@MaRki. (@marki3421) header
@MaRki. (@marki3421) profile picture

Ne Zaman Önde Olsak, Bitiş Çizgisini Değiştiriyorlar.. !!İst / Turkey....

Joined July 2020
Photo by @MaRki. (@marki3421)Photo by @MaRki. (@marki3421)Photo by @MaRki. (@marki3421)Photo by @MaRki. (@marki3421)Photo by @MaRki. (@marki3421)Photo by @MaRki. (@marki3421)Photo by @MaRki. (@marki3421)Photo by @MaRki. (@marki3421)Photo by @MaRki. (@marki3421)Photo by @MaRki. (@marki3421)
Pinned Tweet
Bizim kavgamız bir sevdaydı Kavgamız ise bir SEVDA…
56
457
Bir dakika bile ezilmedik, bir dakika bile çekinmedik. Tavır maçıydı, tavrımızı net bir şekilde gösterdik. Takımdan razıyım. Gurur duyuyoruz sizinle.Onlar takım sen KİMLİKSİN. #GSvAMD
4
5
117
1,058
Skor tabelasında 4-3 mağlup olmuş olabiliriz ama sahada gösterdiğiniz mücadele, yürek ve karakter her şeyden daha değerliydi! Amedspor, yalnızca bir futbol takımı olmadığını; inancıyla, ruhuyla ve mücadelesiyle neleri başarabileceğini bir kez daha gösterdi. Son düdüğe kadar vazgeçmeyen, formanın hakkını veren tüm futbolcularımıza ve tribünde yüreğiyle takımının yanında olan taraftarlarımıza teşekkürler. Teşekkürler Amedspor! ❤️💚❤️💚 #GSvAMD
2
32
429
@MaRki. retweeted
Arkadaslar doğalgazını açan var mı? Annem millete sor onlar açtıysa bizde açalım diyor......
3
1
15
438
Arkadaslar doğalgazını açan var mı? Annem millete sor onlar açtıysa bizde açalım diyor......
3
1
15
438
Ortadoğu adeta bir ateş çemberinin içindeyken, Kürt öncülerinin dün kendi halkını ümmet adına, ideoloji adına egemenlerin insafına bıraktıkları gibi bugün de aynı şeyi bir koltuk uğruna yapmaya çalışıyor olmaları gerçekten düşündürücü! Tarih, sizin bu yanlışlarınızı abartarak yazacaktır, bilesiniz! Kapalı olan bir mekanizmayı iki yılın ardından açmışlar. Halktan çekinmek yok! Sanki çok matah bir şey yapmışlar gibi biz halk olarak seviniyoruz. Paylaşamadıkları koltuk uğruna halkın ve Güney'in resmiyetini tehlikeye attıkları yetmiyormuş gibi, kalkıp bir de açıklama yapıyorlar: "Vay efendim, anlaşamadık!" Neyi anlaşamadınız kardeşim? Sizin derdiniz sadece koltuk mu? Biraz da halkınızın refahı umurunuzda olsun! Halk olmasa siz de olmazsınız. Allah aşkına, biraz ar edin! İnanın, biz halk olarak öncülerimizin koltuk doymazlığından utanır olduk. Perihan yoğurtçu....
1
1
19
547
🤲 Bismillahirrahmanirrahim! Ya Rabbi, mübarek cuma günü hürmetine Amedspor'umuza galibiyet nasip eyle. Futbolcularımızın ayağına güç, kalecimizin eline mıknatıs ver. Rakibin şutlarını dağlara taşlara gönder, bizimkileri doksana gönder! 😂♥️💚
12
7
170
1,450
@MaRki. retweeted
Kürtlerle yan yana gelme korkusu.. Zülfü Livaneli’nin Diyarbakır’da kendisine sunulan Amedspor atkısını, gelen tepkiler üzerine "Ben takmadım, boynuma doladılar" diyerek apar topar reddetmesi, sıradan bir refleks değil; Türkiye’deki sol-sosyal demokrat aydın tipolojisinin tarihsel ikiyüzlülüğünün ve ilkesizliğinin açık bir resmidir. Bir halkın misafirperverlik ve aidiyet göstergesi olarak sunduğu en masum sembol karşısında panikleyen bu tutum, entelektüel sorumluluk iddiasının konjonktürel korkulara nasıl kurban edildiğini göstermektedir. Amedspor atkısını vebadan kaçar gibi üzerinden atmaya çalışan bu yaklaşım, yıllarca adalet ve özgürlük retorikleriyle örülen prestijin, egemen sistemin kırmızı çizgileriyle karşılaştığı ilk anda nasıl kâğıttan bir kaplana dönüştüğünü kanıtlamaktadır. Türkiye’deki egemen aydın ve siyasetçi profilinin Kürt gerçekliğiyle kurduğu ilişki, sistemik bir kaypaklık üzerine kuruludur. Bu çevreler, belirli dönemlerde sergiledikleri birkaç yüzeysel sembolik jestle entelektüel sorumluluklarını yerine getirdiklerini varsaydılar her zaman; fakat işin özüne asla temas etmeyen bir illüzyon üretip durdular. Oysa Kürt halkının tarihine, diline, kurumlarına, kimliğine ve özgürlük taleplerine sıra geldiğinde sergilenen tutum doğrudan bir kaçıştır. Kürt varlığını ana akım siyasetin ve devlet ezberlerinin belirlediği sınırlar dâhilinde kabul edilebilir bulan bu zihniyet, bu sınırların zorlandığı ilk an felç olmaktadır. Aydın kimliğini tehlikesiz alanlarda bir süs gibi taşıyan bu yapı; Amedspor atkısında simgeleşen halk aidiyetini bir onur olarak kucaklamak yerine, kendi siyasi ikballerini ve konfor alanlarını koruma pahasına Kürt toplumuyla arasına mesafe koymayı seçmektedir. Barışın ve sivil siyasetin yeniden konuşulduğu bir dönemde dahi Kürt meselesine ilişkin yerleşik korku sınırlarının aşılamaması, aydın sorununun derinliğini gözler önüne sermektedir. Silahların devreden çıkarılmasını savunan, demokratik çözümden söz eden, fakat Kürtlerin kimliğiyle ve siyasal iradesiyle sivil alanda görünür olmayı sakıncalı bulan bir anlayışın barışla kurduğu ilişki baştan sakattır. Çünkü bu yaklaşım, çatışmanın sonuçlarından rahatsız olurken çatışmayı besleyen inkâr ve tahakküm zihniyetine dokunmamaktadır. Bir fikrin arkasında durmanın gerçek ölçüsü, o fikir övgü toplarken değil, tepki ve baskı yarattığı andaki tutumdur.
14
10
4
115
3,006
Kürtlerle yan yana gelme korkusu.. Zülfü Livaneli’nin Diyarbakır’da kendisine sunulan Amedspor atkısını, gelen tepkiler üzerine "Ben takmadım, boynuma doladılar" diyerek apar topar reddetmesi, sıradan bir refleks değil; Türkiye’deki sol-sosyal demokrat aydın tipolojisinin tarihsel ikiyüzlülüğünün ve ilkesizliğinin açık bir resmidir. Bir halkın misafirperverlik ve aidiyet göstergesi olarak sunduğu en masum sembol karşısında panikleyen bu tutum, entelektüel sorumluluk iddiasının konjonktürel korkulara nasıl kurban edildiğini göstermektedir. Amedspor atkısını vebadan kaçar gibi üzerinden atmaya çalışan bu yaklaşım, yıllarca adalet ve özgürlük retorikleriyle örülen prestijin, egemen sistemin kırmızı çizgileriyle karşılaştığı ilk anda nasıl kâğıttan bir kaplana dönüştüğünü kanıtlamaktadır. Türkiye’deki egemen aydın ve siyasetçi profilinin Kürt gerçekliğiyle kurduğu ilişki, sistemik bir kaypaklık üzerine kuruludur. Bu çevreler, belirli dönemlerde sergiledikleri birkaç yüzeysel sembolik jestle entelektüel sorumluluklarını yerine getirdiklerini varsaydılar her zaman; fakat işin özüne asla temas etmeyen bir illüzyon üretip durdular. Oysa Kürt halkının tarihine, diline, kurumlarına, kimliğine ve özgürlük taleplerine sıra geldiğinde sergilenen tutum doğrudan bir kaçıştır. Kürt varlığını ana akım siyasetin ve devlet ezberlerinin belirlediği sınırlar dâhilinde kabul edilebilir bulan bu zihniyet, bu sınırların zorlandığı ilk an felç olmaktadır. Aydın kimliğini tehlikesiz alanlarda bir süs gibi taşıyan bu yapı; Amedspor atkısında simgeleşen halk aidiyetini bir onur olarak kucaklamak yerine, kendi siyasi ikballerini ve konfor alanlarını koruma pahasına Kürt toplumuyla arasına mesafe koymayı seçmektedir. Barışın ve sivil siyasetin yeniden konuşulduğu bir dönemde dahi Kürt meselesine ilişkin yerleşik korku sınırlarının aşılamaması, aydın sorununun derinliğini gözler önüne sermektedir. Silahların devreden çıkarılmasını savunan, demokratik çözümden söz eden, fakat Kürtlerin kimliğiyle ve siyasal iradesiyle sivil alanda görünür olmayı sakıncalı bulan bir anlayışın barışla kurduğu ilişki baştan sakattır. Çünkü bu yaklaşım, çatışmanın sonuçlarından rahatsız olurken çatışmayı besleyen inkâr ve tahakküm zihniyetine dokunmamaktadır. Bir fikrin arkasında durmanın gerçek ölçüsü, o fikir övgü toplarken değil, tepki ve baskı yarattığı andaki tutumdur.
14
10
4
115
3,006
@MaRki. retweeted
Kürtler, vatanı olan ama devleti olmayan bir toplumdur, Türkler ise devleti olan ama vatanı olmayan bir toplumdur. Bu durum siyasal, sosyal ve tarihsel yönleriyle araştırmaya değer bir paradokstur.
4
43
704
Kürtler, vatanı olan ama devleti olmayan bir toplumdur, Türkler ise devleti olan ama vatanı olmayan bir toplumdur. Bu durum siyasal, sosyal ve tarihsel yönleriyle araştırmaya değer bir paradokstur.
4
43
704
Kemalizm bir dindir Tanrısı Atatürk Kutsal kitabı da Nutuk'tur..
İç savaş kışkırtmak ve bir konuşmanın belli bölümlerini cımbızlayarak klavye gerillalığı yapmak ne kolay. Zor olan ise kutupları kültür sanat ve spor yoluyla bir araya getirmeye ve ortamı yumuşatmaya çalışmak.
1
1
1
32
578
@MaRki. retweeted
Zülfü Livaneli Diyarbakır'a geldi diyarbakırlılar onu bağrına bastı onu dinlemeye gittiler karşıladılar nasır usta'da ağırladılar. O ise amedspor bu ülkenin bir futbol takımıdır diyemedi. Kürtler hala kemalistlerden medet umuyorsa yanılıyorlar....
1
1
40
710
Zülfü Livaneli Diyarbakır'a geldi diyarbakırlılar onu bağrına bastı onu dinlemeye gittiler karşıladılar nasır usta'da ağırladılar. O ise amedspor bu ülkenin bir futbol takımıdır diyemedi. Kürtler hala kemalistlerden medet umuyorsa yanılıyorlar....
1
1
40
710
Bir kral, halkı için görkemli bir yol yaptırdı. Ancak yolu açmadan önce bir yarışma düzenledi: “Bu yoldan en güzel geçen kişiyi ödüllendireceğim.” Yarışma günü herkes en güzel kıyafetlerini giydi. Kimileri süslü arabalarıyla geçti, kimileri maharetlerini sergiledi. Fakat yolun ortasında büyük bir taş yığını vardı. Geçen herkes bu engelden şikâyet etti. Hiç kimse taşı kaldırmayı düşünmedi. Akşam olduğunda, üstü başı toz içinde yaşlı bir adam kralın huzuruna çıktı. Elinde altın dolu bir torba vardı. “Efendim,” dedi, “yoldaki taşları kaldırdım. Benden sonra gelenler zorlanmasın istedim. Taşların altında bu altınları buldum. Herhâlde size aittir.” Kral gülümsedi: “Hayır, o altınlar senin. Çünkü yarışmayı sen kazandın.” Yaşlı adam şaşkınlıkla sordu: “Ama ben herkesten geç geldim. Üstelik ne güzel kıyafetlerim ne de gösterişli bir arabam vardı.” Kral ayağa kalktı ve şöyle dedi: “Diğerleri bu yoldan geçmek için yarıştı. Sen ise senden sonra geleceklerin yolunu açtın. Onlar yalnızca kendilerini düşündü, sen hiç tanımadığın insanları da düşündün.” İşte ahlakın en sade ölçüsü budur. İnsan, yalnızca kendi hayatını kolaylaştırdığı için erdemli olmaz. Başkalarının yükünü hafiflettiği ölçüde insanlığını yüceltir.
1
4
58
885
Fon skandalının kahramanlarını, ucuz para kazanan soytarılarını bir de benden dinleyin! Nasıl yaşıyorlar bakalım: Rezidanslara giriş Genelkurmayın kozmik odasına girmekten daha zor olmuş. Arz talep meselesi. Yankee tarzı yaşayan, beyaz dik yakalı gömlek giyen, AVM'lerde gezinen, yüksek sesle konuşan, kollarına veya cebinin bir köşesine isminin başharflerini yazdıran, midesi bulana bulana suşi yiyen gençlerden bahsediyorum. Yerli yersiz İngilizce konuşan... Ulaşılmaz olmayı nasıl da seviyorlar! Dün gece bir dostumu ziyarete gittim. İsmi lazım değil 25 katlı bir rezidansta oturuyor. Seromoniye bakın: girişte kameralar var. Ziyaret edeceğiniz kişi aranıyor, onay isteniyor. Kimliğiniz alınıyor, fotokopisi çekiliyor, kayıtlar yapılıyor. Buyurun geçin diyorlar, ama kimliğinizi vermiyorlar. Neden? Herşeyi yaptın, kimliğim neden sende kalsın? Beş yıldızlı otellerde bile işlem yapıldıktan sonra kimliğiniz iade ediliyor diyorum, giremezsin diyorlar... Bir abartı, bir görgüsüzlük, bir pespayelik, bir rezalet... Kıyameti koparttım. Ev sahıbı geldı. Gerildikçe gerildim. Bağırdım, çağırdım ve dönüp gittim. Ruhsuz, bencil, öznel, paylaşmasını bilmeyen, özlemeyen, sevemeyen, ağlayamayan, vefadan, fedakarlıktan uzak... Memleketine, insanına yabancı... Paraya kodlanmış insan topluluğu... Abartının nedenı bu... Rezidanslarda yaşayan insan modeli böyle işte. Ben de güvenlikli bir evde yaşıyorum. Duygularımız var hala, bu rezaletlere uzağız çok şükür...
1
20
436
Böyle bir sevgilimizin elini tutup sahilde gezemedik.cepte harçlık yok.
TARİHE GEÇECEK İBRETLİK BİR GÖRÜNTÜ: Eski Aile Bakanı AKP'li Fatma Betül Sayan Kaya ve doktor eşi İlyas Kaya, bu kez İstanbul Adliyesi'nin ana giriş kapısından binaya girdi. Daha doğrusu öyle olması istendiği anlaşılıyor. İkili, gazetecilerin sorularını yanıtsız bıraktı. Ortaya ise tam bir 'Nereden nereye' dedirtecek bir görüntü çıktı.
1
24
523
Gülünç duruma düşmüş adelete sırıtarak ifade vermek....
Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya ifade vermek üzere ikinci kez İstanbul Adliyesi'ne geldi. Fatma Betül kaya: “Müsaade ederseniz ifademizi verelim lütfen."
1
29
521
Trump ve çetesi kendilerini rezil eden bir yenilgi aldı. ABD ara seçimlerinde Senato’da Demokratlar 53, Cumhuriyetçiler 40; Temsilciler Meclisi’nde Demokratlar 203, Cumhuriyetçiler 115 sandalyeye ulaştı. Bu şu anlama geliyordu; Amerikan ılıman solu Demokratlar, sağcı Cumhuriyetçi partinin kalelerine girerek Trump'ı "topal ördek" yaptılar. Bir şey daha oldu: Ara seçimlerin en dikkat çekici sonuçlarından biri Michigan’dan geldi. Demokrat Parti’nin solcu kanadından Abdul El-Sayed, Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers karşısında zaferini ilan etti. Mısır kökenli Müslüman bir ailenin çocuğu olan El-Sayed, ABD Senatosu’na giren ilk Müslüman siyasetçi olarak tarihe geçecek. El-Sayed’in seçim gecesi yaptığı konuşmada dini kimliğini açıkça vurgulaması ve ABD’nin dış politika harcamalarını eleştirmesi dikkat çekti. “İnşallah, artık Elhamdülillah oldu,” dedi. Zafer Demokrat Partinindi; ancak asıl zaferi Amerikan yurtseverleri (America First, gayriresmi partisi) kazanmıştı. Amerikan halkı, Trump ve çetesini ezip geçmişti. Bu satırları yazarken Trump'ın Suriyeli Kürtlere yaptıkları aklıma geldi. Amerika, İŞID'in Kürtlere saldırısını bahane ederek Suriye'ye girmiş; Trump daha sonra Kürtleri așağıdan El Şara, yukarıdan Türk ordusunun insafına bırakıp kaçmıştı. Suriye Kürtlerine yapılanları hatırlatmakla morelinizi bozmayayım; hayatını kaybetmiş Kürt kadınlarının binalardan nasıl aşağı atıldıklarını ve saç örgülerinin nasıl kökünden kesildiğini hatırlıyorsunuz. Bunlar olurken sadece siz ağlamıyordunuz; Amerikan'ın demokrat partili kongre üyelerinden ağlayanlar çoktu. Gece kongrede, Kürt halkına yapılan zulüm görüntüleri izletilirken, amerikan kongresinin üyelerinin çoğunun gözleri yaşlıydı. "Kürtlere bunu yapmamalıydık," diyorlardı. Mazlumun ahı Trump'ın burnundan fitil olup geldi. Kongre ve senato tarafından kuşatılmış "topal ördek"e döndū. Topal Ördek kavramı Amerika'da senato ve Kongrede çoğunluğu yitirmiş başkanlar için kullanılır. Trump ve Tom Barrak çetesini soruşturmanın önü açıldı. Trump şahsında Amerikan sağcılığı kaybederken; Trump ve çetesine uşaklık yapan diğer sağcı, milliyetçi ve dinci liderlerin de bu dünyadan elenme süreci başlayacak. Trumpsız bir dünya daha güvende olacak. Trump, kalan son iki yıllık başkanlık süresini boğazını sıkacak senato ve Kongrenin pençesinin altında geçirecek. Amerikan sistemi başkanlara önemli yetkiler sunuyor; ancak Trump atacağı her adımı avukatlarıyla atacak. Amerikalı yargıçların elleri Trump'ın kirli yakasında olacak. İşte böyle bay Trump; sana bağlı Orta Doğu çetelerinin satıp ortadan kaybettikleri silahları Kürtlere verdim diyecek kadar aşağılık biriydin. Orta Doğu'nun en mazlum halkını dünyanın en çirkin güçlerine vurdurtuyordun. Amerikan tarihinin en ağır tsunamisi geçti üstünden. Hala şokta olan Cumhuriyetçi Parti yetkililerinden bazıları seni kast ederek: "Bu manyak bize rezil bir yenilgi yaşattı" diyorlar. Dünyanın her yerinde mazlumlarla uğraştın; mazlumların gözyaşları ve ahı Amerikan halkının oylarıyla seni içine alan bir çöp torbasına dönüştü. Trump serserisine dayalı tehlike tam geçmiş değil; iki yılı var. Ancak insanlık bu iki yılı atlatmayı bilecektir. Daha temiz ve daha adil bir dünya ve ülke isteyen resimdeki adalet kovboyu Amerikalı kadınlara, selamlarımızı gönderiyoruz. Bir çeteyi ezip geçtiler..Hasan bildiricı.
1
4
1
38
1,200
Amerikan seçimlerinin Türkiye ve dünyaya etkisi būyük olacak. Trump'ın "Vatan, millet, Washington" sloganı tutmadı. İnsanlar ahlak ve dürüstlük istediler. Trump'ın "her yetişkine beş bin dolar" vaadi işe yaramadı. Amerikalı yurttaş, parayla satın alınmayacağını oylarıyla gösterdi. Trump'ın son anda "İsrail'e yapılan yıllık 4 milyar parayı keseceģim" demesi, Müslüman Amerikalıları ve İsrail karşıtlarını hiç etkilemedi. Trump'ın Demokrat Partili senatör adayı El Seyad için terörist demesi, göçmeni az Michigan eyaletinde sadece alayla karşılandı. Hiristiyan topluluklar, her konuşması "Inşallah ve Elhemdilillah"la biten Mısırlı göçmen Müslümanı, Trump adayının yerine senatör olarak seçtiler. Türkiye'nin iki kişiyi bir araya getirme yeteneği olmayan boş ve kibirli insanları Amerikan seçimlerini değerlendirirken: "Demokrat veya Cumhuriyetçi; hepsi aynı" diyorlar. Zenciyi vali, Müslümanı Senatör, Afrikalı sosyalist Müslümanı New York Belediye başkanı seçen Amerika daki değişiklikleri göremeyen ahmaklık, "aaa Kürtler başka bir dil konuşuyor; konuşmasınlar" demeye devam ederken hem kendilerini hem ülkeyi tüketecekler. Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi'nin yeni başkanı olması beklenen Demokrat Kongre üyesi Robert Garcia, seçim sonuçlarının ardından Cumhuriyetçilere ve Trump yönetimine iki kelimelik bir mesaj gönderdi: "Lawyer up! (Avukatlarınızı hazırlayın!)"
1
3
49
1,093