
15 Years of Digital Marketing, Development & Ent. • Founder of @teknovol • Creator at @fikirdenharekete • MSc in Computer Engineering • Horse Riding 🏇
Earth
Joined February 2010
- Tweets16.9K
- Following1.2K
- Followers2K
- Likes64.5K
Yunus Emre Karabulut retweeted
Yeni kitabım Kullanıcı Deneyimi Tasarımı (UX) İnsan Teknoloji Etkileşimini Doğru Tasarlama raflarda yerini almaya başladı. Okuyuculara şimdiden iyi okumalar dilerim, yorum ve eleştirilerinizi bekliyorum. seckin.com.tr/kitap/kullanic…
Yunus Emre Karabulut retweeted
Barış Manço’yu az övüyoruz. Olağanüstü bir sanatçı. Türk müziğinin ve Türk kültürünün muhteşem bir sembolü.
Yunus Emre Karabulut retweeted
twitter tayfa kimsenin kullanmadığı uygulamaları yapabilmek için yapay zekaya her ay binlerce dolar harcıyor. tiktok'da adam canlı yayında slime tokatlayarak ev araba alıyor.
Yunus Emre Karabulut retweeted
Şanlıurfa'da ŞANLI TEKNOFEST olur! 🚀
TEKNOFEST 2026'da toplam 1️⃣.8️⃣ MİLYON,
#TeknofestGüneydoğu'da 1️⃣.5️⃣ MİLYON,
TEKNOFEST Şanlıurfa'da 1️⃣.3️⃣ MİLYON
Ziyaretçimizi ağırladık!
Yüreği memleket aşkıyla atan herkese gönülden teşekkürlerimi sunuyorum. 🤎
TEKNOFEST is GLORIOUS in Şanlıurfa! 🚀
This year, we welcomed a total of 1️⃣.8️⃣ MILLION visitors across TEKNOFEST 2026,
1️⃣.5️⃣ MILLION at #TeknofestSoutheast,
and 1️⃣.3️⃣ MILLION at TEKNOFEST Şanlıurfa!
My heartfelt thanks to everyone whose heart beats with love for their homeland. 🤎
Yunus Emre Karabulut retweeted
Peygamberler şehri Şanlıurfa'ya güle güle geldik, güle güle gidiyoruz. 🤎
Çok güzelsin #TeknofestGüneydoğu 🚀
We came to the City of Prophets, Şanlıurfa, with joy, and we’re leaving with joy. 🤎
You’re so beautiful, #TeknofestSoutheast 🚀
Yunus Emre Karabulut retweeted
Köklerimiz burada, gözümüz gökyüzünde. 🚀
#TeknofestGüneydoğu 🤎
Yunus Emre Karabulut retweeted
Muhalif belediyelerde yapılan yolsuzluklara ses çıkarmayan bir çok hesap şimdi feedimde 7/24 ahlak, çürümüşlük masalı okuyor.
Tamam, şaibeli ve skandal içerikli vukuatlarda karşıt siyasi kesim her zaman işin tadını çıkaran taraf olur. Bu normal. Ama Türk muhalefetinin temel sorunu bunun tadını çıkarırken kendi tarafında olana göz yummasıdır. Sizin anlatacak bir şeyiniz yok.
Yunus Emre Karabulut retweeted
Ankara'da pavyonların kapatılması iyi haber. Buralar suç ve fuhuş yuvası batakhanelerdir. Bazı diziler maalesef Ankara kültürünün vazgeçilmez parçasıymış, güzel bir şeymiş gibi bu dejenere mekanları işlediler. Umarım bu kent bu alt kültürden kalıcı bir şekilde kurtulur.
Yunus Emre Karabulut retweeted
Bu akademisyen tartışmaları beni çok yoruyor… Kitabın ortasından konuşup hemen çözebileceğiniz meseleleri güvenli ve itidalli cümlelerle uzattıkça uzatıyorsunuz.
Yunus Emre Karabulut retweeted
Çoğu insanın ya çok geç ya da hiç öğrenmeyecekleri bir gerçeği sizinle paylaşayım.
Kariyerinizdeki büyük atlamalar, bir seviye ilerlemesi değil, farklı bir dünyaya geçmektir.
Yani, quantitative değil, qualitative değişimlerin ancak bu değişime sahip olacağı atmalardır bunlar.
Diğer bir ifadeyle, yaptığınız işi daha fazla yaparak sadece daha iyi bir mühendis ya da bir tech lead ya da line manager olursunuz.
Ama daha ilerisine gitmek, daha büyük oynamak, daha üst seviyelere gelmek için, bunu seviye atlamak yerine başka bir dünyaya giriyor olarak görmek gerekir.
Seviye atlamak, yaptığınız bir şeyi daha fazla, daha hızlı, ve daha mükemmel yaptığınızda ortaya çıkan kopuk olmayan bir süreçtir. Onun bu bir seviye atlamak olarak isimlendirilmez.
Neden dünya? Çünkü burada bir önceki şeyleri daha fazla yapmak ile başarılı olunması zordur. Yeni yetenekler ve bilgiler kazanmanız gerekir. İş yerinde görüştüğünüz ve akıl danıştığınız kişilerin değişmesi lazımdır. Sorunlar ve cevaplar artık başkadır.
Buna farklı bir dünya dememin başka bir sebebi ise, bu dünyanın büyükleri de, hayalleri de, hedefleri de farklıdır.
Gerçek şudur ki, çoğu mühendis aslında daha iyi bir mühendis olmak istiyordur. Sorduğunuzda, kariyerimde ilerlemek istiyorum demelerinin arkasında çoğunlukla fanteziler vardır, ama bir plan yoktur.
Dolayısıyla hedefleri aynı dünyanın içindedir. Hayalleri ise laf arasında bambaşka bir dünyanın gerçeğine çevrilmiştir.
Her bir dünyanın gerçeği faklıdır. Çözülen sorunlar, arkadaşlıklar, akıl alınan insanlar, örnek gösterilen davranışlar, kullanılan yöntemler, söylenen sözler, hedefler, disiplinler, çalıştırılan kaslar… bunlar hangi dünyada olduğunuza göre farklılık gösterir.
Bir üst dünyada, alttaki dünyanın kurallarına göre oynamak zordur. Aynı cümleler ile anlatamazsınız kendinizi.
Bunları yukarıdakilere sorsanız, farkına bile varmadıkları farklılıklarından dolayı size “Çok çalışmak gerekiyor.” diye öğüt verirler.
Ama onları görevlerinde izlerseniz, yılların adım adım şekillendirdiği ve mükemmelleştirdiği performansı sanki hiç bir bağlantı yokmuş gibi bir nefesle pürüzsüz bir şekilde yaptıklarını görürsünüz. Ama eğitimli bir göz, o sıradan bir davranışta nelerin öğrenilmiş olduğunu ve bağlantı noktalarını rahatlıkla görebilir.
Kimileri anlayamadıkları bu yeteneğe doğuştan gelen bir kabiliyet der… Çünkü başka nasıl isimlendireceğini bilemez…
Yunus Emre Karabulut retweeted
Belgeselini çektiğimiz Hasidik Yahudiler, Chabad-Lubavitch topluluğudur ve ileri düzeyde Siyonisttir.
İsrail yanlısı bu Hasidik Yahudiler, bizim başlangıçta yalnızca kültürel ve yüzeysel bir video çekeceğimizi düşündü. Drew Binsky tarzında; gündelik yaşamı, gelenekleri ve kültürel farklılıkları anlatan daha hafif bir içerik bekliyorlardı.
Kanalımızın popülerliği de, onların bizim çekim talebimize ılımlı yaklaşmasına neden oldu.
Üstelik bu konuyu ilk kez biz çekmiyorduk. Daha önce Tyler Oliveira ve Tommy G gibi içerik üreticileri de benzer videolar hazırlamıştı.
Fakat çekimler ilerledikçe, konunun yalnızca kültürden ibaret olmadığını fark ettik. Aldıkları çeşitli destekleri, İsrail’le kurdukları tarihsel ve ideolojik bağları ve Kudüs’e dair siyasi-dini yaklaşımlarını da keşfettik ve belgeselimizde bunları size aktarmaya çalıştık.
Filistinli çocukları desteklemeyi unutmayın!
Yunus Emre Karabulut retweeted
HER ŞEYE SAHİP OLAMAZSIN
Her şeye sahip olamazsın.
Ama bir incir ağacın olabilir;
avuçlarını göğe açmış
iri, yeşil yapraklarıyla.
Gece yarısı yanağına değen
on bir yaşında bir parmak olabilir;
uyandırıp sana
“Hamster geri döndü,” diyebilir.
Bir kedinin mırıltısı olabilir evinde,
bir kara köpeğin bakışı;
sanki bütün kederlerini
tek tek dişlerinin arasına alıp
dünyadan söküp atacakmış gibi.
Ağustos olabilir.
Tam da ağustos.
Sıcağıyla, kokusuyla,
olgunlaşan meyveleriyle
fazlasıyla ağustos.
Aşk olabilir,
ama aşkın ne olduğunu
çoğu zaman anlayamazsın.
Fasulyenin üzerinde kabaran
o beyaz köpük gibi:
masum görünür önce,
sonra birden anlarsın—
köpüğün kardeşi kandır.
Bir bedenin sıcaklığı olabilir,
tenin tenine değdiği o mahrem yer.
Bir zihnin olabilir ayrıca;
arada bir içinden ışık geçen,
dünyanın bayağılığına boyun eğmeyen,
sınır kapısındaki somurtkan bekçiye
rüşvet vermeyi aklından bile geçirmeyen.
Çünkü bazı sınırlar
para ile aşılmaz.
Bazen başka bir dil konuşabilirsin
ve o dil, bir anlığına,
dünyanın sana açılan başka bir kapısı olabilir.
Babanın ağladığı mezara gidebilirsin.
Ölüleri geri getiremezsin.
Ama “affetmek” ile “unutmak”
birbirlerinin elini tutabilir;
sanki birlikte yaşlanmaya
karar vermiş iki eski dost gibi.
Makyaja şükredebilirsin,
yüzüne kondurduğu o küçük unutkanlığa;
yarısı baharat,
yarısı hafıza kaybı.
Mozart’a şükredebilirsin:
notalarının birbirini geçmeye çalışarak
neşeye doğru koşmasına.
Temiz teninde kalan suyu
içine çeken havluya,
dudaklarında büyüyen susuzluğa,
çarkıfeleğe,
tükürüğe bile.
Çünkü hayat
bazen en küçük şeyin içinde
kendini ele verir.
Mısır’ı düşleyebilirsin.
Sıcak kumları,
atları,
o atların üzerinde
senin sonsuza doğru gidişini.
Büyükbaban
bir süreliğine yatağının kenarında oturabilir.
Bulutlar olabilir.
Mektuplar olabilir.
Uzaklıklar birdenbire kısalabilir.
Gün doğumu gibi sarı
bir Hint yemeği önüne gelebilir.
Lütuf
kalabalığın içinden seni seçmeyebilir.
Hayat seni her zaman
hak ettiğin yerden alıp
yükseğe koymaz.
Ama bir arkadaşın olabilir.
Sana çıtanın üzerinden
geriye doğru atlamayı öğreten biri.
Kendini boşluğa bırakmayı.
Düşerken korkmamayı.
Sonra anlarsın:
aşk biraz da budur—
tutunmayı bırakmak,
kendini bırakmak,
tatlı bir teslimiyetle
boşluğa güvenmek.
Deniz salyangozları olabilir.
Durakta diz çöken otobüsler.
Zihninin içinde
Afrika kadar gerçek çiftlikler.
Ve bir gün yetişkinlik
seni yarı yolda bıraktığında,
çocukluğunun göletindeki
kara kuğuyu çağırabilirsin yeniden.
Büyükannenin
herkes uyurken sana verdiği
fıstık ezmeli, muzlu çavdar ekmeğini
hatırlayabilirsin.
Bazı şeyler geri gelmez.
Ama bazı sesler
istenildiğinde yeniden duyulur.
Annenin sesi gibi.
Uzaklardan,
çok eskilerden,
içindeki en sessiz yerden
hep aynı şeyi söyler:
Her şeye sahip olamazsın.
Sonra biraz susar.
Ve hayat,
bütün eksiklerine rağmen,
avuçlarına usulca
şunu bırakır:
Ama işte bu var.
Barbara Ras
Yunus Emre Karabulut retweeted
Marka kimliğinin uygulamaya yansıtılması gerektiğine inanmıyorum. ChatGPT’nin iOS uygulamasının Apple’ın native UI’ını kullandığı için “kimliksiz” olduğunu mu iddia ediyorsunuz? Ya da Instagram kimliksiz mi? Ya da Slack kimliksiz mi?
Uygulama bulunduğu platforma uyumlu olmalı.
Yunus Emre Karabulut retweeted
Kuşlara uçmayı, rüzgâra esmeyi, bize de şükretmeyi öğreten O'dur. Hakiki serinlik, O'nu hatırlamaktır.
Yunus Emre Karabulut retweeted
'Bir şeyin hakikati, yıkılırken ortaya çıkar'. Düşerken, yıkılırken, kaybederken ne isek; aslında oyuz.
Yunus Emre Karabulut retweeted
Hayat rekabet değil, dayanışmadır. Tıpkı karanlıkta birbirine bağlanan ağaç kökleri gibi, hiçbir canlı tek başına var olamaz.
Bizler doğanın efendisi değil, onun sadece bir parçasıyız. Unuttuğumuz bu dayanışma dilini çocuklar hâlâ anadilleri gibi konuşur ve sordukları yalın sorularla bize doğru yolu gösterir.
Geleceği kurtarmak, dünyayı yeniden bir çocuğun gözüyle görebilmekten, her canlıyla akraba olduğumuzu hatırlamaktan ve küçülmeyi bilmekten geçer. Umut, fırtınaya rağmen tohum saçmaktır; bir orman gibi düşünen yürekler, en karanlık kışta bile içlerinde bir bahar sakladığını bilir ve onu ağır ağır yeşertir.
Yunus Emre Karabulut retweeted
Ülke muhalefetinin derdi kendilerinin yiyememesi olduğunu düşünürdüm. Yiyorlarmış. Öyle böyle değil baya baya yiyorlarmış.
Yunus Emre Karabulut retweeted
Kariyerinizde en çok zorlanacağınız şeylerden biri, gerçeği başkalarının beklentisine ya da kendi varsayımınıza sığdırmaya çalışmak olacak.
Bir işin gerçekte ne gerektirdiğini, sistemdeki eksikleri, kötü tasarımı, belirsizlikleri görmezden gelip “ama önemli biri böyle demişti” diye o yoruma uydurmaya çalışırsanız, kendinizi sürekli bahane üretirken bulursunuz.
İş gecikir, sorun büyür, gerçek ortaya çıkar ve sonunda suçlanan kişi siz olursunuz.
Hata çoğu zaman en başta yapılır: Gerçeği, birinin yorumu içine hapsetmeye çalışmak.
En sağlıklısı, gerçekte olanı objektif biçimde görebilmek ve söyleyebilmektir. Bu bazen cesaret ister. Çünkü herkes gerçeği söylemek istemediği gibi, herkes gerçeği görmek de istemez.
Tabii gerçeği nasıl söylediğiniz de en az gerçeği söylemek kadar önemlidir.
























