Pinned Tweet
allah’ın bana bu dünyada verdiği en büyük nimet, kendisini bilmeme izin vermesidir. geri kalan her şey bunun yanında hiçbir şey.
felsefe bilmek lazım ya. felsefeyle ilgilenenlere soruyorum felsefe bilmeyen biri felsefeyle ilgilenmeye nereden ve nasıl başlayabilir. öneriler, kaynaklar, kitaplar, videolar vs. tavsiye varsa çok mutlu olurum.
bütün nasip olmayışlara, yaralara rağmen öyle bir yaşayacağım ki görenler yaşamaya ne hevesli diyecekler. nedenini soracaklar “razıyım” diyeceğim. kederimi ve hüznümü o’na anlatacağım. dünyadayken rabbinden razıydı ve rızası için yaşadı diyecekler, ahirette de birbirlerinden razı olsunlar diye dua edecekler.
düşecek şükredeceğim, kalkacak şükredeceğim, alacak şükredeceğim, verecek şükredeceğim, ağlayacağım şükredeceğim, gülecek şükredeceğim. hepsinin o’ndan olduğunu bileceğim. ‘bana bir dert dokundu’ diye yakaracağım sonra yine hamd edeceğim. görenler o’ndan olduğunu bilecek. etten kemikten bu aciz kızı hatırlayıp o’nu övecekler. o’nun için yaşadı, o’nun için öldü diyecekler.
Ya kitabı çok sevdim zaten falan bunlar bi yana ama yazımının farklılığı gibi şeyler beni ilk başta zorladı. Konuşma çizgilerinin olmaması, virgüller ile ayrılması, diyaloğu takip için virgülden sonraki büyük harfe dikkat etmek vs. Arkadaşım dedi ki “bence bu bir körün zihninin karmaşıklığını biraz olsun yansıtabilmek için seçilmiş bir tarz olabilir” hoşuma gitti bu yorum.
arkadaşlar naçizane bir tavsiye vereyim: konu ne olursa olsun, ne öğrenmek isterseniz isteyin, ne ders videoları bitirmekle ne de bir başkasının anlatımıyla öğrenebilirsiniz. masaya oturup konuyu anlamak için kendiniz çaba sarf etmedikçe suya yazı yazarsınız.
nar… kur’an’da cennet meyvelerinden (rahman 55:68), allah’ın yaratışındaki işaretlerden (en’am 6:99). tevrat’ta harun’un kahinlik kıyafetinin eteginde nar motifleri vardı (çıkış 28:33), suleyman tapınağının sütun başlıkları da nar motifleriyle süslenmişti (1. krallar 7:18).
estetik bir yiyecek.
bu ağacın yanından geçerken aklıma hep abbas kiyarüstemi’nin “ama elbette ki yalnız bir ağaç, birkaç tane ağaçtan daha ağaçtır.” sözü aklıma geliyor. ey ağaçlar ve yalnızlık, sizi seviyorum.
“De ki: ‘Allah'ın bize yazdığından başkası başımıza gelmez. O, bizim Mevla'mızdır.’ Öyleyse Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.” (Kur’an, 9:51)
yakınımda bim olmadığı için abime dedim bana şu delgeçi alır mısın. öyle çok da istemiyordum, olsa güzel olur diye öylesine demiştim. ben bile unuttum söylediğimi. mesaj attı kalmamış diye. sonra bi kargo, bulamadı diye sipariş etmiş. senin bile çok istemediğin önemsiz şeylere önem veren insanlar hayatı yaşanılır kılıyor.
muhabbet “hubb” kökünden gelir, sevgi demek. kuran’da sevgi için en merkezi köktür. kuran’daki kullanımı sevginin insani, ilahi, ve ahlaki yönlerini kapsar(2:165, 2:195, 2:216, 49:7 ayetleri gibi)
yani iyi muhabbet edebilmenin temel mantığı muhabbet ettiğimiz kişiyi sevmektir.
bi podcast yapıyorum, o kadar çok “bu arada” diyerek konuları uzatıyorum ki. kendi kendime konu açabilme kabiliyetime hayran kaldım yalan yok.
mantığımıza oturtamadığımız, nedenini anlayamadığımız durumlarda dengemizin şaşması bocalamamız normal. direkt her şeyin yapboz parçası gibi hemen zihnimizde oturmasını beklemek ise anormal.
“iç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?” (Kehf-68)
insanın iyi kötü bir evi olması, evine dönmesi, kendisinin bir düzeni olması öyle bi büyük bi nimet ki. mutlu huzurlu bi yuvadan falan bahsetmiyorum, direkt fiziksel ev. kendin yaşadığın veya ailenle yaşadığın fark etmez ama daimi evin. yersizliği yurtsuzluğu allah kimseye yaşatmasın.
ey sevda, her şeyi nasıl da anlamlı hale getiriyorsun. diğerleri için sıradan olan bir kişi, yer, şarkı vs. senin için evrendeki bütün benzerlerinden hatta daha iyilerinden bile daha değerli. belki bazıları o şeylerden nefret ediyor, büyük şaşkınlık bu taraftan bakınca.
seviyor olmak, sevebiliyor olmak… ey yaşamak.









