şengül hablemitoğlu (@s_hablemitoglu) header
şengül hablemitoğlu (@s_hablemitoglu) profile picture

Prof.Dr. | Aile & Yas Danışmanı | Eğitim | Süpervizyon| Sosyal Hizmet | Bereavement Network Europe-BNE Member | Yas Notları 🎙️ | Yas Uzun Bir Veda 📘

Ankara
Joined May 2011
Photo by şengül hablemitoğlu (@s_hablemitoglu)Photo by şengül hablemitoğlu (@s_hablemitoglu)Photo by şengül hablemitoğlu (@s_hablemitoglu)Photo by şengül hablemitoğlu (@s_hablemitoglu)Photo by şengül hablemitoğlu (@s_hablemitoglu)Photo by şengül hablemitoğlu (@s_hablemitoglu)Photo by şengül hablemitoğlu (@s_hablemitoglu)Photo by şengül hablemitoğlu (@s_hablemitoglu)Photo by şengül hablemitoğlu (@s_hablemitoglu)Photo by şengül hablemitoğlu (@s_hablemitoglu)
şengül hablemitoğlu retweeted
Fon yolsuzluğu Amin Maalouf’la söyleşimizi hatırlattı: “Artık zengin insanlar kara para kazananlar. Sıradan, bildik işlerde çalışanlar, hayatta başarılı olamamış, tutunamamış görülüyor. Değerlerin bu dönüşümü korku verici. Bir ülkede sivil barış ve ülkeye bağlılığın sağlanması için, yapıcı ve gerçek bir işe sahip insanların toplumda en faydalı insanlar olarak görülmesi lâzım. Bu insanlar yasadışı yolla zenginleşen insanlardan daha çok saygı görmeli.” Gelecek Fikirler’in tüm bölümleri peyderpey bu kanalda olacak, takip edin. youtube.com/@GelecekFikirler
22
549
22
2,891
162,570
şengül hablemitoğlu retweeted
BİR TOPLUM NEYİN YASINI TUTAR? Bu haftaki Çare Biziz Buluşmaları’nda, değerli akademisyen Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu’nu ağırladık. “Bir Toplum Neyin Yasını Tutar?” başlıklı söyleşimizde; toplumsal hafızayı, kayıplarımızı, ortak acılarımızı, adalet arayışımızı ve geleceğe dair umutlarımızı konuştuk. Toplumlar yalnızca kaybettikleri insanların değil; yitirilen güvenin, zedelenen aidiyet duygusunun, örselenen adaletin ve ellerinden alınan özgürlüklerin de yasını tutar. Kıymetli bilgi birikimi ve ufuk açıcı değerlendirmeleri için Şengül Hocamıza yürekten teşekkür ediyorum. 💐 Dileğimiz ve çabamız; acıların değil umutların, korkunun değil güvenin, hukuksuzluğun değil adaletin hâkim olduğu bir Türkiye! Toplumun yas tutmak zorunda kalmadığı; herkesin kendini güvende, hür ve eşit hissettiği günleri hep birlikte kucaklamak dileğiyle… Biz, yalnızca kaybettiklerimizin yasını tutmak için değil, hak ettiğimiz geleceği kurmak için de bir aradayız. @s_hablemitoglu #ÇareBiziz
1
16
84
3,178
şengül hablemitoğlu retweeted
Birer birer eksilirken öylece bakakaldığımız zulmü durduramadığımız için bize de yazıklar olsun.
1,028
5,762
197
40,501
532,510
şengül hablemitoğlu retweeted
Murat Ağırel’den mesaj var: “Yaptığım haber nedeniyle gözaltına alınmaya alıştım ancak yapmadığım haber nedeniyle gözaltına alınmak ilk defa nasip oldu. Hamdolsun! “
Murat Ağırel’den mesaj var “Yaptığım haber nedeniyle gözaltına alınmaya alıştım ancak yapmadığım haber nedeniyle gözaltına alınmak ilk defa nasip oldu. Hamdolsun! “
64
615
7
4,812
43,013
şengül hablemitoğlu retweeted
TV izleyeyim dersin, kayyum atanır. İnternetten haber bakayım dersin, erişime engellenir. Oy vereyim dersin, butlan çıkarılır. Belediye başkanı seçeyim dersin, içeri atılır. Komedyene gülüp kafa dağıtayım dersin, tutuklanır. Paylaşımla tepki göstereyim dersin, hesabın kapatılır.
120
3,121
79
13,916
145,956
şengül hablemitoğlu retweeted
UCU BİZE DOKUNDU! TBMM kürsüsünden dile getirilen iddiaları araştırmak gazetecinin görevidir. Ben de bunu yaptım. Canlı yayında ulaştığım bilgileri iddia olarak aktardım. Bilmediğim konuda “Bilmiyorum” dedim. Nitekim Sayın Bakan yatırım ilişkisini, iddiayı gündeme getiren milletvekili de ismi doğruladı. Peki, ben hangi yalanı söyledim? Hangi suçu işledim? Yayının kaydı ortada. Suç duyurusunda,basın açıklamasında söylediğimi iddia ettikleri ifadeyi göstersinler, bugün kalemimi kırmaya hazırım! Bugüne kadar hiçbir haberimden, sözümden geri adım atmadım. Atmam! Habere belgeyle yanıt verilir, gazetecinin tutuklanması için kampanya yürüterek değil!Yargı, sosyal medya kampanyalarına göre değil, hukukla karar vermelidir. Ayağıma kelepçe takabilirsiniz. Ama soruları ortadan kaldıramazsınız! Bugünkü yazım
476
2,745
59
15,212
329,432
şengül hablemitoğlu retweeted
▪️"Bir saniye bile pişman olmadım, hayatımda kendimi en az yalnız hissettiğim dönemdi" ▪️“Yöneticiler şakalar karşısında bu kadar kırılgan olabiliyorsa bu, komedinin gücünü gösterir” ▪️ “Gösterilerime gelen insanlar gündelik hayatlarında benden daha cesur davranırken ben giderek daha korkak biri oluyordum. Bu da kendimi ikiyüzlü hissetmeme neden oluyordu” 🔺 Deniz Göktaş, cezaevinden çıktıktan sonra ilk kez New York Times'a konuştu: medyascope.tv/2026/10/11/den…
27
333
29
3,430
547,700
şengül hablemitoğlu retweeted
AKP’YE GEÇECEĞİME PAŞA PAŞA YATARIM...
686
3,695
286
26,439
685,536
şengül hablemitoğlu retweeted
Yüzü bize dönük olan, dayanışma duygularını ve dualarını gönderen tüm dostlara ve tüm kız kardeşlerime sevgilerimle...
379
4,238
179
30,912
373,861
şengül hablemitoğlu retweeted
İoanna Kuçuradi’nin adını ilk duyduğumda, 25 yıl önceydi. 2015’te biyografisini yazmak istedim. Kabul etmedi. Daha zamanı vardı. Geçen yıl “Tamam yapalım” dedi ve başladık. Biyografiyi 90 yaşına kadar “tamamlamayı” istedim. Planı gösterince “90’a kadar yaşayacağımı nereden biliyorsun?” dedi. İki gün vardı 90. yaşına. Giremedi. Günlerce, saatlerce, defalarca… Akla gelen her şeyi konuştuk. Çok özel sorularda Beni “fazla meraklı” buldu ama kırmadı. Yazmamak kaydıyla, cevapladı. Kitap taslağı tamamdı. Dört profesör dostu/öğrencisi “Okusun” istedi Okuyorlardı. O da Zoe Karelli’nin “Kassandra” şiirinin çevirisini bitirmeye çalışıyordu kitap için. Yıllarca bu şiiri çevirme konusunda kendini borçlu gördüğünü söylemişti. Veda etmeden bu borcu ödemek, sözünü tutmak istiyordu. Bir gün önce hastane odasında, yanındaydım. Aklında yine Kassandra vardı. Kulağıma “Şiiri getir, bir de kalem” diye fısıldayınca… “Artık Kassandra’yı çevirmeyi düşünmeyin” dedim. “Benim borcum, ölmezsem, ben çevireceğim” dedi. Bir süre sessiz kaldık. Sonra şeftali istedi ve afiyetle yedi. O hali, yanından ayrılırken, bana huzur verdi. İyi olacağına inandım. Meğer o an son sahnemizmiş. Şimdi çok eksiğiz: “İnsan” için çok çabalayan “iyi insanı” kaybettik. Artık onu izleri yaşatacak. Her birini kendi çocuğu gibi sevdiği, onu hiç yalnız bırakmayan öğrencileri / dostları… Ondan kalan izlerin, dünyamıza ışık tutması dileğiyle… #ioannakucuradi #sevgiyle #saygıyla
142
1,163
65
9,057
215,233
şengül hablemitoğlu retweeted
Gazeteciyle okur arasındaki en büyük bağ bu işte. Kamu yararı gözeten gazeteciliğin neden engellenmeye çalışıldığının da bir örneği. T24’ü şu uygulamalarımızı indirerek kaldığınız yerden okumaya devam edebilirsiniz. Dayanışmayla👇 apps.apple.com/tr/app/t24/id… play.google.com/store/apps/d…
T24'ün kapatılmasının gerçekliği bu sabah işe gelince vurdu. Meğer yıllardır farkında olmadan rutinim olmuş. Her sabah bilgisayar başına ilk oturduğumda elim otomatik olarak T24'e gidiyormuş. Bugünler geçtiğinde geriye kalanlardan biri de onurlu gazetecilerin hikayeleri olacak.
1
8
1
39
3,501
şengül hablemitoğlu retweeted
Selam dostlar az önce benim de hesabım dürüld… pardon kapatıldı. Alın takibe de öksüz kalmayayım. Gitti 50.000 takipçi:) @haberaktif @evrenozalkus @byurtdagulen @sinemfstk @emrkongar @yunuserdolen @merdanyanardag @halktvcomtr @MaliGuller @DinerGke @gkayis @onralpyilmaz
94
272
18
1,148
162,317
şengül hablemitoğlu retweeted
“İğneyle kazdığımız kuyularda, imkânsızlıklar içinde yaptığımız onurlu gazetecilikle” işimizin başındayız! T24 kapanmadı, gazetecilik kapatılamaz!
Türkiye’yle dertleşme; T24’e erişim nasıl engellenebildi! T24’e erişim, “son bir yılda yayımlanan 118 yazının Türk aile düzeninin bozulmasına yönelik olduğu” iddiası eşliğinde “suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması amacıyla” engellendi. Ancak karara dayanak yapılan 118 yazıda imzası olan 57 yazarın 22’si “yıllar önce” T24’te yazmış ve ayrılmış isimlerden oluşuyor! Diğer yandan, karara gerekçe yapılan ve gerçekten “son bir yılda yayımlanmış” yazıların bir kısmında ise “LGBTİ propagandası” bir yana, böyle bir içerik de yok! T24 kapanmadı, zira gazetecilik kapatılamaz. Değerli okurlarımız, yıllar içinde sayıları milyonları bulan takipçilerimiz; T24, internet yayınlarını düzenleyen yasaya da aykırı bu haksız, orantısız, ölçüsüz kararın kaldırılması için bütün hukuki süreçleri başlattı. İşimizin başındayız! T24’ten kamuoyuna Türkiye’nin dünyada da referans alınan, Temmuz ayında sonuçları açıklanan Stanford Üniversitesi araştırmasında, “yapay zekâ platformlarının Türkçe bilgi doğrulamalarında başvurduğu mecralar” arasında birinci sırada çıkan T24’e erişim engellendi. Karardan, Türkiye’de ana akım gazeteciliğin önde gelen mecrası olan T24 hakkındaki sürecin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başvurusu üzerine başladığını anlıyoruz. Yine karar metninden, İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği’nin, başvuruyu önce reddettiğini, ancak başsavcılığın itirazı üzerine bu kez erişim engeli kararı verdiğini öğrendik. T24 hakkındaki karar; “T24’te son bir yılda yayımlanan 118 yazının Türk aile düzeninin bozulmasına ve Türk aile yapısının zayıflatılmasına yönelik olduğu” iddiasına dayandırılıyor ve “suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması amacıyla” T24’e ve sosyal medya hesaplarına erişimin engellendiği belirtiliyor. Başsavcılığın ilk başvurusunu reddeden İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği’nin, itiraz üzerine bu kez nasıl -sadece öne sürülen 118 yazı da değil- T24’ün bütün içeriklerine erişim engeli kararı verdiğini şu anda bilemiyoruz. Ancak, T24’e tebliğ edilmeden bazı medya kuruluşlarına gönderilen kararı elimize aldığımızda “son bir yılda LGBTİ propagandası yapıldığı” iddiasında bile yapılan maddi hatayı görebiliyoruz. Zira iddiaya dayanak yapılan 118 yazıda imzası olan 57 yazarın 22’si “yıllar önce” T24’te yazmış ve ayrılmış isimlerden oluşuyor! Bir başka deyişle, erişim engeli kararına “T24’te son bir yılda yayımlanan yazısı” gerekçe gösterilen 57 yazarın yaklaşık yarısı yıllardır T24’te yazmıyor! Yani “son bir yılda yayımlanan yazılar” iddiası öne sürülüp geleceğe yönelik olarak “T24’ü erişime engelleyerek suçu önleme” kurgusu, henüz bu aşamada dağılıyor. Yıllar önce yayımlanan yazılarla T24 “aile yapısı” ve “kamu düzeni”ni nasıl bozmuş olabilir ki, kamu otoritesi dahil, kimsenin bundan haberi olmadı! Diğer yandan, karara gerekçe yapılan gerçekten “son bir yılda yayımlanmış” yazıların bir kısmında ise “LGBTİ propagandası” bir yana, böyle bir içerik yok! Söz konusu yazıların basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olması bir yana, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 8/A maddesine dayandırılan karar, söz konusu yasada yapılan değişikliğin amacına da aykırı. Zira kanunda yapılan değişikliğin, “sadece dava konusu edilen içeriklere erişim engeli getirilmesi, yayınların tamamına erişimin engellenmesinin önlenmesi amacıyla yapıldığı” duyuruldu. T24, bir yandan hukuki süreçlere başvurma hazırlığını yaparken diğer yandan Erişim Sağlayıcıları Birliği’nin kendisine gönderdiği karara konu 118 yazıyı yayından kaldırdı. Söz konusu yazıların belirtilen 4 saat içinde yayından kaldırdığını da Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne bildirdi. Hâl böyleyken, trafik sıralamalarında; dünyadaki yaklaşık 500 milyon aktif internet sitesi arasında ilk 3 bin 300, dünyadaki bütün medya/haber mecraları arasında ilk 350, Türkiye’deki yaklaşık 500 bin site arasında ilk 70 ve Türkiye’deki medya/haber mecraları arasında ilk 20’de bulunan, sadece bu yıl dokuz gazetecilik ödülü kazanarak rekor kıran, yapay zekâ platformlarının bilgi doğrulama süreçlerinde başvurduğu ilk mecra olan T24’ün bütün içeriklerine erişim engeli getirilebildi. Bu gerçekten haksız, orantısız, ölçüsüz karara karşı, ilk andan itibaren yanımıza koşan bir hukukçularla hukuki süreçleri süratle işletiyor, itirazlarımızı yapıyoruz. Söz konusu karar, sosyal medyada geçtiğimiz hafta sonunda “aynı görsel ve aynı metin”le T24’ü hedef alan iftira kampanyasının ardından geldi. “T24’ün milyonlarca lira fon aldığı, bu fonlarla LGBTİ propagandası yaptığı” iftirasını atanları muhatap almadık. T24’ün 17 yıldır hiçbir kişi, kurum, fon, dernek ve benzer bir oluşumdan tek kuruş almadığını; bu durumun devlet tarafından yapılan beş denetimle de teyit edildiğini içeren onlarca açıklamamız kayıtlarda duruyor. T24’ü bu yalanla hedef alanlar nereden besleniyor bilmiyoruz, ancak T24 sadece kendi ürettiği gelirlerle ideolojik ve finansal takıntılardan bağımsız bir gazetecilik yapıyor. T24 propaganda yapmaz, kimseyi hedef almaz; ancak kim olursa olsun herkesin hakkını, hukukunu korumak için mücadele eder. T24 ne fon, ne kişi, ne şirket, ne şu, ne bu, hiçbir yerden tek kuruş para almaz. Ancak kamu kurumları ve belediye imkânları da dahil olmak üzere her imkânı arsız bir iştahla tüketenlerin aksine kayıt dışı hiçbir iş yapmaz, devlete ve çalışanlarına karşı vergi ve prim yükümlülüklerini bir gün bile aksatmaz. Değerli okurlarımız, yıllar içinde sayıları milyonları bulan takipçilerimiz T24 kapanmadı, gazetecilik kapatılamaz! T24 içeriklerine erişim engeli getirildi. Bu engelin kaldırılması, bu hatadan dönülmesi için bütün hukuki yolları başvuruyoruz. İşimizin başındayız!
2
59
332
19,244
şengül hablemitoğlu retweeted
Kültüründe köçek oynatmak diye bir gelenek olan bir ülkede bu tezat şaklabanlığa girer.
Mabel Matiz'e 'müstehcenlik' soruşturmasına 'suç' tespit edildi: 'İki erkeğin karşılıklı göbek atması' "Genel ahlaka karşı suçlar" kapsamında hazırlanan iddianamede şöyle denildi: ❝ Damat rolünde bulunan erkek şahıs ile sarı saçlı ve sarı takım elbiseli diğer erkek şahsın görüntüye girdikleri, şahıslardan birinin ceketini çıkardığı, devamında her iki erkek şahsın karşılıklı olarak dans ettikleri, dans sırasında kol ve kalça bölgelerini belirgin şekilde kullanarak tekrarlayan hareketlerde bulundukları tespit edilmiştir. ❞ İşte savcılığın "suç" saydığı sahne 👇 haber.sol.org.tr/haber/mabel…
18
225
2
7,311
127,859
şengül hablemitoğlu retweeted
Deniz Göktaş esprilerinin peşinden koşturmakla meşgul edilen hukuk, insanların birikimlerini koruyacak düzenin tesisi işine verilmeli.
33
444
8
5,239
76,686
şengül hablemitoğlu retweeted
AKP'nin Fatma Betül Sayan Kaya'yı savunmamasına şaşıranlar oluyor. Haklı olarak; AKP'nin kendisinden olanları, yolsuzluk nedeniyle geçmişte harcamadığını hatırlatıyorlar. Bu nedenle birilerini gölgelemek için Fatma Betül Sayan Kaya'nın harcandığını düşünüyorlar. Bu tespit skandalın yeterince anlaşılmadığını ortaya koyuyor. Fatma Betül Sayan Kaya vakası Hazine'nin hortumlandığı ya da ihalelerle vurgun yapılan bir vaka değil. AKP Genel Başkan Yardımcısı, doğrudan insanları dolandırdı, paralarını aldı. Bu; ülkenin alıştırıldığı yolsuzlukların çok ötesi. Bu nedenle iktidar için büyük, çok büyük riskler barındırıyor. Fatma Betül Sayan Kaya dışında AKP'nin üst düzey isimleri de işin içinde çıkarsa iktidar tahminlerin çok ötesinde hasar görebilir. Zaten normal bir ülke olsak, eski Türkiye olsa iktidar değişirdi. Muhalefetin bu çok büyük skandal karşısında yapacakları çok önemli.
656
3,552
151
22,169
766,509
şengül hablemitoğlu retweeted
Yarın saat 10.00’ da Deniz Göktaş için Çağlayan Adliyesi’nde buluşuyoruz.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar, Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var. 88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş. Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik. “Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor. Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir. 24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz. Favorilerim:  Eypio & Sibel Can – Kıyamam  Mabel Matiz – Umrumdışı Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti. Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa” (Fuat Ergin tarzı bir flow’la) Ekmek ve poğaça
Vaktimiz bolca
Cicibebe olmasa
Halimiz n’olcak
Menü ful carbo
Ne peynir ne yarım kadeh Doluca
Haluk, Cem, Özkan, ben
D Blok dört yapraklı yonca Görüşmek üzere.
29
787
5
8,721
111,200
şengül hablemitoğlu retweeted
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar, Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var. 88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş. Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik. “Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor. Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir. 24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz. Favorilerim:  Eypio & Sibel Can – Kıyamam  Mabel Matiz – Umrumdışı Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti. Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa” (Fuat Ergin tarzı bir flow’la) Ekmek ve poğaça
Vaktimiz bolca
Cicibebe olmasa
Halimiz n’olcak
Menü ful carbo
Ne peynir ne yarım kadeh Doluca
Haluk, Cem, Özkan, ben
D Blok dört yapraklı yonca Görüşmek üzere.
1,141
9,217
999
58,660
4,099,138
şengül hablemitoğlu retweeted
Yakın zamanda Türkiye’de yıllardır faili meçhul olarak kalan bazı dosyaların yeniden ele alınacağını duyduk. Buna dair görüşmelere de tanıklık ettik. Şunu söylemeden geçemeyeceğim; ilk anda, benim kulağıma bu adaletle ilgili bir gelişme olarak gelmedi. Çünkü benim için “yeniden açılan dosya/soruşturma” ifadesinin karşılığı bambaşka: Yitip giden bir hayat. O hayatın etrafında kurulmuş başka hayatlar. Ve yıllarca cevapsız bırakılmış sorular… Bunları görmezden gelerek o dosyalara bakamazsınız. Necip Hablemitoğlu öldürüldüğünde 18 Aralık 2002 idi. Onun öldürülmesine ilişkin soruşturma 15 yıl, dava ise 20 yıl sonra başlayabildi ve hâlâ devam ediyor. Bu süreci salt adaletin gecikmesi olarak değerlendiremeyiz. Çünkü hukukun işlemesi ve soruşturma için geçen zamanla yas tutan insanlar için geçen zaman bir olmuyor. Bir dosya yıllar sonra yeniden açılabilir. Deliller yeniden incelenebilir. Bazı tanıklar, o da eğer hâlâ yaşıyorlarsa, yeniden dinlenebilir. Ancak geride kalanlar 20-30 yıl önceki yerlerine dönemezler. Çocuklar büyür. Anne babalar yaşlanır, hatta yaşamlarını kaybederler. Hayatlar yeniden kurulur. Aileler kayıpla yaşamayı öğrenmek için türlü yollar bulmuşken bir gün bir bakarsınız ki bir haber gelir, “Komisyonlar kurduk bu cinayetler aydınlatılacak” denir. Pek de iddialı, siyaseten de yüksek bir amaç(!), ancak acınız küllendiği yerden çıkıp bugününüzü kuşatıverir. Kaybettiğiniz umudu dürten, umutsuzca umutlandıran bir yere çekilirsiniz. Yıllar sonra başlayan bir soruşturmanın bizde uyandırdığı duygu budur. Umutsuz bir umut, umutla korku, rahatlamayla öfke, heyecanla (başka bir sözcük bulabilsem heyecan demezdim, tuhaf, adsız bir kıpırdanma) hayal kırıklığından yorulmuş ruhumuzda bir güvensizlik; hepsi yan yana. Neden mi? Çünkü iki ihtimalle bakarsınız bu duruma; “Belki bu kez öğreneceğiz” ve “Yine hiçbir şey öğrenemezsek?” Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu yazdı: fayn.press/bir-dosya-yillar-… @s_hablemitoglu
6
11
2,232