Bir dakika bile ezilmedik, bir dakika bile çekinmedik. Tavır maçıydı, tavrımızı net bir şekilde gösterdik. Takımdan razıyım. Gurur duyuyoruz sizinle.Onlar takım sen KİMLİKSİN.
#GSvAMD
Skor tabelasında 4-3 mağlup olmuş olabiliriz
ama sahada gösterdiğiniz mücadele, yürek ve karakter her şeyden daha değerliydi!
Amedspor, yalnızca bir futbol takımı olmadığını;
inancıyla, ruhuyla ve mücadelesiyle neleri başarabileceğini bir kez daha gösterdi.
Son düdüğe kadar vazgeçmeyen, formanın hakkını veren tüm futbolcularımıza ve tribünde yüreğiyle takımının yanında olan taraftarlarımıza teşekkürler.
Teşekkürler Amedspor! ❤️💚❤️💚
#GSvAMD
🤲 Bismillahirrahmanirrahim!
Ya Rabbi, mübarek cuma günü hürmetine Amedspor'umuza galibiyet nasip eyle. Futbolcularımızın ayağına güç, kalecimizin eline mıknatıs ver. Rakibin şutlarını dağlara taşlara gönder, bizimkileri doksana gönder! 😂♥️💚
Kürtlerle yan yana gelme korkusu..
Zülfü Livaneli’nin Diyarbakır’da kendisine sunulan Amedspor atkısını, gelen tepkiler üzerine "Ben takmadım, boynuma doladılar" diyerek apar topar reddetmesi, sıradan bir refleks değil; Türkiye’deki sol-sosyal demokrat aydın tipolojisinin tarihsel ikiyüzlülüğünün ve ilkesizliğinin açık bir resmidir. Bir halkın misafirperverlik ve aidiyet göstergesi olarak sunduğu en masum sembol karşısında panikleyen bu tutum, entelektüel sorumluluk iddiasının konjonktürel korkulara nasıl kurban edildiğini göstermektedir. Amedspor atkısını vebadan kaçar gibi üzerinden atmaya çalışan bu yaklaşım, yıllarca adalet ve özgürlük retorikleriyle örülen prestijin, egemen sistemin kırmızı çizgileriyle karşılaştığı ilk anda nasıl kâğıttan bir kaplana dönüştüğünü kanıtlamaktadır.
Türkiye’deki egemen aydın ve siyasetçi profilinin Kürt gerçekliğiyle kurduğu ilişki, sistemik bir kaypaklık üzerine kuruludur. Bu çevreler, belirli dönemlerde sergiledikleri birkaç yüzeysel sembolik jestle entelektüel sorumluluklarını yerine getirdiklerini varsaydılar her zaman; fakat işin özüne asla temas etmeyen bir illüzyon üretip durdular. Oysa Kürt halkının tarihine, diline, kurumlarına, kimliğine ve özgürlük taleplerine sıra geldiğinde sergilenen tutum doğrudan bir kaçıştır. Kürt varlığını ana akım siyasetin ve devlet ezberlerinin belirlediği sınırlar dâhilinde kabul edilebilir bulan bu zihniyet, bu sınırların zorlandığı ilk an felç olmaktadır. Aydın kimliğini tehlikesiz alanlarda bir süs gibi taşıyan bu yapı; Amedspor atkısında simgeleşen halk aidiyetini bir onur olarak kucaklamak yerine, kendi siyasi ikballerini ve konfor alanlarını koruma pahasına Kürt toplumuyla arasına mesafe koymayı seçmektedir.
Barışın ve sivil siyasetin yeniden konuşulduğu bir dönemde dahi Kürt meselesine ilişkin yerleşik korku sınırlarının aşılamaması, aydın sorununun derinliğini gözler önüne sermektedir. Silahların devreden çıkarılmasını savunan, demokratik çözümden söz eden, fakat Kürtlerin kimliğiyle ve siyasal iradesiyle sivil alanda görünür olmayı sakıncalı bulan bir anlayışın barışla kurduğu ilişki baştan sakattır. Çünkü bu yaklaşım, çatışmanın sonuçlarından rahatsız olurken çatışmayı besleyen inkâr ve tahakküm zihniyetine dokunmamaktadır.
Bir fikrin arkasında durmanın gerçek ölçüsü, o fikir övgü toplarken değil, tepki ve baskı yarattığı andaki tutumdur.
Bir kral, halkı için görkemli bir yol yaptırdı. Ancak yolu açmadan önce bir yarışma düzenledi: “Bu yoldan en güzel geçen kişiyi ödüllendireceğim.”
Yarışma günü herkes en güzel kıyafetlerini giydi. Kimileri süslü arabalarıyla geçti, kimileri maharetlerini sergiledi. Fakat yolun ortasında büyük bir taş yığını vardı. Geçen herkes bu engelden şikâyet etti. Hiç kimse taşı kaldırmayı düşünmedi.
Akşam olduğunda, üstü başı toz içinde yaşlı bir adam kralın huzuruna çıktı. Elinde altın dolu bir torba vardı.
“Efendim,” dedi, “yoldaki taşları kaldırdım. Benden sonra gelenler zorlanmasın istedim. Taşların altında bu altınları buldum. Herhâlde size aittir.”
Kral gülümsedi: “Hayır, o altınlar senin. Çünkü yarışmayı sen kazandın.”
Yaşlı adam şaşkınlıkla sordu: “Ama ben herkesten geç geldim. Üstelik ne güzel kıyafetlerim ne de gösterişli bir arabam vardı.”
Kral ayağa kalktı ve şöyle dedi:
“Diğerleri bu yoldan geçmek için yarıştı. Sen ise senden sonra geleceklerin yolunu açtın. Onlar yalnızca kendilerini düşündü, sen hiç tanımadığın insanları da düşündün.”
İşte ahlakın en sade ölçüsü budur. İnsan, yalnızca kendi hayatını kolaylaştırdığı için erdemli olmaz. Başkalarının yükünü hafiflettiği ölçüde insanlığını yüceltir.
Trump ve çetesi kendilerini rezil eden bir yenilgi aldı. ABD ara seçimlerinde Senato’da Demokratlar 53, Cumhuriyetçiler 40; Temsilciler Meclisi’nde Demokratlar 203, Cumhuriyetçiler 115 sandalyeye ulaştı. Bu şu anlama geliyordu; Amerikan ılıman solu Demokratlar, sağcı Cumhuriyetçi partinin kalelerine girerek Trump'ı "topal ördek" yaptılar.
Bir şey daha oldu: Ara seçimlerin en dikkat çekici sonuçlarından biri Michigan’dan geldi.
Demokrat Parti’nin solcu kanadından Abdul El-Sayed, Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers karşısında zaferini ilan etti.
Mısır kökenli Müslüman bir ailenin çocuğu olan El-Sayed, ABD Senatosu’na giren ilk Müslüman siyasetçi olarak tarihe geçecek.
El-Sayed’in seçim gecesi yaptığı konuşmada dini kimliğini açıkça vurgulaması ve ABD’nin dış politika harcamalarını eleştirmesi dikkat çekti.
“İnşallah, artık Elhamdülillah oldu,” dedi.
Zafer Demokrat Partinindi; ancak asıl zaferi Amerikan yurtseverleri (America First, gayriresmi partisi) kazanmıştı. Amerikan halkı, Trump ve çetesini ezip geçmişti.
Bu satırları yazarken Trump'ın Suriyeli Kürtlere yaptıkları aklıma geldi. Amerika, İŞID'in Kürtlere saldırısını bahane ederek Suriye'ye girmiş; Trump daha sonra Kürtleri așağıdan El Şara, yukarıdan Türk ordusunun insafına bırakıp kaçmıştı. Suriye Kürtlerine yapılanları hatırlatmakla morelinizi bozmayayım; hayatını kaybetmiş Kürt kadınlarının binalardan nasıl aşağı atıldıklarını ve saç örgülerinin nasıl kökünden kesildiğini hatırlıyorsunuz.
Bunlar olurken sadece siz ağlamıyordunuz; Amerikan'ın demokrat partili kongre üyelerinden ağlayanlar çoktu. Gece kongrede, Kürt halkına yapılan zulüm görüntüleri izletilirken, amerikan kongresinin üyelerinin çoğunun gözleri yaşlıydı.
"Kürtlere bunu yapmamalıydık," diyorlardı.
Mazlumun ahı Trump'ın burnundan fitil olup geldi. Kongre ve senato tarafından kuşatılmış "topal ördek"e döndū. Topal Ördek kavramı Amerika'da senato ve Kongrede çoğunluğu yitirmiş başkanlar için kullanılır. Trump ve Tom Barrak çetesini soruşturmanın önü açıldı.
Trump şahsında Amerikan sağcılığı kaybederken; Trump ve çetesine uşaklık yapan diğer sağcı, milliyetçi ve dinci liderlerin de bu dünyadan elenme süreci başlayacak. Trumpsız bir dünya daha güvende olacak.
Trump, kalan son iki yıllık başkanlık süresini boğazını sıkacak senato ve Kongrenin pençesinin altında geçirecek. Amerikan sistemi başkanlara önemli yetkiler sunuyor; ancak Trump atacağı her adımı avukatlarıyla atacak. Amerikalı yargıçların elleri Trump'ın kirli yakasında olacak.
İşte böyle bay Trump; sana bağlı Orta Doğu çetelerinin satıp ortadan kaybettikleri silahları Kürtlere verdim diyecek kadar aşağılık biriydin. Orta Doğu'nun en mazlum halkını dünyanın en çirkin güçlerine vurdurtuyordun. Amerikan tarihinin en ağır tsunamisi geçti üstünden.
Hala şokta olan Cumhuriyetçi Parti yetkililerinden bazıları seni kast ederek:
"Bu manyak bize rezil bir yenilgi
yaşattı" diyorlar.
Dünyanın her yerinde mazlumlarla uğraştın; mazlumların gözyaşları ve ahı Amerikan halkının oylarıyla seni içine alan bir çöp torbasına dönüştü.
Trump serserisine dayalı tehlike tam geçmiş değil; iki yılı var. Ancak insanlık bu iki yılı atlatmayı bilecektir.
Daha temiz ve daha adil bir dünya ve ülke isteyen resimdeki adalet kovboyu Amerikalı kadınlara, selamlarımızı gönderiyoruz. Bir çeteyi ezip geçtiler..Hasan bildiricı.
Amerikan seçimlerinin Türkiye ve dünyaya etkisi būyük olacak. Trump'ın "Vatan, millet, Washington" sloganı tutmadı. İnsanlar ahlak ve dürüstlük istediler. Trump'ın "her yetişkine beş bin dolar" vaadi işe yaramadı. Amerikalı yurttaş, parayla satın alınmayacağını oylarıyla gösterdi. Trump'ın son anda "İsrail'e yapılan yıllık 4 milyar parayı keseceģim" demesi, Müslüman Amerikalıları ve İsrail karşıtlarını hiç etkilemedi. Trump'ın Demokrat Partili senatör adayı El Seyad için terörist demesi, göçmeni az Michigan eyaletinde sadece alayla karşılandı. Hiristiyan topluluklar, her konuşması "Inşallah ve Elhemdilillah"la biten Mısırlı göçmen Müslümanı, Trump adayının yerine senatör olarak seçtiler.
Türkiye'nin iki kişiyi bir araya getirme yeteneği olmayan boş ve kibirli insanları Amerikan seçimlerini değerlendirirken:
"Demokrat veya Cumhuriyetçi; hepsi aynı" diyorlar.
Zenciyi vali, Müslümanı Senatör, Afrikalı sosyalist Müslümanı New York Belediye başkanı seçen Amerika daki değişiklikleri göremeyen ahmaklık, "aaa Kürtler başka bir dil konuşuyor; konuşmasınlar" demeye devam ederken hem kendilerini hem ülkeyi tüketecekler.
Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi'nin yeni başkanı olması beklenen Demokrat Kongre üyesi Robert Garcia, seçim sonuçlarının ardından Cumhuriyetçilere ve Trump yönetimine iki kelimelik bir mesaj gönderdi:
"Lawyer up! (Avukatlarınızı hazırlayın!)"
C.tesi GS Amedspor maçı var 3 ihtimalli maçtır,olurda yenildik sakın AMEDSPOR a eleştri hakaret yapmayalım sonuna kadar destek verelim🙏🏻🙏🏻🙏🏻
Amedspor kimliğimizdır...
Kalbim, Trump'ın seçimi kaybetmesi için atacak. O kaybederse, Amerikan diplomasisinin en kirli şahsiyetsizi Tom Barrak da kaybedecek. Tom Barrak ve Trump'ın Orta Doğu'da düzenledikleri Kürt karşıtı tezgâhlardan kaç milyar dolar servet edindiklerini bilmiyoruz. Eski SDG sözcülerinden Ferhad Şami, geçtiğimiz günlerde Tom Barrak için şöyle bir açıklama yapmıştı:
"Kürtlere, Alevilere ve Dürzilere yönelik katliamların arkasındaki isim olan Tom Barrack, şantaj, karanlık anlaşmalar, tehdit ve baskı yoluyla dayatmalar üzerine kurulu kirli bir diplomasi anlayışını temsil ediyor.
Barrack’ın Suriye’deki ilişkileri ve anlaşmaları sonsuza kadar gizli kalmayacak. Bir gün, perde arkasında yürüttüğü ilişkilerin, kapalı kapılar ardında yaptığı anlaşmaların ve Suriye’de çatışmaları körükleyerek kan dökülmesine yol açmadaki rolünün gerçek yüzü açığa çıkacak”
Tom Barrak ve Trump Türklere ve Kürtlere aynen bunu yaptı. Yukarıdan Türk ordusu, aşağıdan İslamcı orduların arasında Kūrtleri ölüme terk ettiler. Kürtler tūmden ölmeyi göze aldıklarında ise Tom Barrak bu sefer Kürtleri alttan alarak bugünkü tabloyu ortaya çıkarttı. Bölge devletlerinin para ödeyerek Trumpa çizdirdiği tablonun özeti şu:
"Kürtler Kürt olarak yaşayabilir. Ancak nasıl yaşayacaklarına başkaları ve Şam karar verecek."
Ben ortak bir yaşama, hakların bir arada huzur içinde olmasına karşı değilim. Savunduğum da bu. Ama her yeni düzenlemede Kürtlerin nasıl yaşayacağına; ne kadar Kürtçe yazıp çizebileceklerine; hangi renkleri sevip sevmeyeceklerine; huzur ve mutluluk derecelerine başkaları karar veriyor. Trump ve Tom Barrak'ın bölge devletlerinden yüksek paralar alarak kurdukları düzen de bu.
Kürtlerin yokluğu üzerine tertiplenmiş yeni bir Orta Doğu. Işte bu da tutmayacak.
İstanbul'da Baro başkanı seçilen Kocatopsakal ne diyordu:
"Düşünebiliyor musunuz meslektaşlarım. Baro sitesinde Kürtçe cümle bile yer aldı."
Çünkü Suriye ve İran Kürtlerine öngürdükleri de buydu.
Peki Tom Barrak ve Trump Türklere ne yaptı? Kürtleri ve Türkleri on seneden fazla Suriyede çatıştırdı. Türkiye'yi ABD çıkarları için Orta Doğu'nun dozer olarak kullandılar. Sonra Şam'ı altın tepside İsrail namlularına teslim ettiler. El Şara, hücreden avlu gezintisine çıkan bir esir gibi. Saray'dan Şam çarşısına İsrail izin verirse çıkıyor.
Donald Trump’ın görev süresinin ortasında gerçekleşecek seçimlerde, Kongre’nin alt kanadı Temsilciler Meclisi’ndeki 435 sandalyenin tamamı ile üst kanadı Senato’daki 100 sandalyenin 35'i için oy kullanılacak.
Ayrıca 36 eyalette valilik seçimi yapılacak ve çok sayıda eyaletin yasama organlarının üyeleri ve yerel yöneticileri de belirlenecek.
Trump ve partisi bu ara seçimleri kaybederse; geriye kalan iki yıllık başkanlık süresini bir korkuluk gibi tamamlayacak. Suç tespit edilirse az bir ihtimal de olsa görevden alınacak. Kongre ve senato Trump kararlarını veto edecek; kongre ve senato kararlarını da Trump veto edecek. İki yıllık bir it dalaşının ardından böylece Trump ve onun çerçisi Tom Barrak çöp olup gidecek.
Kalbim, Ortadoğu'da Kürtlere yapılan zülüm ve zorbalığın bütün kapılarını açan bu ikiliyi yeneceklerin yanındadır. Kalbim, toplumları çatıştırarak bundan para kazanan savaş simsarlarının rezil olmasından yanadır. Nihayi adalete inananlardanım. Gecikmiş de olsa adalet sonunda adaletsizlerin, onlar ölmüşse onların çocuklarının burnundan fitile olup gelecektir.










