldılar.
Asıl değişen koltuk değildi. Damat, babasının kendisini özlediğini ilk kez o gün anladı. Babası da oğlunun hayatında hâlâ bir yeri olduğunu gördü.
Bazen aile içinde sorun çıkaran şey sevgisizlik değil, insanın sevgisini nasıl göstereceğini bilememesidir.
Bence trafik sıkışıklığına sadece araç sayısının fazla olması açısından bakmak eksik kalıyor. Bazen birkaç dakikalık sabırsızlık, herkesin birbirinin önüne geçmeye çalışması ve en küçük boşluğu bile kapma telaşı kilometrelerce kuyruğa dönüşebiliyor. Herkes kendi zamanından tasarruf etmeye çalışırken aslında herkesin zamanını daha fazla tüketiyor. Trafikte biraz anlayış göstermek, bazen en hızlı ilerlemekten çok daha fazla işe yarıyor. Üstelik yol kimsenin kişisel alanı değil; aynı yolu kullanan herkesin birbirine karşı sorumluluğu var.
Sizce trafik sorununun asıl nedeni araç sayısının artması mı, yoksa insanların trafikte birbirine karşı tahammülünün azalması mı?
Erkek adam hanımını sergilemezmiş!
Kadın dediğin kocasına itaat edermiş!
Sizce beni seviyor mu bu adam? Kafam karıştı son mesajından sonra🙄
Kapımın önünde bir poşet buldum. İçinde iki tabak yemek ve küçük bir not vardı:
“Bugün yemek yapamadığını biliyorum.” O gün gerçekten hastaydım ve kimseye söylememiştim. Ertesi gün kapıcıya sordum, kimseyi görmediğini söyledi.
Bir hafta sonra aynı poşet yine geldi.
akşam kapının önünde bekledim. Yemek bırakan kişi, karşı binada oturan yaşlı teyze çıktı. Kendisine neden böyle yaptığını sordum. Önce geçiştirdi ama sonra anlattı.
+++
Yıllar önce aynı dairede kızıyla yaşamış. Kızı ağır bir hastalık geçirdiği dönemde günlerce yemek yapamamış. Komşuların hiçbiri fark etmemiş. Kızı iyileştikten sonra annesi, apartmanda yalnız yaşayan birini gördüğünde kapısına yemek bırakmaya başlamış.
Ona teşekkür ettim ve bir daha zahmet etmemesini söyledim. Gülümsedi.
“Zahmet değil,” dedi. “İnsan bazen kapısının çalınmasını değil, birinin onu fark etmesini istiyor.”
Ertesi sabah ben de onun kapısına yemek bıraktım. Kapıyı açtığında gözleri doldu. Meğer aylardır ilk kez biri ona da yemek getirmişti.
Yeni doğanımız için aşırı derecede eski bir kız ismi arıyorum
Böyle büyükannenin ismi gibi düşün.
Çok nadir olsun istiyorum,
Aklınıza gelen isimler var mı acill lütfen?
Sosyal medyada artık güzellik algısı tamamen değişti. Herkes kusursuz ciltli, ince yüzlü, kalkık burunlu ve aynı bakışlara sahip. Bir süre sonra insan kendi doğal görüntüsünü bile beğenmemeye başlıyor. Filtreli fotoğraflarımıza bakıp gerçek halimizi eleştiriyoruz. Sizce de bu durum biraz kontrolden çıkmadı mı?
Kuzenimin nasıl değiştiğine hala inanamıyorum. Küçükken bu kız böyle değildi; kendi halinde, sessiz sakin biriydi ama hiç çalışkan değildi. Ailesi "Bu kızın bi hedefi yok, zorlamaya gerek yok" diyordu. Mahalledeki çocuklar da sürekli onun dış görünüşüyle dalga geçiyordu.+++
Aradan zaman geçti ve şu an tıp okuyor. Onu görünce tanıyamadım; kapanmış ama sunrooflu, kapalı da denmez ona. Kısacık daracık kıyafetler giyiyor, tırnakları ojeli, dudakları botokslu, yüz gerdirme ne ararsan var. Instada fotolarına bakıyorum "O değil" diyorum, bambaşka biri gelmiş yerine sanki.
İnsan gerçekten hayret ediyor, parayla mı değişti ortamla mı anlamadım.
Bir kozmetik mağazasına girdim. Her şey çok uygun fiyatlıydı, ben de pamuk, saç spreyi derken birkaç şey aldım. Sonra güneş kremi dikkatimi çekti. Normalde 1000 TL olan kremi 250 TL’ye satıyorlardı. Kadın çakma olmadığını söyleyip bayağı dil döktü, ben de inanıp aldım.👇🏻
Her duş aldığımda tenimden bu parçacıkların döküldüğünü fark ediyorum. Sebebi ne olabilir sizce endişelenmeli miyim ?
Başıma gelen bir olayı anlatacağım. Arkadaşımın istemesine gittim, bekliyorum. O sırada yanımda bir kadın oturuyor. Ev çok kalabalık, sürekli hapşırıp duruyor. Belli ki hasta ve hiçbir şekilde önlem almıyor. Benim de bünyem çok zayıf, hemen hastalanıyorum. Bir şey diyemedim, yanından kalktım.+++
Söz yüzükleri takıldıktan sonra eve döndüm, duş aldım, bitki çayı içtim bulaşmasını önlemek için ama kurtulamadım maalesef. O gece ömrümden ömür gitti, hiç uyuyamadım. Her tarafım tutuldu, başım çatlayacak gibiydi, boğazım, gözlerim. O kadının dikkatsizliği yüzünden bu hale geldim. İnsanlar bu konuda hiç hassas değil. Hastaysanız kalabalık içine girmeyin
Lise 1’e başladığım ilk günü hiç unutamıyorum. Çok heyecanlıydım, sabah erkenden hazırlanıp saçımı yaptım, hafif makyaj yaptım. Okulun kapısından girer girmez müdür beni gördü ve herkesin içinde seslendi:
Kızım, bu ne hal? Düğüne mi gidiyorsun? Üstelik arman ve süveterin de yok. Bu şekilde okula giremezsin++












